Teknoloji, tavsiye, deneyimler ve ilgimi çeken diğer konular...

15 Nisan 2019

Araştırma: Sağlıkta Robotlara Güven Var Mı?

Sağlıkta Robotlara Güven Yok
Dijital iş ve kültür dergisi Digital Age tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenecek Digital Age Summit 2019 öncesinde Poltio iş birliğiyle düzenlenen araştırmada “Nasıl Bir Gelecek?” başlığı altında geleceğe yönelik soruların cevapları araştırıldı. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yarısından fazlası “Önemli bir ameliyat konusunda bir insanın kontrolündeki robota güvenebilirim.” dedi.

Vakıfbank ana sponsorluğunda 16 Nisan 2019 Salı günü Uniq İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Digital Age Summit 2019 öncesinde sosyal anket platformu Poltio ile iş birliği yaparak özel bir araştırma yaptırıldı. 500’e yakın kişinin katıldığı araştırmada “Nasıl Bir Gelecek? - Teknolojiye Entegrasyon ve Beklentiler” başlığı altında teknolojinin geleceğine dair önemli sorulara cevap arandı. Verilen cevaplardan ise ortaya, teknolojinin bizi hem endişelendirdiği hem de hayatımızı kolaylaştırdığı ölçüde takdir edildiği ortaya çıktı.

“Önemli bir ameliyat olmanız gerekseydi cerrah bir robota mı güvenirsiniz, insana mı?” sorusuna araştırmaya katılanların yarısından fazlası “Bir insanın kontrolündeki robota güvenebilirim” cevabını verdi. Kadınların yüzde 55’i, erkeklerin yüzde 59’u robotikle insanın iş birliğine yani bir insanın kontrolündeki robota güvenebileceğini belirtti. Katılımcıların yüzde 23’ü ise “Canımı bir robota emanet edemem insana güvenirim” dedi.

Uzay kolonileri ve yapay zekâ kadınları erkeklerden daha çok heyecanlandırıyor 
 “Geleceğe dair teknolojik öngörüler arasında sizi en heyecanlandıran hangisi?” sorusuna erkeklerin yüzde 43’ü, kadınların ise yüzde 37’si “Yapay organlar ve sağlık teknolojileri” cevabını verdi. Araştırmada yüzde 24 ile uzay kolonileri ikinci sırada yer aldı. Araştırmaya göre uzay kolonileri ve yapay zekâ kadınları erkeklerden daha çok heyecanlandıran teknolojik öngörüler olarak öne çıktı. Kadınların yüzde 24’ü, erkeklerin ise yüzde 14’ü ‘Uzay kolonileri ve yapay zekâ’ dedi.

Yapay zekâ… Hem “tehlikeli” hem “heyecan verici”
Teknolojik gelişmeler konusunda gösterilen genel tavır yapay zekâda da değişmiyor. Her 10 kişiden 3’ü yapay zekâyı aynı oranda tehlikeli ve heyecan verici olarak yorumluyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 36’sı, erkeklerin ise yüzde 31’i yapay zekâyı tehlikeli bulduğunu söylerken; kadınların yüzde 30’u, erkeklerin ise yüzde 29’u heyecan verici olarak nitelendirdi.

Özel hayat konusunda kadınlar daha korumacı
“Gelişen teknoloji sizce iş hayatında nasıl bir değişim getiriyor?” sorusuna kadınların yüzde 29’u “İş hayatı ile özel hayat arasındaki sınırı kaldırıyor” şeklinde cevap verirken, erkeklerin yüzde 26’sı ise “İş hayatını her geçen gün kolaylaştırıyor” dedi. Gelişen teknolojinin iş hayatındaki değişimleri konusunda yapay zekânın ve robot teknolojisinin insanlar için tehdit oluşturduğunu düşünenler ile iş hayatını her geçen gün kolaylaştırdığını düşünenlerin oranı ise aynı.

Kripto paralar; hem var hem yoklar
Kripto paraların asla gerçek bir finansal aktör olamayacağını düşünenler ile önemli bir yeri olacağını ancak büyük bir değişim yaratmayacağını düşünenlerin oranı aynı ve %21’dir. “Kripto paraların geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, kadınların yüzde 25’i “Finanslar ürünler arasında önemli bir yeri olacak ancak büyük bir değişim yaratmayacak” dedi. Erkeklerin ise yüzde 26’sı “tek gerçek para birimi haline gelecek” cevabını verdi. Her 5 kişiden biri ise kripto paraların devletlerin ekonomik gücünü zayıflatıp bireyi güçlendireceğini belirtti.

Veri güvenliği konusunda atılması gereken çok adım var “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ardından markaların/şirketlerin bu konuda daha duyarlı hale geldiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna ise kadınların yüzde 48’i, erkeklerin de yüzde 42’si “daha dikkatli davranıyorlar ancak yeterli değil” şeklinde cevap verdi. Azımsanamayacak oranda bir kesim ise (%22) “Hiçbir değişim olmadı” diye belirtti.

Future For All” teması üzerinden, ortak bir gelecek inşası için teknoloji ve dijitalin rolünün masaya yatırılacağı Digital Age Summit, 16 Nisan 2019 Salı günü Uniq Istanbul’da gerçekleşecek. Digital Age Summit 2019’a katılmak ve etkinlik hakkında detaylı bilgi almak için digitalagesummit.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

25 Aralık 2018

indir.com ingilizce sayfası ile dünyaya açılıyor

indir.com dünyaya açılıyor

Türkiye'nin popüler yazılım, uygulama ve oyun indirme sitelerinden birisi olan indir.com olarak 2011 yılında Windows programları ile birlikte sektöre giriş yaptı. Daha sonra Mac, iOS ve Android içerikleri de kendi bünyesine katarak gelişimini sürdürdü. Başlangıçtan bugüne kadar ülkemizde ve dünyada popüler olan uygulamaları ve en güncel haberleri sunan Türkçe içerikler sundu. Güncel haberleri ve gündemi yakından takip edeceğiniz bir site halini aldı. Şimdi de daha da büyümek için artık indir.com dünyaya açılıyor!

indir.com dünyaya açılıyor!

İmza İnternet Teknolojileri'nin çatısı altında olarak yayın hayatına devam ettiği süre boyunca 22 bine yakın haber ve 81 binden fazla program ve uygulamaya yer verdi. Bununla birlikte güncel teknoloji haberleri ile de gündemi yakından takip etmeniz için uygun bir site halini almayı başardı. Daha da büyümek için için dünyaya da açılıyor. 1.000'in üzerinde program ve uygulamaya ait İngilizce içerikleri, Aralık 2018 tarihinden itibaren İngilizce bölümünde, yani https://en.indir.com adresinde bulabileceksiniz.

Aralık 2018 tarihinde yayın hayatına başlamış olan İngilizce site, kısa bir zaman içerisinde 10.000 İngilizce içeriğe ulaşmayı hedefliyor. Sitenin sahibi olan İmza İnternet Teknolojileri'nin Yönetici Ortağı olan Hasan Yaşar, yaptığı bir açıklamada; "Özellikle Türk girişimcilerin yurt dışına yönelik yazılımlarına ve uygulamalarına öncelik veriyoruz ve yabancı pazarlarda tanıtılmalarına katkı sağlamayı istiyoruz. Türk yazılım ve oyun sektörü yurt dışında ne kadar gelişirse, tüm sektörlerimizin bundan o kadar fayda sağlayacağını düşünüyoruz." şeklinde ifadelerini belirtti.

Hayırlı olsun. Yıllardır kullandığım sitenin böyle bir atılım yapması karamsarlıkların içinde sevindirici bir gelişme. Başarılar dilerim

13 Aralık 2018

Bilimle Gelecek İçin Seferberlik Sosyal Sorumluluk Projesi

Bilimle Gelecek İçin Seferberlik Sosyal Sorumluluk Projesi
Her yıl bir sosyal sorumluluk projesiyle iş birliği yaparak farkındalık yaratan MARKA Konferansı bu yıl da YGA ile Türkiye'nin dört bir yanındaki çocuklarımızı bilimle tanıştırmak için bilim seferberliği projesine destek oldu. Üç yıldır MARKA Konferansı’nın sosyal sorumluluk projelerine destek veren Kenan Doğulu'nun reklam filmini seslendirerek destek verdiği Bilimle Gelecek projesi kapsamında bir çocuğa 20 lira karşılığında bilim seti ulaştırılabiliyor. www.bilimlegelecek.com adresinden de bağış yapılabilecek kampanyaya MARKA 2018 boyunca yapılan bağışlar sayesinde 4500 çocuğa bilim seti ulaştırılacak.

Çocukları sanat ve teknolojiyle buluşturan proje: Art Maker Lab

Çocukları sanat ve teknolojiyle buluşturan proje: Art Maker Lab
İstanbul Modern, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) tarafından desteklenen, çocuklar ve gençler için bir öğrenme merkezini hayata geçiriyor.

