Teknoloji, tavsiye, deneyimler ve ilgimi çeken diğer konular...

03 Mayıs 2017

Damarlarımıza gezebilen mikro robotlar hastalıklarımızı tedavi edecek

Digital Age tarafından bu yıl 11’incisi düzenlenen Digital Age Summit, birinci gününde Oxford Matematik Profesörü Marcus du Sautoy, Accenture Digital Interactive Stratejik Tasarım ve Oyunlaştırma Danışmanı Jasmin Karataş, Max-Plank Institute Direktörü, nanoGriptech Kurucusu Prof. Dr. Metin Sitti gibi teknoloji ve insan hayatının birbirini nasıl etkilediğine ışık tutan önemli isimleri ağırladı.

Bu yıl Serdar Kuzuloğlu moderatörlğünde “Digital Humanization” temasıyla gerçekleşen Digital Age Summit 2017’de yapay zekadan robotlara, otonom araçlardan akıllı teknolojilerin sektörel etkilerine kadar teknolojinin geldiği noktanın insanın hayatına olumlu etkileri ele alındı. Sabah pilates seansıyla başlayan Digital Age Summit 2017’de kahve araları da “iyi yaşam için kısa bir mola” temalı sürprizlerle renklendi. Zirvenin “İyi Yaşam Elçisi” Dilara Koçak da sağlıklı yaşam tüyoları verdiği YouTube canlı yayınıyla fark yarattı.

Etkinliğin ilk gününün ilgi çeken isimleri Oxford Üniversitesi Matematik Profesörü Prof. Dr. Marcus du Sautoy, Accenture Digital Interactive Stratejik Tasarım ve Oyunlaştırma Danışmanı Jasmin Karataş ve Max Planck Institute Direktörü, Carnegie Mellon University Öğretim Üyesi, nanoGriptech Kurucusu Metin Sitti oldu.

Etkinliğin öne çıkan anlarından biri de Türk Telekom Pazarlama İletişimi Direktörü Gelincik Orhan ve Ronaldo reklamlarından tanıdığımız Ümmiye Koçak’ın sohbeti oldu. “Sen yeter ki hayal @” isimli panelde Ümmiye Koçak hayallerini nasıl gerçekleştirdiğini anlatarak dinleyicileri hem kahkaha hem göz yaşlarına boğdu.

Hissiyat anlamında makineler insanlar gibi davranabilir mi?

Son birkaç yılda insan ve dijital etkileşim açısından oyunun ciddi anlamda değiştiğini vurgulayan Oxford Üniversitesi Matematik Profesörü Prof. Dr. Marcus du Sautoy, algoritmaların hissiyat anlamında makinelerin insanlar gibi davranıp davranamayacağı sorusunu yanıtlamaya çalıştığını belirtti. Du Sautoy’un “Algoritmalar: Modern Yaşamın Sırları” başlıklı sunumuna göre algoritmalar binlerce yıldır kullanılıyor ancak önemli olan, yöntemlerin incelenmesi ve bir yöntemin ne zaman, ne için kullanıldığını anlamak. Du Sautoy, algoritmaların nasıl işlediğini seyirciler arasından gönüllülerle, kadınların erkek seçimi üzerinden gösterdi. Bu algoritma, her iki tarafın da iyi sonuçlar elde edebilmesi için bugün hastaneler tarafından kullanılıyor ve eskiden stajyer doktorlar hastaneleri seçerken, bugün hastaneler stajyer doktorlara teklifte bulunuyor.

Oyunlaştırma, World of Warcraft ile başladı

Accenture Digital Interactive Stratejik Tasarım ve Oyunlaştırma Danışmanı Jasmin Karataş, dijital oyunlaştırmanın 2012 yılında, tek bir devrim niteliğindeki oyunla başladığını dile getirdi: World of Warcraft. Karataş, insanoğlunun evrimine bakıldığında 5,6 milyon yıldır oyun oynandığını ancak önemli olanın bunun nedeninin bulunması olduğunu belirtti. Gerçeğe erişmemizi sağlayan oyunlaştırmanın ne olduğunu sorgulayan Karataş, “Oyunların motive edici yanı, zorlayıcı olmaları. Esasında bütün bunlar bizimle bağlantılı, motivasyon ve davranışla ilgili. Bu nedenle bizim motivasyonun ne olduğu ve değiştirmek istediğimiz davranışı belirleyerek oyun tasarlamamız gerekiyor. Bunu da insanların kendisine sormalıyız. İnsanların ne için, ne uğruna uğraştıklarını tespit ederek, oyun tasarımını dikkatli bir şekilde yapmalıyız” dedi.