Müzede özel donanımlara sahip bir mekânda çocuk ve gençlerle buluşan Art Maker Lab Öğrenme Merkezi, sanat alanının teknolojiyle bağına dikkat çekiyor. 18 Aralık’ta açılacak olan merkez çocuklara sanat çalışmalarında teknoloji kullanımına ilişkin bir perspektif sunuyor.

İstanbul Modern tarafından 7-15 yaş arası çocuk ve gençler için geliştirilen, tasarlanan ve uygulanan Art Maker Lab Öğrenme Merkezi, özel teknolojik donanımlarla sanat yapıtına, üretimine, yaratıcılığa ve keşfetmeye odaklanıyor.

Teknoloji kullanım alışkanlığının yaratıcı sanatsal deneyimlere yönlendirilmesine, üretken ve olumlu davranışlar geliştirilmesine katkıda bulunması hedeflenen Art Maker Lab’teki eğitim programlarında çocuklar; sanatçılar, yazılımcılar, tasarımcılar, mühendisler gibi çeşitli meslek gruplarından alanında uzmanlarla da buluşacak.

23 bin çocuk ve gence ulaşılacak

İstanbul Modern Genel Direktörü Levent Çalıkoğlu, müze içinde kendine ait bir mekânda konumlandırılan Art Maker Lab Öğrenme Merkezi’nin çocuklara teknolojiyi, yaratıcılığı ve hayal gücünü geliştirecek bir araç olarak tanıtacağını belirtti. Çalıkoğlu, “Sanat eğitimi temeline dayanarak özel teknolojik donanımlarla tasarlanan bu merkezimiz, çocuk ve gençlere ücretsiz olarak hizmet verecek. Projede 7-15 yaş arası 23 bin çocuk ve gence ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

İki farklı program

“Robotlar Sanat Yapar mı?” ve “Art Maker Lab Buluşma Etkinlikleri” adlı iki farklı eğitim etkinliğini içeren Art Maker Lab Öğrenme Merkezi programı, pazartesi günleri hariç, hafta içi her gün eğitim kurumları ve hafta sonları bireysel katılımcılar için ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Katılmak için sadece rezervasyon yaptırmak yeterli.

“Robotlar Sanat Yapar mı?”

Çalışmalarında sanat ve teknolojiyi buluşturan sanatçı Bager Akbay’ın önerileri ve tasarımlarıyla oluşturulan “Robotlar Sanat Yapar mı?” eğitim programı, “Şans Eseri Sanat, Şipşak, Ansızın Ben, Büyüyen Oyun Platformu ve Sihirli Kitap” başlıklarıyla beş ayrı deneyim alanını içeriyor. Bu uygulama alanlarında çocuklar sanatın teknoloji ile olan ilişkisini keşfediyor.

Art Maker Lab Buluşma Etkinlikleri

Art Maker Lab Buluşma Etkinlikleri ise çocukları mimarlar, mühendisler, tasarımcılar, sanatçılar ve bilim insanlarıyla bir araya getirmeyi amaçlıyor. Kısa bir söyleşi ile başlayan programlar, çocukların programın yürütücüsüyle birlikte teknoloji ve sanat arasında bağ kurmaya aracı olan kısa atölye uygulamalarıyla devam ediyor.

Art Maker Lab Buluşma Etkinlikleri’nin ilki ise 5 Ocak 14.00’te, “Robotlar Sanat Yapar mı?” programının danışmanı Bager Akbay’ın katılımıyla gerçekleşiyor.


Detaylı bilgi ve rezervasyon: 0212 334 73 41 veya egitim@istanbulmodern.org


İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen Art Maker Lab Öğrenme Merkezi projesi kapsamında hazırlanan bu yayının içeriği İstanbul Kalkınma Ajansı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın görüşlerini yansıtmamakta olup, içerik ile ilgili tek sorumluluk İstanbul Modern Sanat Vakfı’na aittir. 

2018 Yılı Google Arama Trendleri

2018 Yılı Google Arama Trendleri
Türkiye’de 2018’in dört farklı kategoriden oluşan Arama Trendleri listelerinde Yemek tariflerinde “Ziron”, İsimlerde geçtiğimiz yıl bir uçak kazasında hayatını kaybeden “Mina Başaran”, Dizilerde “Sen Anlat Karadeniz”, Genel kategoride ise sırasıyla “Dolar”, “Soyağacı-edevlet” ve “Dünya Kupası” ilk sıralarda yer aldı.

● 2018 yılında en çok aranan Diziler kategorisinde ilk üçte Sen Anlat Karadeniz, Çukur ve Ufak Tefek Cinayetler yer alırken, bu sıralamayı Bir Zamanlar Çukurova, Erkenci Kuş, Jet Sosyete ve Avlu dizileri takip etti.
● 2018’in lezzet trendleri hakkında ipuçları içeren Yemek/Nasıl Yapılır kategorisinde ise ilk üç sırayı Ziron ve Mıhlama gibi yöresel yemeklerin ardından sevilen tatlılardan Tiramisu aldı.


Türkiye’de 2018’de Yükselen Genel Aramalar
1 - Dolar
2 - Soyağacı-edevlet
3 - Dünya Kupası
4 - e-müfredat
5 - Seçim Sonuçları
6 - Bedelli Askerlik
7 - Seçim Sonuçları

 Türkiye’de 2018’de Yükselen Aramalar - İsimler
1 - Mina Başaran
2 - Arda Öziri
3 - Ali Koç
4 - Münir Özkul
5 - Cenk Tosun
6 - Timuçin Esen
7 - Muhterem Nur

Türkiye’de 2018’de Yükselen Aramalar – Diziler
1 - Sen Anlat Karadeniz
2 - Çukur
3 - Ufak Tefek Cinayetler
4 - Bir Zamanlar Çukurova
5 - Erkenci Kuş
6 - Jet Sosyete
7 - Avlu

Türkiye’de 2018’de Yükselen Aramalar- Yemek Tarifleri / Nasıl Yapılır?
1 - Ziron
2 - Mıhlama
3 - Tiramisu
4 - Pizza
5 - Brüksel lahanası
6 - Elma sirkesi
7 - Vişne reçeli

https://trends.google.com/trends/yis/2018/TR/

Year in Search Video: https://www.youtube.com/watch?v=6aFdEhEZQjE

Kripto Paranın Geçerli Olduğu İlk Alışveriş Portalı Intexplace

Kripto Paranın Geçerli Olduğu İlk Alışveriş Portalı Intexplace
İnsanlar, teknolojinin gelişmesiyle birlikte alışveriş alışkanlıklarının da değişmeye başladığı dönemleri yaşıyor. Özellikle internetin her eve girmesi artık mağaza dolaşarak yapılan alışverişi büyük ölçüde azalttı. Çeşitli alışveriş siteleri vasıtasıyla internetten verilen siparişler, hem vakit hem de enerji kaybına engel oluyor.

Son yıllarda adından oldukça söz ettiren ve hayatımızın bir parçası haline gelen kripto paralar, bazı alışveriş sitelerinde kullanılmaya başlandı. 2016 yılının Mayıs ayında açılan Intexplace, bu konuyu farklı bir bakış açısıyla ele alarak kendi müşterileri arasında Intexcoin’in geçerli olduğu güvenli bir alışveriş protalı olarak hizmet veriyor. Şu anda 400’ ün üzerinde mağaza ve binlerce ürünün yer aldığı site, Intexcoin’in kullanıldığı ilk sanal ticaret portalı konumunda bulunuyor.

Intexplace’in gelecekte Bitcoin ve Ethereum gibi bazı güvenilir kripto para birimlerinin yanına ülke para birimlerini de ekleyerek birçok farklı paranın kullanılabildiği bir e-ticaret portalı olmasını hedeflediklerini belirten Intexcoin CEO’su Erdoğan Köse sitenin işleyişini şu şekilde açıklıyor: “Ürün satacak olan kullanıcıların, öncelikle Intexplace’e üye olmaları gerekiyor. Ticaret yapmak istedikleri süreyi ( 1 ay, 3 ay, 6 ay ve 12 ay gibi ) seçerek sanal mağazalarını kiralayabilirler. Ödeme onayından sonra ticaret başlıyor. Üyelik onayından sonra diledikleri bir ismi ve logoyu kullanarak sanal mağazalarını açabilirler. Satacakları ürüne ait tüm açıklamaları, görselleri, kargo ve teslimata ilişkin tüm verileri en başta eksiksiz olarak girmelidirler. Şimdilik sadece Intexcoin ile satış yapabilirler. Gelecekte hangi para birimi ile satış yapacaklarını ya da oransal olarak kripto paraları ne kadar kullanacaklarını özgürce seçebilecekler. Bu kazandırılacak yeni özellik ile de alanında ilk ve tek olacak.