Damarlarımıza gezebilen mikro robotlar hastalıklarımızı tedavi edecek

Damarlarımıza gezebilen mikro robotlar hastalıklarımızı tedavi edecek

Max Planck Institute Direktörü, Carnegie Mellon University Öğretim Üyesi, nanoGriptech Kurucusu Metin Sitti, “Akıllı Minyatür Robotlar ve Tıbbi Uygulamalar” başlıklı sunumunda tıp alanında kullanılmak üzere geliştirilen küçük robotlardan bahsetti. Son 20 yıldır en büyük başarının insanları kesmeden ameliyat yapan sistemlerin olduğunu vurgulayan Sitti, robotların tedavi süresini ve riski azaltmak üzere, doktorlara yardımcı olacak şekilde tasarlandığını söyledi. Sitti, “Şu ana kadar 300 milyondan fazla operasyon bu robotlarla yapıldı. İnsanların midesinde, bağırsağında gezebilen bu robotlar doktorların ulaşamadığı bölgelere ulaşabiliyor ve insanlara zarar vermeden işlem yapabiliyorlar. Amacımız, gözle görülmeyecek kadar küçük, zarar vermeden vücudun çok küçük alanlarına girebilecek robotlar geliştirmek” dedi.

Öğleden sonraki oturumlar da Ciner Grubu, Bilgi Grubu Başkanı ve IAB Başkanı Dr. Mahmut Kurşun’un moderatörlüğünde Marka Güvenliği paneliyle başladı.

Digital Age Summit 2017’nin ilk gününde büyük ilgi gören workshop’lar da Jasmin Karataş ile “Gamification in a Box,” “Yapı Kredi Future Hub” ve “Chatbotlar ve Omnichannel Stratejisi” etkinlikleri oldu. “Etkili Influencer İşbirlikleri için Yol Haritası” paneli de katılımcılardan yoğun ilgi gördü.

Digital Age Summit 2017’nin ikinci gününde sunum yapacak isimler arasında Xerox Parc CEO’su Dr. Tolga Kurtoğlu, Atombank CEO’su Mark Mullen, Hello Group Kurucu ve CEO’su Jakob Langemark ve MadiamaktSaturn Retail Group CDO’su Martin Wild olacak.

29 Mart 2017

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi
Dünya çapında yaklaşık 45 milyon çift kısırlık sorunu yaşıyor ve bunların yüzde 40’ını erkek kısırlığı oluşturuyor. Amerikalı bilim adamları, erkekler için son derece stresli bir test olan sperm testini daha basit bir hale getirmek için akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirdi. Yakın zamanda laboratuvara gitmeden sperm kalitesini birkaç tıklama ile test etmek mümkün olabilecek. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, bu testlerin hastaları ve doktorları yanlış yönlendirip tedaviyi geciktirme olasılığına karşı şimdilik temkinli yaklaşmanın daha doğru olacağı görüşünde.

GEBELİK TESTİNDEN YOLA ÇIKILARAK GELİŞTİRİLDİ 
Science Translational Medicine’da yayınlanan çalışmanın sonucunda, bu cihazın 350 denek üzerinde yüzde 95 güvenilirlikle sonuç verdiği ve prototip aşamasında olduğu bildirildi. Bu yöntem, eczanelerde satılan basit gebelik testlerinden yola çıkılarak geliştirildi. Akıllı telefona adapte edilecek bir aksesuarın içindeki mikroçip yardımıyla içine konacak sperm örneği özel bir yazılım sistemiyle analiz edilebilecek. Sistem, sperm sayısı ve hareketliliğini analiz etmek için spermlerin videosunu beş saniye içerisinde kaydedecek. Yapılan analizlerin, Dünya Sağlık Örgütü’nün sperm kalitesi kriterlerine uygun sonuç verdiği de bildirildi.