Alıcı konumundaki kullanıcılar ise alışveriş öncesi portalda özgürce gezinebilirler. Alışveriş yapmak istediklerinde ise Intexplace’ e üye olmak zorundadırlar. Daha sonra seçtikleri ürün ya da hizmetleri Intexplace üzerindeki arama motorunu kullanarak ya da mağazalar arasından gezerek sepetlerine koymak ve Intexcoin ile ödeme işlemlerini gerçekleştirmektedirler. Gelecekte eklemeyi planladığımız birçok kripto para ve devlet parası ile geniş kitleleri Intexplace’e çekeceğiz.

Ürün ya da hizmetlerin ödemeleri alıcı tarafından yapıldıktan sonra satıcı tarafından ürün ya da hizmetin kullanıcıya iletilmesi bunun takibinde alıcı konumundaki kullanıcının siparişini alması ve sistemde onay vermesinin ardından satış işlemi eksiksiz olarak tamamlanmaktadır. Onay işleminden sonra ödeme havuzunda bekletilen ödemeler komisyonu kesilerek satıcı hesabına otomatik olarak aktarılacaktır.

Intexplace üzerinde yapılan alışverişlerden doğan işlem ücretinin bir kısmı, satıcının seçmiş olduğu hayır kurumuna bir kısmı da Intexcharity üzerinden yardıma muhtaç insanlara doğrudan aktarılır. Ayrıca Intexplace üzerinde satıcı ve alıcılar isterlerse seçtikleri bir yardım kurumuna ya da Intexcharity doğrudan bağış havuzuna diledikleri kadar bağışı da yapabilecekler. Intexplace sadece bir ticaret portalı olarak değil büyük ve sürdürülebilir bir bağış sisteminin de önemli bir parçasıdır.”

Ayrıntılı Bilgi: www.intexplace.io / www.intexcoin.io

Rolls Royce ve Finferries'ten dünyanın ilk tam otonom feribotu

Rolls Royce ve Finferries'ten dünyanın ilk tam otonom feribotu
Rolls-Royce ve Finlandiya devlet feribot operatörü Finferries, dünyanın ilk tam otonom feribotunu Finlandiya'nın Turku şehrinin güneyindeki takımadalarda başarıyla görücüye çıkardı.Falco isimli feribot, Rolls-Royce Akıllı Gemi teknolojilerini kullanarak Parainen ile Nauvo arasındaki yolculuğunu tamamen otonom bir şekilde başarıyla tamamladı. Dönüş seferi ise uzaktan kumanda kontrolünde yapıldı.

80 VIP davetliyi taşıyan Falco, demo seferini tam otonom bir biçimde gerçekleştirdi. Gemi, algılayıcı tümleştirme ve yapay zeka sistemlerinden faydalanarak etrafındaki nesneleri tespit etti ve böylece olası çarpışmalardan kaçındı. Ayrıca kısa süre önce geliştirilen, otonom bir seyir sistemi sayesinde kıyıya otomatik olarak yanaştı. Gemi bütün bunları mürettebattan herhangi bir müdahale olmadan başardı.

Falco'da bir dizi ileri seviye algılayıcı bulunuyor. Bu algılayıcılar geminin çevresine dair ayrıntılı durumu gerçek zamanlı olarak ve insan gözünün hassasiyet seviyesinden çok daha yüksek bir hassasiyette belirlemesini mümkün kılıyor. Durumsal farkındalık, algılayıcılardan gelen verilerin tümleştirilmesiyle oluşuyor. Söz konusu farkındalık durumu, yaklaşık 50 kilometre ötede, Turku şehir merkezinde bulunan Finferries uzaktan operasyon merkezine iletiliyor. Bu merkezde görev yapan bir kaptan otonom operasyonları izliyor ve gerektiğinde geminin kontrolünü ele alabiliyor.

Rıhtıma yanaşırken otomatik rota ve hız değiştirme sağlayan sistem

Turku takımadalarında yapılan otonom operasyon testleri esnasında Rolls-Royce bugüne dek denizde yaklaşık 400 saat seyir tecrübesi gerçekleştirdi. Testleri başarıyla tamamlanan teknolojiler arasında Rolls-Royce Otomatik Yanaşma sistemi de bulunuyor. Bu sistem geminin rıhtıma yanaşırken otomatik olarak rota ve hız değiştirmesini ve insan müdahalesi olmaksızın kıyıya yanaşmasını sağlıyor. Seyir tecrübeleri esnasında, uzun süreli operasyon durumunda ve çeşitli koşullar altında çarpışma önleme çözümü de denendi.

Rolls-Royce ve Finferries bu yılın başlarında SVAN (Otonom Seyreden Daha Emniyetli Gemi) adlı yeni bir araştırma projesi çerçevesinde iş birliğine başladı. Bu iş birliğiyle birlikte daha önce gerçekleştirilen ve Business Finland tarafından finanse edilen İleri Düzey Otonom Deniz Uygulamaları (AAWA) araştırma projesinin bulgularını uygulamaya aktarmaya devam etti.

Rolls Royce Ticari Denizcilikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mikael Makinen konuyla ilgili olarak şu yorumlarda bulundu: "Otonom denizcilik yolculuğunda dev bir adım niteliği taşıyan bu günde, yıllardır belirttiğimiz üzere otonom denizciliğin bir gün mutlaka gerçekleşeceği öngörümüzü kesin olarakteyit ediyoruz. SVAN projesi, Rolls-Royce ile Finferries arasında başarılı bir işbirliği girişimi olmasının yanı sıra Akıllı Gemi teknolojisinin gemilerin emniyetli ve etkili bir biçimde işletilmesi açısından büyük faydalar sunabileceğinin tüm dünyaya gösterilmesi için ideal bir fırsat. Bu hepimiz için gurur verici bir an ve bizim açımızdan bugüne kadarki en önemli dönüm noktası. Bugünkü demo, otonom geminin yalnızca bir konsept değil, aynı zamanda bildiğimiz anlamdaki gemiciliği dönüşüme uğratacak bir gelişme olduğunu kanıtlıyor."

Finferries CEO'su Mats Rosin ise "Parainen-Nauvo güzergahında denizcilik tarihinde yeni bir sayfa açmanın gururunu yaşıyoruz. Dünyaca ünlü hibrit gemimiz Elektra'dan sonra dünyanın ilk otonom feribotu Falco ile bu gururu pekiştiriyoruz. Modern bir donatan olarak bu işbirliğindeki başlıca amacımız, deniz trafiğinde emniyeti artırmak ve böylece hem çevreye hem de yolcularımıza fayda sağlamaktır. Bu demonun otonom denizcilik ve emniyet açısından yeni olanaklara kapı açmasından da bir o kadar heyecanlıyız." şeklinde konuştu.

Finferries tarafından 1993 yılında hizmete alınan, 53,8 metre uzunluğunda çift yönlü bir feribot olan Falco’da Rolls-Royce üretimi iki adet azimut pervane birimi bulunuyor.

Bosch Termoteknik referans projeleri için dijital platform oluşturdu

Bosch Termoteknik referans projeleri için dijital platform oluşturdu
Başarılı projeleri ile sektörde önemli bir yere sahip olan Bosch Termoteknik oluşturduğu referans proje platformunu kullanıcıları ile buluşturdu. Geçmişten günümüze kazanılan tüm ısıtma ve soğutma projelerinin tek bir platform üzerinden sergilendiği dijital uygulamada proje listelerinin yanı sıra proje hakkında da detaylı bilgi bulunmaktadır.

http://www.referanslarim-tr.bosch-thermotechnology.com/ adresinden ulaşılan Bosch Termoteknik Referans Platformu’nda ilgili projenin detay sayfasında bulunan ürün görseline tıklayarak ürünlerin 3D videolarına ulaşabilir, ürün hakkında detaylı bilgi için ise ürün ismine tıklayarak internet sayfasına kolayca ulaşabilirsiniz.

​​​KOD Ödülleri’nin son başvuru tarihi 31 Ocak 2019’a uzatıldı

​​​KOD Ödülleri’nin son başvuru tarihi 31 Ocak 2019’a uzatıldı
Türkiye’de matematik ve fen bilimleri alanlarındaki dijital eğitim oyunlarının ödüllendirileceği KOD Ödülleri Eğitim Oyunu Yarışması’nın başvuru süresi 31 Ocak 2019 tarihine kadar uzatıldı.

Yarışma; ilkokul, ortaokul ve lise eğitim düzeylerinde, bilişim teknolojilerinin eğitimdeki önemini ve katkısını vurgulamak, bu alanda fikir üreten, dijital oyun geliştiren ve uyarlama yapan kişi ve kurumların çalışmalarına güç katmak ve yetişmekte olan kuşakları özendirmek amacıyla düzenleniyor.

Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) tarafından gerçekleştirilen, Eczacıbaşı Topluluğu’nun ana sponsorluğunu üstlendiği ve bu yıl 2’ncisi gerçekleştirilen yarışma sayesinde, matematik ve fen bilimleri alanlarındaki eğitim oyunları ödüllendirilerek eğitim sistemindeki yerini alacak. Yarışmaya, matematik ve fen bilimlerinde öğrenmeye katkı sağlayacak dijital oyun ya da dijital oyun fikri üretenler katılabilecek.