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi

Akıllı telefonla erkek doğurganlığını ölçebilen bir sistem geliştirildi


TEKNOLOJİK AÇIDAN ÇOK BÜYÜK BİR BAŞARI
Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “Bu tarz yeni nesil teknolojik testlere güvenebilir miyiz?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Gelişen teknoloji kişilerin kendi kendilerine birçok şeyi yapabilmelerine imkan sağlıyor. Gelinen noktada laboratuvar testlerinin belirli kriterlerinin kurallar çerçevesinde cep telefonu gibi herkesin sahip olduğu bir cihaza kadar indirgenebilmesi teknolojik açıdan çok büyük bir başarı. Yapılan testlerde güvenilirlik derecesinin yüksek bulunması da zaman içerisinde yapılacak iyileştirmeler ile daha uygun hale gelecektir. Fakat bu sonuçları bir hekimin yorumlaması, tedavinin planlamasında önemli rol oynar.”

LABORATUVARLAR UZUN YILLAR DAHA OLACAK 
Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “Günümüzde laboratuvar teknolojisi ve yapılabilen test çeşitliliği göz önüne alındığında bu basit testler dışında laboratuvarlara ihtiyaç duyulmayacak bir dönemin yaşanmasına daha uzun yıllar olduğunu düşünüyorum” diyor.

HASTALAR SONUÇLARI KENDİLERİ YORUMLAMAMALI 
Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “İnfertilite konusu, doğru teşhislerin doğru zamanda konarak zaman kaybedilmeden tedavilerin planlanması açısından önemli noktalar içerir. Tedavilerin yönlendirilmesi için en temel testlerden olan spermiogram ve hormon testlerinin hızlı ve doğru bir şekilde çalışılması ile hastalara ekonomik katkı ve zaman kazandırılması söz konusu olur. Hastaların elde ettikleri sonuçları kendilerinin yanlış veya eksik yorumlamaları veya olası teknolojik yanılmalar; bizleri de yanlış yönlendirebilir. Bu ihtimalleri göz önüne aldığımızda henüz gelişmekte olan bu teknolojiye şimdilik temkinli yaklaşmak ve zaman içerisinde çalışmaların sayısındaki artışı değerlendirmekte fayda olduğunu düşünüyorum” dedi.

14 Temmuz 2016

Cepteki telefon spermleri pişirip kısırlık yapıyormuş

cep telefonunu pantolon cebinde taşıyan erkeklerin %47’sinde sperm sayısı azalıyor
Gün içinde cep telefonunu pantolon cebinde taşıyan erkeklerin %47’sinde sperm sayısı azalıyor. Testislere yakın taşınan cep telefonları gebe kalmayı güçleştiriyor.

İsrail’deki Haifa Teknik Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, cep telefonlarının aktif olarak yüzen sperm sayısını ve sperm kalitesini azalttığı, bunun sebebinin de elektromanyetik aktiviteden kaynaklanan ısı artışı olduğu saptandı.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, erkekleri yakından ilgilendiren araştırma hakkında şu bilgileri verdi:“Çalışmada üreme kliniğine başvuran 100’den fazla erkek izlendi. Bu erkekler telefonlarını kasık bölgesine yakın taşıyorlar, telefonla şarj olma esnasında konuşuyorlar ve gece uyurken telefonlarını yattıkları yerin sadece birkaç santim uzağına bırakıyorlardı.

Özellikle Batı’da, erkekler arasında sperm kalitesinin azalması bariz olup, çiftlerin % 40’ında çocuk sahibi olma konusunda da problemler çıkmaktadır. Üreme kapasitesindeki azalma ile cep telefonu kullanımı artışı arasındaki bağlantı anlamlı bulunmuştur.”