“Amaç, eğitime yenilikçi bir yaklaşım getirmek”

KOD Ödülleri Eğitim Oyunu Yarışması hakkında konuşan TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı, “Türkiye'yi bilgi toplumuna dönüştürmek amacıyla çıktığımız bu yolda, bir eğitim oyunu geliştirme yarışması olan KOD Ödülleri’ne verdiğimiz önem gerçekten çok büyük. Destekçilerimizin de katkısıyla bu sene daha güçlü bir şekilde ikincisini düzenlediğimiz KOD Ödülleri’nde, eğitim sistemimize yenilikçi bir yaklaşım getirmeyi amaçlıyoruz. Dijital oyunlar ile desteklenen eğitim modeli ile öğrenciler sadece kuralları ve formülleri ezberlemekten öte aktif öğrenme sürecine girecek, keyif aldıkça bu konuda yetkinliklerini geliştirmek için çaba gösterecekler. Bu adımlarımızın gelecekte ülkemizin eğitim sistemine katkı vereceğine gönülden inanıyor ve geleceğimize değer katacak projeler üreten herkesin fikir ve oyun önerilerini heyecanla bekliyoruz” dedi.

Ödüller ve jüri

Toplam ödüllerin 90 bin TL’yi bulduğu yarışmada, Türkiye İş Bankası da özel ödül verecek. Yarışma jürisinde, TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı, Netmarble EMEA CEO’su Barış Özistek, Purple PAN Creative Agency Kurucusu ve Kreatif Direktör Ozan Aydemir, Bahçeşehir Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı Güven Çatak, Türkiye İş Bankası Yetenek Yönetimi Bölümü Müdür Yardımcısı Niyazi Arda Aygül, ODTÜ Görsel-İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi Direktörü Kürşat Çağıltay ve İstanbul Enka Okulları Ortaokul Müdürü Dr. Özlem Mecit yer alıyor.

Altın Sponsorluğunu Türkiye İş Bankası, destek sponsorluğunu Netmarble Türkiye, Cocoon Ventures ve Medinova’nın üstlendiği KOD Ödülleri Eğitim Oyunu Yarışması’yla ilgili detaylı bilgi için: http://www.kododulleri.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

11 Aralık 2018

Twitter'da Türkiye, teknolojide en çok bitcoin’i konuştu #TwitterdaOldu

Twitter'da Türkiye, teknolojide en çok bitcoin’i konuştu
2018 yılında Türkiye’nin en çok konuştuğu konuları açıklayan Twitter, Türkiye’deki teknoloji eğilimini de ortaya koyan veriler paylaştı. Twitter’ın verilerine göre Türkiye, teknoloji alanında bu yıl en çok bitcoini konuştu.

Bitcoin, blockchain, cryptocurrency kavramları hayatımıza yeni girmiş olsa da uzun zamandır çok konuşuluyor ve tartışılıyor. Türkçesi ‘blok zinciri’ olan, kriptografi kullanılarak bağlanan ve güvenli hale getirilen, bloklar adı verilen, sürekli büyüyen bir kayıt listesi olan blockchain; elektronik para birimi olan bitcoin ve nakite çevrilebilen bir sanal unsur olan kripto para, tüm dünyayı son zamanlarda kasıp kavuran teknolojik gelişmeler olarak göze çarpıyor. Twitter’ın verilerine göre, Türkiye’de de bu üç yeni konsepte ilgi büyük: Türkiye, Twitter’da 2018 yılında teknoloji alanında en çok “bitcoin,” “blockchain” ve “crptocurrency” hashtaglerini kullandı. Popülerliğiyle teknoloji alanında öne çıkan bu konseptler aynı zamanda genel olarak da Türkiye’nin 2018 yılında en çok konuştuğu konular arasında üst sıralarda.

Türkiye’nin Twitter’da 2018 yılında en çok konuştuğu teknoloji hashtagleri:

1- bitcoin
2- blockchain
3- cryptocurrency

Twitter, Türkiye’de 2018 yılında teknoloji alanında en çok etkileşime geçilen hesapları da açıkladı. Verilere göre Samsung’un eski kıdemli yöneticilerinden Tansu Yeğen (@TansuYegen), teknoloji sohbetlerinde en çok bahsi geçen isim oldu. Tansu Yeğen’i aelfblockchain (@aelfblockchain) hesabı ve Tesla CEO’su Elon Musk (@elonmusk) izledi. Twitter’da oldukça aktif olan Elon Musk, 2017 yılından bu yana Türk kullanıcıların ilgisini çekmeyi başarıyor.

2018 yılı Twitter’da dolu dolu geçti. Türkiye’de ve dünyada ne oluyorsa, aynı anda Twitter’da da oldu. Bu sene Twitter’da yaşananları paylaşmak isterseniz, #TwitterdaOldu hashtagiyle siz de konuşmalara dahil olabilirsiniz.

09 Kasım 2018

Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen telefonların kayıt ücreti 500 TL oldu

Yurt dışından satın alınıp yolcu beraberinde getirilen telefonların kayıt ücreti 500 TL oldu
Yurt dışından satın alınıp yolcu beraberinde getirilen telefonların kayıt ücretinde düzenlemeye gidildi. 9 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yolcu beraberinde getirilen cep telefonlarının kayıt altına alınması esnasında ödenen ücret 170,70 TL’den 500 TL’ye çıkarıldı.

KPMG Türkiye Gümrük ve Dış Ticaret Direktörü Hakan Uçak, değişikliğe ilişkin analizinde, harç ücretlerindeki artış nedeniyle yurt dışından getirilen cep telefonlarındaki fiyat avantajının azaldığını vurguladı. Uçak, artan döviz kurları da dikkate alındığında, yurt dışından bireysel olarak ithal edilen cep telefonları ile yurt içinde satışa sunulan cep telefonları arasındaki fiyat farkının ciddi oranda azalacağı değerlendirmesinde bulundu.

Şirketler tarafından ticari amaçla yapılan cep telefonu ithalatında,TRT Bandrol ücreti, Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi ödeniyor, ödenen bu vergiler fiyat mekanizması içinde tüketicilere yansıtılıyor.

Durum böyle olunca, bin TL değerindeki cep telefonu için ödenen vergileri eşyanın kıymetinin yarısından fazlası olarak göze çarpıyor. Bin TL değerindeki cep telefonu için 622,50 TL vergi ithalat anında tahsil ediliyor.

Yolcular tarafından bireysel olarak ithal edilen bin TL değerindeki cep telefonunun yolculara maliyeti karar öncesinde bin 170,70 TL iken, karar sonrasında bin 500 TL olacak.

01 Kasım 2018

İlk yerli ve milli denizaltı optik haberleşme sistemi geliştirildi

İlk yerli ve milli denizaltı optik haberleşme sistemi geliştirildi
Türkiye’nin ilk yerli ve milli denizaltı optik haberleşme sistemi, Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ve Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. (STM) iş birliğiyle geliştirildi. Denizaltı ve dalgıçlar arasında iletişimi sesli olarak sağlayacak teknoloji için Alman savunma firması HENSOLDT (HOO) ile protokol imzalandı.

Türkiye’nin ilk yerli ve milli denizaltı optik haberleşme sistemi, denizaltı teknolojisine yeni bir boyut kazandırıyor. Denizaltı ve dalgıçlar arasında sadece ışık ile kurulan iletişim, teknoloji sayesinde sesli olarak yapılabilecek. Savunma Sanayi Başkanlığı’nın (SSB) yerli ve milli teknoloji geliştirme politikası kapsamında, hayata geçirilen teknoloji için Paris’te düzenlenen denizcilik fuarı EURONAVAL 2018’de, dünyanın önde gelen savunma firması Alman HENSOLDT ile iş birliği protokolü imzalandı. STM ve BAU tarafından geliştirilen ‘Denizaltı ile Dalgıçlar Arası Optik Haberleşme Sistemi‘, HENSOLDT’un Optik Gözetleme Sistemine entegre edilecek. Bu işbirliği, su altında denizaltı ve dalgıçlar arasında haberleşmeye imkân veren dünyada örneği olmayan bir sistemin geliştirilmesini sağlayacak. HENSOLDT’un ‘Optik Gözetleme Sistemi’ denizaltılar için 360 derece gözetleme imkânı sağlayan ve muhtelif kamera konfigürasyonu içeren bir sistem. Denizaltı tasarımındaki zorlukların bilincinde olarak, STM-BAU’nun geliştirdiği denizaltı optik haberleşme sisteminin söz konusu optik gözetleme sistemine entegre edilebilmesi ayrı bir mühendislik ve yüksek teknoloji gerektiren bir uygulama olacak.

“Dünya su altı teknolojisine yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyoruz”

11 yıldır AR-GE birimleriyle savunma sanayi teknolojileri üzerine çalışmalar yürüttüklerini belirten BAU Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, “Bu çalışmaların ürünlerinden birisi olan bu proje artık meyvelerini vermeye başladı. Üniversitelerin ülkelerine karşı en önemli görevi ürettikleri bilginin ürüne dönüştürülmesi ve buna bağlı katma değer yaratmalarıdır. Bu açıdan hem bu projeyi Savunma Sanayi Başkanlığı ile birlikte hayata geçirmemiz hem de Almanya gibi teknoloji devi bir ülkeye ihraç etmek için anlaşma imzalamamız bizi çok mutlu etmektedir. Üniversite olarak bu teknolojiyi geliştirmek bizim için gurur verici. STM ile aramızdaki iş birliği, ihracata katkı sunmayı hedefleyerek bu ürün grubunun da geliştirilmesinin önünü açacak. Bu proje aynı zamanda optik muhabere sistemlerini geliştirerek askeri iletişimde güvenliğe katkıda bulunmayı amaçlamakta. Bunun yanı sıra denizcilik fuarı EURONAVAL 2018’e katılan tek Türk üniversitesi olmak bizi heyecanlandırdı. HENSOLDT ile imzaladığımız protokol ile dünya su altı teknolojisine yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyoruz” dedi.

“Dünyada örneği olmayan sistemin geliştirilmesini sağlayacak”

STM Genel Müdürü Murat İkinci ise şunları söyledi: “Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) Türk Savunma Sanayii’ne çizdiği vizyonla STM, ülkemizin güzide üniversitelerinden Bahçeşehir Üniversitesi ile birlikte geliştirmiş olduğu Denizaltı ile Dalgıçlar Arası Optik Haberleşme Sistemini, Dünyanın önde gelen savunma devi Alman HENSOLDT firmasının geliştirmekte olduğu Optik Gözetleme Sistemine entegre edecektir. Bu kapsamda Paris’te düzenlenen denizcilik savunma fuarı EURONAVAL 2018’de bir mutabakat protokolü imzalanmıştır. Bu imza, su altında denizaltı ve dalgıçlar arasında haberleşmeye imkân veren dünyada örneği olmayan sistemin geliştirilmesini sağlayacaktır. Türkiye’nin en köklü askeri denizcilik tecrübesine sahip kurumlardan biri olan Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) iştiraki STM, mühendislik birikimiyle bu tip kritik teknolojileri 25 yıldan uzun bir süredir Türkiye’ye kazandırmaktadır. STM, Denizaltı tasarımındaki zorlukların bilincinde olarak, söz konusu sistemin entegrasyonunu BAU ile birlikte gerçekleştirecektir. Kurumumuz, bu proje ile Sanayi-Üniversite işbirliğine verdiği önemi bir kez daha göstermenin haklı gururunu yaşamaktadır”


01 Eylül 2018

Hashtag kullanımında Twitter’dan markalara altın kurallar

Hashtag kullanımında Twitter’dan markalara altın kurallar
Twitter hashtagin 11’inci doğum günü geride kalırken hedef kitlelerine etkili şekilde ulaşmak isteyen markalara hashtag kullanımı ile ilgili 5 ipucu veriyor.

Hashtag sembolünün internet kullanıcılarını birleştirmek için ne denli etkileyici bir rol oynayacağını kimse tahmin edemezdi herhalde. 11 sene önce ilk olarak Twitter’da kullanılan hashtag, kullanıcıların dünyada olup bitenlerden haberdar olup gündemde neler konuşulduğunu keşfetmelerini sağlıyor. Ve her gün ortalama 125 milyon hashtag paylaşılıyor.

Hashtag markaların pazarlama hedeflerini yerine getirip, mesajlarını geniş bir kitleye iletmelerini sağlayan bir araca dönüştü.

Fakat markalar tweetlerinde nasıl hashtag kullanmalı veya belirli kampanyalar için nasıl kendi hashtaglerini yaratmalı? Bu 5 basit kuralı takip ederek kullandığınız hashtaglerin etkili olmasını sağlayabilirsiniz.

#Uzunluk

İdeal bir hashtag kaç harften oluşur? Cevap: 7. Geçen sene Avustralya’da paylaşılan en popüler 500 hashtag ortalama 7 karakterden oluşuyordu.

İşin temel kuralı çok uzatmadan mesajı iletmek. Unutmayın ki net bir hashtag daha çok tercih edilecektir. Akılda kalan tek kelimelik bir slogan veya markanızı hemen çağrıştıran bir akronim gündemde çok daha hızlı yayılacaktır. Kısa isimli markalar hashtaglere kendi isimlerini sığdırabilir, mesela #NABMiniLegends. Fakat marka sloganınızın bir hashtag olarak başarılı olmasını beklemeyin. Kampanya mesajınızı tek kelimeye sığdırmanız mümkün değilse hashtagi en fazla 3 kelimede tutmaya çalışın. 3 kelimeden fazla içeren hashtaglerin akılda kalması daha güç oluyor.

#BüyükVeyaKüçük?

Hashtagler küçük veya büyük harften mi oluşmalı? Hashtag birden fazla kelime içeriyor veya kısmi bir akronim ise, büyük harf kullanmak diğer kullanıcıların tweetinizin içerdiği unsurları anlamaları için önemlidir. Bir hashtagin anlamını kaybedip, içeriğinden başka bir mesaj çıkarılması kadar kötü bir durum yoktur. Bunu engellemek için büyük harfler kullanabilirsiniz.

Bunun dışında hiçbir zaman sadece büyük harfler kullanmayın çünkü hedef kitleniz kendilerine bağırıldığını düşünebilir.


#KaçTane?

#Her #kelime #için #hashtag #kullanan Twitter kullanıcılarına hepimiz şahit olduk. Fakat gereğinden fazla hashtag içeren tweetler yansıtmak istediğiniz mesajın etkisini seyreltir. En iyi yöntem sadece bir veya gerektiğinde en fazla üç, hashtag kullanmaktır. Kullandığınız hashtaglerin iletmek istediğiniz mesaj ile ilgili olmaları da çok önemli bir faktör. Mesela, markanız büyük bir eyleme veya etkinliğe dahil olursa o zaman ilgili hashtagleri kullanmanız yerinde olur. Markanızla ilgili olduklarına ve o hashtagleri kullanma yetkiniz olduğundan emin olun. Müşterileriniz sadece sosyal medyada ilgi aradığınızı düşünürlerse size olan güvenleri azalabilir.

#Komedi

Yarattığınız veya kullanmak istediğiniz hashtagin komik bulunacağından eminseniz, o zaman komedi hedef kitlenizin sizinle angaje olması için çok iyi bir yöntem. Fakat seçtiğiniz espri yanlış anlaşılabilecek veya kafa karıştırıcı olarak algılanabilecek ise dikkat edin. Paylaşımdan önce bir sürü farklı kitlelerden insana gösterip herkesin komik bulup anlayacağı bir hashtag olacağından emin olabilirsiniz.

#Açıklık

Kampanyanız gizemli bir hazine avı değilse her zaman müşterilerinize kullandığınız hashtagin ne anlama geldiğini açıklayın ve onlara da kullanmaları için teşvik edin. Vereceğiniz bir hediye olsun veya hashtagi kullandıklarında basit bir retweet olsun, karşılıklı yararlı bir ilişkiye hedef kitleniz daha çok ilgi gösterir.

İşte bu kadar basit. Hashtag 11 sene boyunca markalara eşi benzeri olmayan bir hediye olarak sunuldu. Listedeki 5 kuralı takip ederseniz çok kısa süre içinde sizde markanızı takip eden sağlam bir kitle oluşturabilirsiniz.

15 Ağustos 2018

General Mobile’dan Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası
Türkiye’nin en çok tercih edilen ilk üç akıllı telefon markasından biri olan General Mobile’ın yıllık 2,5 milyon adet üretim kapasiteli yeni fabrikası faaliyete geçti. 2018 sonu itibariyle hedef, üretim kapasitesini 4,4 milyon adete çıkarmak.

‘En Büyük Yerli’, yeni fabrika yatırımı ile bu sene 155 milyon TL’lik ihracat hedeflerken, faaliyette olduğu ülke sayısını da 45’e çıkaracak.