Bağlantı: http://www.drbetulgorgen.com

11 Haziran 2016

Basit ama etkili alternatif tedavi yöntemi Refleksoloji

Basit ama etkili alternatif tedavi yöntemi Refleksoloji
Refleksoloji çoğunlukla ayak olmak üzere el ve kulaklara masaj ve baskı uygulanarak yapılan bir alternatif tedavi metodu. Belirli bölgelere yapılarak vücudun çeşitli organlarını iyileştirmeye yönelik olarak uygulanır. Ayaklara uygulanan özel masaj hareketleri ile bedenin belli alanlarında toplanan enerjiyi dağıtarak vücudun kendi kendini tedavi etme yeteneğini harekete geçirme yöntemi olarak tanımlanabilir. Hemen hemen tüm rahatsızlıklar için kullanılabilir.

Refleksoloji, bugün destekleyici ya da tamamlayıcı tedavi dediğimiz tedaviler arasında yer almaktadır. Refleksoloji sinir noktalarını belirli tekniklerle uyarmanın ortaya elektrokimyasal mesajları çıkardığını bununda nöronların yardımı ile ilgili organı uyardığını savunur.

Bunun yanısıra psikolojide özellikle panik atak ve depresyon hastalığının tedavisinde destekleyici olarak uygulanmakta olup, başta Rusya ve Amerika'daki engelliler üzerinde özellikle otistik ve spastik engelli çocuklar ile felçli hastalar olmak üzere birçok engel grubunda ciddi gelişmelerin ortaya çıkması sebep olmuştur.

Ayak ve el refleksolojisi belli noktaların manuel uyarılarak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır. En yaygın uygulanan ise ayak refleksolojisidir.

Yukarıda detaylı verilerin noktalardan ziyade Sağlık Bakanlığının burada verdiği aşağıdaki resim en çok lazım olan noktaları göstermektedir.
Çok az bir eğitimle veya hiçbir eğitim almadan bazı rahatsızlıkları yukarıdaki noktalara parmaklarınız ile ovarak sizlerde iyilştirdiğinizi görebilirsiniz. Tabi ki bu profesyonel olarak yapıldığında daha etkili sonuç alınır.

Ağırlıklı ayaklara yapılan masaj ve baskıdan ziyade ellere ve kulaklara da uygulanır. Aşağıda el ve kulaklar için etkili noktalar görülmektedir.

Refleksoloji hakkında uzman değilim ama kendi işimi görecek kadar bilgim var. Daha detaylı bilgi için araştırma yapabilirsiniz. Son söz olarak şunu söyleyebilirim. Refleksoloji noktalarını bildiğinizde kendinizde bu noktalara masaj yaparak bir çok rahatsızlığınızı giderdiğinizi veya rahatlama hissettiğinizi göreceksiniz. Vücuttaki tüm sinirler ayaklarda sonlandığı için ağırlıklı ayaklara yapılır. Günümüzde Refleksoloji Merkezleri de açılmaya başlandı. İşin uzmanı tarafından yapılacak masaj ve baskılarla ciddi sorunlarınıza çözüm bulabilirsiniz.


Refleksoloji Tarihçesi

Refleksoloji, 5.000 yıl önce Çin'de doğdu. Batı'da bu yüzyılın başına kadar hiç bilinmiyordu. Refleksolojinin tarihçesini tüm ayrıntılarıyla açıklığa kavuşturacak belgeler günümüze kadar ulaşmamıştır.Mısır Saggara’daki M.Ö 2330’dan kalma bir mezarda iki kişi el ve ayaklarına masaj yapılırken resmedilmiştir. Bu resmin hiyeroglif yazısına göre:Hasta, ”Beni incitme” derken, terapist “Sana öyle davranacağım ki, bunun için bana şükredeceksin” karşılığını vermiş.

Refleksoloji günümüzde bir Amerikalı kulak-burun-boğaz doktoru olan Dr.William H. Fitzgerald tarafından yeniden keşfedilmiştir. Fitzgerald, bedeni, ayakta bulunan bazı basınç noktalarını kullanarak tedavi etme ihtimali üzerinde durdu. O, vücudun bazı bölgelerine sıkıca bastırarak veya masaj yaparak oldukça uzakta olan diğer bölgelerinde etki oluşturabileceğini keşfetti.