Türkiye’nin yüzde yüz yerli cep telefonu markası General Mobile, 33 ülkede gerçekleştirdiği büyüme ve yatırımların yanı sıra Türkiye’ye de değer katmaya devam ediyor. Marka stratejisi, operasyonu, tasarımı, Ar-Ge ve üretim tesisleri Türkiye’den yönetilen General Mobile, 100 milyon TL’lik yeni fabrika yatırımı ile birlikte Türkiye’nin en büyük yerli cep telefonu fabrikasını üretime kazandırmış oldu.
General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

Üretimin merkezini anavatanına taşıdı

33 ülkede faaliyet gösteren ve 2018 yılı sonunda toplamda 45 ülkede olmayı hedefleyen General Mobile, inovasyon ve Ar-Ge çalışmaları ile de dikkat çekiyor. Bu fabrika yatırımıyla yüzde yüz Türk markası olan General Mobile’ın, Ar-Ge merkezi ve operasyon yönetiminin ardından, üretimi de Türkiye’de olacak.
General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

“2018 yılı içinde 45 ülkede, 4,4 milyon cep telefonu”

General Mobile’ın, ihracatla büyüyen bir marka olduğuna değinen General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman, “Türkiye’nin uluslararası pazardaki yerini sağlamlaştırmasının tek yolu, öz kaynaklarıyla teknoloji geliştirmekten ve ihraç etmekten geçiyor. Bunun yaratacağı katma değer, Türkiye’nin gelişiminde önemli bir rol oynayacak. Türkiye’deki fabrikamızda 33 ülkeye de ihraç ettiğimiz tüm modellerimizin üretimini gerçekleştiriyoruz. Şu an yıllık üretim kapasitesi 2,5 milyon adet olan fabrikamızla hedefimiz, faaliyette olduğumuz ülke sayısını 2018 sonuna kadar 45’e çıkararak 4,4 milyon adet üretim yapmak olacak.
General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

“2017 yılında toplam satışımızın %16’sı ihracat yolu ile oldu. Yeni fabrika yatırımımızla bu oranı 2018 yılı sonunda %20’ye çıkartmayı planlıyoruz. 2017 yılında ihracat ciromuz 75 milyon TL’ydi, 2018 sonu itibariyle ihracat hedefimiz ise 155 milyon TL. Yeni üretim üssümüzde artan üretim kapasitemizle, bir yandan iç pazarın ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da ihracatımızı güçlendireceğiz” dedi.

Editör notu: Fabrika %100 yerli telefon üretim fabrikası değildir. Ancak önceki ziyaretimde anlattıkları hedeflerin çoğuna ulaştıklarını ve resmi açılışın Eylül ayında yapılacağını öğrendim. Sanırım bir kaç parça hariç her şey Türkiye'de üretilecek, montajdan çok daha ileri iş ve işlemler yapılıyor. Eylül ayında bir aksilik olmaz ise açılışta bizzat inceleyeceğim

25 Nisan 2018

Göğsümüzü kabartan Türk gençlerinin hikayesi, Türk gençleri dünya çapında başarılara imza atıyor

Göğsümüzü kabartan Türk gençlerinin hikayesi, Türk gençleri dünya çapında başarılara imza atıyor
Bu gençler dünya çapında başarılara imza atıyor. İşte o gençlerin göğsümüzü kabartan hikayeleri:

TESLA’DAKİ DÖRT TÜRK’TEN BİRİ

Serhan Delareyna: Worcester Polytechnic Institute (WPI) Endüstri Mühendisliği’ni 3.5 yılda birincilikle bitirip, Elon Musk’un dünya çapındaki firması Tesla'nın dört Türk çalışanından bir tanesi… Elektrikli araba modellerinde üretim riskleri analizi yaparak çözümler üreten ekibi yönetiyor. Lise çağında çevre ve enerji konusunda yaptığı çalışmayla ülkemize dünya ikinciliği kazandırmıştı.

1 MİLYON TL BURS KAZANDI
Zeynep Karacan: Galatasaray Lisesi'nden geçen yıl birincilikle mezun olan dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında gösterilen Yale'den dört yıl için 260 bin dolarlık (1 milyon TL) burs kazanan Türk genci, kariyerini yapay zeka üzerine yapmayı planlıyor. Galatasaray Lisesi öğrencisi iken enerji konusunda yaptığı çalışmayla ülkemize çok sayıda ödül kazandıran Karacan aynı zamanda First Step to Nobel Prize in Physics (Polonya) ödülü sahibi…

FIRST STEP TO NOBEL PRIZE IN PHYSICS ÖDÜLÜ SAHİBİ
Ece Yücer: Galatasaray Lisesi'nden, tüm dünyada sadece 37 öğrenciye verilen Lester B. Pearson İnternational Scholarship başarı ve liderlik bursu ile Toronto üniversitesi Trinity College’da Computer Science okuyor. Bilgisayar ve ekonomi dalında kariyer planlıyor. Galatasaray Lisesi öğrencisi iken su arıtma teknolojileri konusunda yaptığı çalışmayla ülkemize ödül kazandıran Yücer aynı zamanda First Step to Nobel Prize in Physics (Polonya) ödülü sahibi…

ÇOK ULUSLU BİR ŞİRKETİN YÖNETİCİ OLARAK ÇALIŞACAK
Hatice Sena Türetken: Çok sayıda yurt dışı üniversiteden kabul alan ve üniversite sınavında Türkiye 216’ncısı olarak Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okumayı tercih eden Türetken ileride çok uluslu bir şirketin yönetici olarak çalışacak. Türetken’de First Step to Nobel Prize in Physics (Polonya) ödülü sahibi…

DÜNYA BİRİNCİSİ OLDU
Yosi Kohen Kutucu: Kanada British Columbia Üniversitesi'nde (UBC) burslu olarak makine mühendisliği eğitimi gören, katıldığı mühendislik ve tasarım yarışmasında "eli olmayanlar için mouse" geliştirerek ikincilik ödülü alan Kutucu, engelli bireylerin kolaylıkla bilgisayar kullanabilmesini sağlayan bu ürünün, oldukça ucuz ve 3D printer yardımıyla basılabilen bir teknolojik tasarım olduğunu söylüyor.

2015-2017'de Ulus Özel Musevi Lisesi öğrencisiyken Türkiye, Kanada, Amerika, Hollanda ve Polonya'da çok sayıda ödül kazanan Kutucu, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı için masaüstü bilgisayarlar üretip vakıftaki çocuklara hediye etmişti. İki yıl önce de bir evin ihtiyacını tüm yenilenebilir kaynakları kullanarak karşılayabilen taşınabilir enerji dönüşüm cihazı "Alternatesla" ile Hollanda'da dünya birincisi olmuştu.

KUANTUM TEKNOLOJİLERİ GELİŞTİRİYOR
Berk Diler: Lise çağında yaptığı çalışmalarla çok sayıda ödül alan, 2009 yılında fizik dalında TÜBİTAK Türkiye üçüncüsü olan ve şu anda Chicago Üniversitesi'nde doktora yapan Diler ise kuantum teknolojilerinin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalara öncülük ediyor.

YILDIZI PARLAYAN GENÇLERİN KOÇU
Öğrencilerin proje danışmanlığını yapan, TÜBİTAK tarafından ödüllendirilen ve ABD'de Chicago Üniversitesi tarafından 2010'da "Yılın Öğretmeni" seçilen Talha Kılıç, “Öğrencilerimle Türkiye ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde akademik çalışmalar yaparak makaleler yayınlıyor ve yarışmalara katılıyoruz. Öğrencilerim bu çalışmaların sonucunda dünya çapındaki üniversiteler tarafından kabul ediliyor ve burslu okumaya hak kazanıyorlar. Mezun olduklarında sahip oldukları donanımlar ile insanlığa yararlı vatandaşlar oluyorlar. Tüm öğrencilerimle gurur duyuyorum” dedi.

11 Nisan 2018

Zekayla ilgi en yaygın 5 hurafe beynimizle ilgili 5 hurafe

Zekayla ilgi en yaygın 5 hurafe beynimizle ilgili 5 hurafe
Beyin, insanlık için muhteşem bir organ. Üzerindeki sır perdelerinin hala aralanmadığı bir gizem var onda. Ve bu gizemini yıllarca da sürdürecek engin bir deniz sanki. Kitaplardan dergilere, ilmi makalelerden TV programlarına kadar her yerde bilimsel veriler ortaya atılsa da bunlardan bazıları eksik bazıları ise yanlıştır. Hatta bu yanlışlardan bazıları, toplum içerisinde inanç halinde yaşayan hurâfelere bile dönüşmüştür.

Tüm Üstün Zekalılar Derneği (TÜZDER) Başkanı Tunahan Coşkun, İnsan ve Hayat Kitaplığı’ndan çıkan “Kuş Bakışı Zeka” isimli kitabında, beynimizle ilgili peşinen kabul edilen ve bilimsel gerçekliği ispatlanmamış ya da yapılan çalışmaların zamanla yanlış şekilde yorumlanmasıyla ortaya çıkmış hurâfeler hakkında şaşırtıcı bilgiler veriyor:

HURÂFE 1: BEYNİMİZİN SADECE YÜZDE 2-3’ÜNÜ KULLANIYORUZ!

Bu efsane yüz yıl önce ABD’de ortaya atılmıştır. Günümüzde ise bütün dünyayı sarmıştır. Bu iddia beyinle ilgili kabul edilmesi en zor olan hurâfelerden birincisidir. Acaba biz de Albert Einstein, William James Sidis ya da Fatih Sultan Mehmet gibi beynimizin tamamını kullanırsak, çok büyük işler başarabilir, ülkeler fethedebilir miyiz? Beyin üzerinde yapılan çalışmalarda bu inanışın bütünüyle saçma olduğu belirtilmektedir. Beynimiz son derece faaldir ve onun tamamına ihtiyaç duymaktayız.

HURÂFE 2: KLASİK MÜZİK DİNLETİLEN ÇOCUKLAR DAHA ZEKİ OLUR!

Beynimize ilişkin en inatçı hurâfelerden birisi de “Klasik müzik dinleyin, zeki olun” fikri. Bu fikri destekleyen herhangi ilmi çalışma ya da veri bulunmuyor. Bu konuyla ilgili olarak Harvard Eğitim Bilimleri’nden Prof. Kurt Fisher, The Mythsand Promises of the Learning Brain adlı makalesinde, “Mozart etkisini” şu şekilde anlatmaktadır:“1992 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacıların üniversite öğrencileriyle yaptıkları bir çalışmada, öğrenciler sınava girmeden önce 20 ya da 30 dakika Mozart’ın senfonilerini dinlediklerinde, problem çözmeyle ilgili testlerde az bir farkla daha yüksek puanlar almışlardı. Bu oldukça normaldi. Çünkü beynin belirli kısımları uyarıldığında, kısa süreler içinde kişilerin performansının da artacağı ispatlandı. Ancak ne yazık ki bu netice basın tarafından fazlasıyla büyütüldü.” Örneğin, Amerika’daki Georgia Eyaletiyle Sony Music şirketi anlaşarak yeni doğan ailelere klasik müzik CD’leri dağıtıldı. Benzer şekilde devlete bağlı bazı kreşlerde çocukların daha zeki olmaları beklentisiyle Bach, Vivaldi ve Mozart çalınmaya başlanmıştı! Georgia Valisi Zell Miller, Beethoven’in ‘Neşeye Övgü’ isimli eserini parlamentoda çaldırdı ve eyaletteki bebek sahibi bütün ailelere klasik müzik CD’leri göndermek için 105 bin dolar talep etti.

Bugün, bazı müzik firmalarının “Bebeğinizin Beynini Geliştirin” başlığı altında sattığı, klasik müzik serilerine ailelerin gösterdiği rağbet oldukça büyüktür. Hatta hiçbir ilmi veriye dayanmayan iddialar da ortaya atılmış durumdadır. Bunlardan en saçma olanı, “Bach, bebek banyodayken dinletilmelidir. Beethoven ise bebek, süt şişesinden beslenirken dinletilirse tesirli olur” sözleridir.

Şu ana dek klasik müziğin bebekleri daha zeki yaptığı düşüncesi gazete, dergi ve kitaplarda sayısız defa yazıldı. Bu iddia tekrar edildikçe, araştırmada yer alan üniversite öğrencilerinin yerini, bir zaman sonra bebekler aldı. Hatta bazıları üniversite öğrencileri için gerçekleştirilen bu araştırmanın, bebekler için de geçerli olduğunu savunmaya başladı. Bazıları ise bu araştırmadan bütünüyle bîhaber olduğu halde, nereden duyduğunu bilmeden müzik tavsiye ediyor. 1999 yılında, bazı bilim insanları bu araştırmayı tekrar denedi. Ancak aynı sonuçlara ulaşamadılar. Aslında burada aynı sonuçlara ulaşılamaması önemli değildi. Buradaki asıl problem, bu araştırmanın hiçbir zaman bebekler üzerinde denenmemiş olmasıydı.

Bu durum elbette kapitalizmin ön plana çıktığı ülkelerde doğal olabilirdi. Ama bugün, süreç maalesef sadece o ülkelerle kalmayarak, bütün dünyayı sarmış durumdadır. Satışa çıkarılan milyonlarca klasik müzik CD’si, zeki bebeklerin (!) sayısını artırmak için adaylarını beklemektedir.

HURÂFE 3: KAFASI BÜYÜK OLANLAR DAHA ZEKİ OLUR!

1970’lerde Amerika’da bazı biyolog ve eğitimcilerin şiddetle karşı çıktığı korkunç bir iddia ortaya atılmıştı. Çocukların kafataslarının büyüklüğüyle öğrenme becerilerinin arasında bir ilişki olduğu iddia ediliyordu. Kafatası küçük olan çocukların öğrenme zorluğu çekeceği söyleniyordu. Bu, elbetteki hiçbir biyolojik dayanağı olmayan baştan aşağıya saçmalıklarla dolu bir iddia idi. Ergenlik döneminde kız ve erkek çocukların kafatası büyüklüğü farklılık gösteriyordu. Kızların kafatası erkeklere oranla daha küçüktü. Bunun öğrenme becerileriyle hiçbir bağlantısı yoktu! Daha büyük bir beynin daha ileri düzeyde bir zekâ anlamına gelebileceği düşünülmüş olabilir ancak beynin boyutlarıyla zekâ arasındaki ilişki yetişkinlerde epey zayıftır.

Bilim adamları bunun yanlış bir düşünce olduğunu gösterebilmek adına büyük çaba sarf etti. Ancak bu durum, cahiliye devrinde kız çocuklarıyla erkek çocuklarını ayrı kabul ederek, onlara farklı muamele yapan zihniyete benzediği için düzeltmek hiç de kolay olmayacaktır.

HURÂFE 4: HER ÇOCUK FARKLI BİR ÖĞRENME STİLİNE SAHİP!

İşte size bir başka hurâfe daha. En çok da kişisel gelişimcilerin ve bu alanda kitap yayınlayan insanların işine gelen bir hurâfe. Tabi ki her çocuğun farklı bir öğrenme stili olduğu iddiası, özel eğitimin önünü açacağı için, bu yolla oluşturulan pazarı kurmada büyük bir fırsat sunmaktadır. Ancak bir çocuğun tek bir öğrenme stiline sahip olması, bilim adamları tarafından pek de cazip karşılanmıyor. İlmi sahada destek bulmamaya başlayan bu görüş, halk arasında hala kabul görüyor. Aslında çocuklar için tek bir öğrenme stilinden bahsedilemez. Çocuklar birçok yönüne hitap edebilecek ortamlara dâhil edilmelidir. Bu onların gelişimleri yönünde daha büyük fayda sağlayacaktır.

HURÂFE 5: UYUYAN ANILARIN UYANMASI

Günlük hayatta biriyle problem yaşadığımızda, “Senin çocukluğuna inmek lazım” diye bir espri dilimize pelesenk olmuştur. Çünkü inanılan şey, bizim yaşadığımız olayları beynimizin âdeta bir kaset ya da video oynatıcısı gibi aynen hatırladığına dair bir hatadır. Aslında beynimiz sadece önemli kabul ettiği kısımları kaydediyor. Daha sonra bunu hatırlamak gerekirse daha anlamlı ve tutarlı hale getirmek için bazı ayrıntıları uyduruyor.

Sandra Aamodt ve Sam Wang bu yanlış anlaşılmanın zaman içinde çok trajik olaylara sebep olduğunu belirtmektedir. “1980 ve 1990’lı yıllarda birçok hadise yaşandığı, sosyal hizmetler görevlileri ve terapistlerin bazı çocuklardaki bastırılmış anıları ortaya çıkardığına” dair iddialar ortaya atılmıştı. Ancak bu iddialar aslında görüşmeyi yapan kişilerin sürekli olarak yönlendirici sorular sormasıyla ve can alıcı cevaplara ilgi göstererek ve onları ödüllendirmeleriyle alakalıydı. California, Manhattan Beach’te açılan davada, yüzlerce çocuğun cinsel istismara ve bu istismarlardan bazılarının da, gerçekte var olmayan bir yer altı tünel sisteminde yaşandığı iddia ediliyordu. Bu davalar sonucunda okul danışmanlarından haksız yere hapse atılanlar bile olmuştu. Bu konuyla ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Yine bunlardan birinde deneklere daha önce sorulan sorulara aynı denekler yıllar sonra daha farklı cevaplar vermişti. Araştırmacılar bu konuyu desteklemek için laboratuar çalışmaları da yapmışlardır.

Tunahan Coşkun (TÜZDER Başkanı): “DELİNİN BİRİ KUYUYA BİR TAŞ ATMIŞ...”

“Anadolu’da yaygın olarak kullanılan “Delinin biri kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” ifadesi tam da burada yerini bulmaktadır. Yazımızın konusu olan hurâfelerin çıkış sebepleri ve (daha da önemlisi) sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, bu hurâfeleri uyduran kişilerin bir delinin saflığıyla kıyaslanacak kadar masum olmadıkları ve uydurdukları hurâfelerle uzun süreli tahribatlara yol açtıkları net bir şekilde görülecektir. İnsanların zihnini sürekli kirleten ve bundan nemalanmak için adına bilim denen sömürüye karşı, kendi iç dünyasında yol almayı bilen, duyarlığı ve farkındalığı yüksek bir nesil gereklidir. Yazılanları yalnızca yazıldıkları gibi değil, yazılış amaçlarını da gözeterek okumak, anlamak gerekir.