Doktor Fitzgerald çeşitli kurslar düzenlemiş ve bu teknikleri, uygulamayla ilgilenen kişilere öğretmiştir. Fitzgerald'ın öğrettiklerini 1930'larda geliştirip yalnızca ayak bölgesinde yoğunlaştıran ve geliştirenler ise fizyoterapist Dr.Joe Shelby Riley ve masöz Eunice Ingham olmuştur. Eunice Ingham ayağı inceleyerek -ayakta hassas bir nokta bulduğunda bu noktayı vücut anatomisi ile eşleştirerek- çok dikkatli bir şekilde ayaktaki alanların vücut organlarıyla olan ilişkisinin haritasını çıkartmıştır. Sonunda ayaklar üzerinde tüm vücudun haritasını oluşturdu. Eunice Ingham, başlangıçta bu terapiyi basın masajı olarak adlandırmış ama sonra refleksoloji adını vermiştir. Çalışmaları o kadar başarılı oldu ki, ünü yayıldı ve günümüzde ayak refleksolojisinin kurucusu olarak tanındı. Bugün İngiltere, Belçika ve Fransa'da refleksoloji eğitimi veren okullar kurulmuştur. Bir çok refleksolog, aynı zamanda doğal tedavi şekilleri olan osteopati, homeopati ve kiropratik ile de ilgilidirler.

Refleksoloji Hangi Hastalıklara İyi Gelir?

Refleksoloji, akupunktur gibi fonksiyonel hastalıklarda başarılıdır. Bir enfeksiyonu iyileştirmesi olası değildir ve fıtık, bağırsak düğümlenmesi veya kırık bacak gibi yapısal bozukluklar için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Zihinsel ve bedensel stresi azalttığı bilinmektedir. Son derece rahatlatıcı olabilir. Kas gerginliğini azaltır ve bu sayede lenf ve kan dolaşımını yükseltir. Bedenden toksinlerin atılmasını sağlar ve böylelikle vücudun içindeki şifa gücünü harekete geçirir. Refleksologlar, kabız, astım, stres halleri, mesane hastalıkları, başağrılarında, böbrek ve safra taşları gibi çarpıcı durumlarda iyi sonuç alırlar. Özellikle migrende refleksoloji ile iyi sonuç alınabilir ve sinir problemleri de kolayca halledilir.

Detaylı bilgiler için videoları izleyebilirsiniz.





21 Nisan 2015

Ödem ve şişkinliğin zerresini bırakmayan 8 yiyecek

Ödem ve şişkinliğin zerresini bırakmayan 8 yiyecek
Yaz kapımıza dayandı, diyet, detoks denince en havalı halini takınan umursamazların bile içini bir telaş kapladı. Diyetler, özel karışımlar, detoks kürleri gibi pek çok yöntem havada uçuşuyor. Ancak tüm gün çalışan ve özel malzemeler almak için çarşı pazar gezemeyen ya da buna bütçe ayıramayan birçok kişi bulunuyor. Yemek.com, işte bu dertlere son verecek pratik önerilerini derledi. Her evde bulunabilen, satın alındığında cüzdan yakmayan ancak kısa sürede etkisini gösteren bu yiyecek ve içecekler ile vücudumuzda ödem ve şişkinlikten eser kalmayacak.

Her zamanki gibi: Su
Bol bol su içmek, ödemlerden ve şişkinliklerden kurtulmanın birinci kuralı. Günlük 1,5 litre ve üzerinde su içmemiz gerekiyor. Ancak art arda tüketilen su vücut için zararlı olabilir. Su içimini güne yaymak en doğrusu.

Evin olmazsa olmazı: Yoğurt
Herhangi bir bakkaldan az yağlı yoğurt alabilir, hatta daha da güzeli yoğurdumuzu kendimiz yapabiliriz. Detoks içecekleri ve smoothielerin de vazgeçilmezi yoğurdun prebiyotik etkisi ödemlerden kurtulmaya yardımcı olacaktır.

Taptaze olacak: Salatalık
Salatalığın sağlık adına hazırlanan listelerde bulunmadığı şimdiye kadar görülmedi. İçerdiği su miktarıyla günlük su ihtiyacımızı da karşılamaya yardım ediyor; taze olduğunda mideyi rahatlatarak kendini ayrı sevdiriyor.

Yarım kase, tazecik: Maydanoz
Sabahları tüketilen yarım kase maydanoz en etkili besinlerden biri. Çekinmeden afiyetle yemeniz gerekenlerden yani.

Günde bir bardak: Yeşil çay
Bitki çayları içinde yeşil çayın yeri ayrı. Ancak bu harika çayı yüksek oranda tüketmemek gerekiyor. Aksi halde kalp çarpıntısına davetiye çıkabilir.

Marketten dilim dilim: Ananas
Doğal detoks olarak da adlandırabileceğimiz ananası market raflarında her mevsim bulabilmek mümkün. Ananası parçalara bölerek meyve suyu şeklinde de içebilirsiniz.

Kıpkırmızı: Nar ya da nar suyu
Taze nardan sıkılmış nar suyu, ödem attırıcı etkiye sahip. Fakat şeker hastalarının nar suyunu hangi oranda tüketmesi gerektiğini doktoruna danışarak öğrenmesi gerekiyor.

Potasyum zengini: Muz
Muz, içerdiği potasyum ile vücuttaki ödemleri yok etmeye kararlı bir dostumuz. Aynı zamanda vücudun ihtiyacı olan doğal şekerin alınmasını da sağlıyor. Muzun gizli gücü ise, vücudumuzun güzel kokmasına yardımcı olması.

Kulağa küpe diğer öneriler
Kızartmalar, kafein, gazlı içecekler, hazır soslar, tuz ve sodyum tüketimini de en aza indirmek ödem ve şişkinliklerden kurtulmada önemli fayda sağlayacaktır.

08 Ocak 2015

Vücudunuzda 24 saat boyunca neler olduğunu biliyor muydunuz?

Vücudunuzda 24 saat boyunca neler olduğunu biliyor muydunuz?

06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.

07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.

08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.

09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.

10.00 Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yüksek ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.

HAZIR CEVAPLIK SAAT

11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.

12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor.
Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.

13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.

14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).

HOŞ GELDİN ENERJİ

15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.

16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.

17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.

18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.

19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.

20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.

YEMEĞİ KESİYORUZ

21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.

22.00 Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.

23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.

TATLI RÜYALAR

24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.

01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.

02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.

03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.

04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.

05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

Kaynak https://www.facebook.com/yediverenyayinlar/photos/a.205725712824129.50848.205656882831012/815243758538985/

23 Mart 2013

182'den Alınan Hastane Randevuları Artık Mobil Cihazlardan da Alınabilecek

182'den Alınan Hastane Randevuları Artık Mobil Cihazlardan da Alınabilecek
T.C. Sağlık Bakanlığı’nın 182 kısa numara üzerinden verdiği hizmet artık cepte. Kısa adı MHRS Mobil olan Hastane Randevu Merkezi Mobil Uygulaması, mobil telefonlar ve tabletler için özel olarak tasarlanmış olup hem uygulamanın kendisi hem de randevu almak ücretsizdir.

MHRS Mobil uygulamasını kullanarak, Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastaneleri, ağız ve diş sağlığı hastaneleri ve merkezlerindeki istedikleri hekimden, istedikleri tarihe randevu alabilir, gidemeyecekleri randevularını iptal edebilir ya da randevu bilgilerini kontrol edebilirler.

MHRS Mobil uygulamasının yanı sıra internet üzerinden www.hastanerandevu.gov.tr adresi kullanılarak ya da ALO 182 MHRS Çağrı Merkezi aranarak da randevu alınabilmektedir.

Bilgi için: http://goo.gl/1Cs0z


Mobil uygulamalar

Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=tr.com.innova.fta.mhrs

Blackberry: http://hastanerandevu.gov.tr/Vatandas/Files/Haberler/MHRS.jad (Bu linki Blackberry cihazlarda kullanın)

iOS: https://itunes.apple.com/tr/app/mhrs-mobil/id589804718?mt=8

Sponsor

 Düzce Otel Hatipoğlu

Son Yorumlar