5 MAYIS’TA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR DÜZELTİLECEK

TÜZDER’in 5 Mayıs 2018 tarihinde İstanbul’da 6’ncısını düzenleyeceği Dahiler ve Üstün Zekalılar Günü’nünde zekayla ilgili hurafeler de masaya yatırılacak. Bugüne kadar doğru bilinen yanlışlar bilim insanları tarafından düzeltilecek. Gün boyu sürecek yüksek IQ’lu bilimsel etkinlikte, üstün zekalı çocuklarımızı, kendilerini dahi çocukların eğitimine adayan dünyanın en önemli eğitimcileriyle buluşturacağız.”

31 Mart 2018

Tüketiciler Elektriğini Artık Devletten Almıyor-En Cazip Elektrik Tarifesini Bulun

Tüketiciler Elektriğini Artık Devletten Almıyor-En Cazip Elektrik Tarifesini Bulun
16 yıldan fazla bir süre önce Türkiye’de elektrik tedarik şirketi değiştirmek mümkün hale geldi. Bu sürecin başlangıcında elektrik tedarikçisi değiştirmek için tüketim alt limitleri yalnızca yüksek tüketimi olan tüketicilerin tedarikçisini değiştirmesine olanak sağlarken, tedarikçi değişimi için gerekli olan minimum tüketim limiti geçen zaman içinde düştü ve ev kullanıcılarını da kapsar hale geldi. Böylece ev tüketicileri de cep telefonu operatörü değiştirir gibi elektrik tedarikçilerini değiştirerek rekabetin getirmiş olduğu fırsatla daha ucuz elektrik enerjisini daha cazip koşullarda kullanabilme şansını elde etmiş oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’nun yapmış olduğu son düzenlemeyle birlikte aylık 70 TL’nin üzerinde elektrik faturası ödeyen tüm tüketiciler artık numara taşır gibi elektrik tedarikçisini değiştirerek fiyat avantajlarından ve bunun ötesinde artan hizmet kalitesinden yararlanabilir hale geldi. Ancak her ne kadar tüketicilere serbest piyasa sunulmuş olsa da tüketicilerin önemli bir çoğu bunun farkında değil.

42 milyon tüketicinin 3,5 milyonu tedarikçi değiştirdi

Elektrik tedarikçileri karşılaştırma ve değiştirme internet sitesi EnCazip’in derlediği verilere göre 2017 yılının Aralık ayında Türkiye’deki toplam elektrik tüketicisi sayısı 42 Milyon civarındaydı. 2018 yılının Şubat ayı verilerine göre elektrik tedariğini görevli tedarik şirketi tarafından sunulan ulusal elektrik tarifeleri dışında kalan ucuz elektrik tarifeleri ile sağlayan tüketicilerin sayısı, bir önceki aya göre yüzde 14,76 azaldı. Şubat ayında özel tarifelerden tedarik sağlayan serbest tüketici sayısı 3 milyon 559 bin kişi oldu.

Bu verilere göre toplam tüketicilerin yalnızca yüzde 7’si elektrik tedarikçisini değiştirirken, elektrik tedarikçisini değiştirme hakkını elde etmiş olmasına rağmen bu hakkını kullanmayan tüketicilerin oranı tahmini rakamlarla yüzde 80 olarak öngörüldü. Tedarikçi değişikliği yapmış olan tüketicilerin sayısının düşük olması tüketicilerin kendilerine verilmiş olan haktan yeterince faydalanamadığının en büyük göstergesi.

Bu durumun arkasında yatan en önemli faktörün ise konunun tüketiciler arasında yeteri kadar bilinmiyor olmasının olduğu ifade ediliyor. Pek çok tüketici hala elektrik dağıtım şirketlerinin elektrik tedariği sağladığını ve bu firmaların devlete ait olduğunu düşünüyor. Ancak elektrik dağıtım şirketlerinin tamamı özel şirketler haline getirilirken elektrik tedarik işi de elektrik şirketleri (elektrik tedarikçileri) tarafından yapılıyor. Bu şekilde devletin her iki sektörden de elini çekmesi ve yalnızca denetleyici/düzenleyici rolünü üstlenmesi sektörün özelleşmesini ve bu şekilde fiyatların düşerek hizmet kalitesinin artmasına sebep oldu.

Tüketiciler elektriğini devletten almıyor

4 yılı aşkın bir süre önce elektrik dağıtım şirketlerinin tamamı özelleştirilmişti. Sektördeki diğer değişiklikler ile birlikte artık tüketicilerin neredeyse tamamı elektrik enerjilerini özel şirketlerden tedarik ediyor. Fakat önemli bir çoğunluk henüz bunun farkında değil ve bu yüzden tedarikçi seçmiyor, tasarruftan mahrum kalıyor. Elektrik piyasasının gelişmesinin ve daha çok tüketicinin bu durumdan haberdar olarak elektrik tedarikçilerini değiştirmesi hem daha çok tüketicinin tasarruf etmesine, ama aynı zamanda piyasanın büyümesiyle ortaya çıkacak yüksek rekabetin fiyatların tüketici lehine düşüş göstermesine sebep olacağı öngörülüyor.

Düzenlemeler sayesinde elektrik fiyatları düştü

Konu ile ilgili olarak EnCazip’ten yapılan bigilendirme ise şu şekilde: “Tüketicilerin önemli bir çoğunluğu tedarikçi değiştirebilecekken bu konu ile ilgili bilgisi olmadığından dolayı hala piyasadaki en yüksek fiyatlı tarifeler olan ulusal tarifelerden elektrik kullanıyor. Serbest tüketici limitlerini belirleyen kurum EPDK’dır. EPDK, elektrikte rekabetin önünü açarak serbest tüketicilerin daha ucuz elektrik kullanmasına olanak sağlamış durumda. Konuya doğru açıdan bakacak olursak tüketicilere verilen bu rekabet avantajının daha iyi duyurulması hem tüketicilerin hem de tüm piyasa oyuncularının menfaatine olacaktır.”

Siber suçluların telefonunuza sızmak için kullandıkları 12 yöntem

Siber suçluların telefonunuza sızmak için kullandıkları 12 yöntem
Araştırmacılar zararlı yazılımları analiz edebilmek için yeni yöntemler ararken, siber suçlular da dijital aygıtları özellikle de telefonları ele geçirmenin sürekli yeni yollarını arıyorlar. Global antivirüs kuruluşu ESET’ten araştırmacılara göre siber suçlular, kafa karıştıran sosyal mühendislik yöntemlerinin yanı sıra zararlı yazılım tespitini engellemeye çalışan karmaşık teknik kodlar uyguluyorlar. ESET uzmanları, son dönemde görülen 12 sızma yöntemini mercek altına aldı.

1. Google Play Store'daki uygulamaların kullanılması

Resmi Google mağazasında kötü amaçlı yazılımlara her zaman rastlanabilir. Siber suçlular için kötü amaçlı uygulamalarını gerçek uygulamaların satıldığı ortamlara gizlice sokmak, çok daha fazla potansiyel kurbana ulaşarak daha fazla etkiye sahip olabilecekleri ve bunu neredeyse garanti altına alabilecekleri büyük bir zaferdir.

2. Planlanan uygulama sürüm tarihlerinden yararlanmak

Siber suç dünyasında yaygın bir yol olan zararlı yazılımı, bir uygulama ya da oyun versiyonuymuş gibi gösterme yöntemi, aniden popülerlik kazanan, yayınlanma tarihi belirlenmiş ya da bazı ülkelerde satışa sunulmayan uygulamaları esas almaktadır. Örneğin zararlı yazılımlar Pokémon GO, Prisma ve Dubsmash ile dünya çapında yüz binlerce noktaya yayıldılar.

3. Tapjacking yöntemi ve paylaşımlı pencereler

Tapjacking, iki ekranlı sahte bir uygulama görüntüleyerek kullanıcının ekran görüntülerini yakalamayı amaçlayan bir tekniktir.Bu nedenle kurbanlar, gördükleri uygulamaya tıkladıklarına inanıyorlar; ancak aslında görünmez olan gizli uygulamalara da dokunuyorlar. Android'de kimlik hırsızlığı için casus yazılımlarda yaygın olarak kullanılan bir başka benzer strateji ise, yer paylaşımlı pencerelerdir. Bu aldatmacada kötü amaçlı yazılım, kullanıcının kullandığı uygulamayı sürekli olarak izler ve belirli bir meşru uygulamaya rastladığında, meşru uygulama gibi görünen ve kullanıcıdan kimlik bilgileri isteyen kendi iletişim kutularını görüntüler.

4. Sistem uygulamaları arasında kamuflaj

Şimdiye kadar kötü amaçlı kodun bir cihazda saklanmasının en kolay yolu, bir sistem uygulaması şeklinde konumlanarak bunu fark edilmeden olabildiğince sürdürmekti. Yükleme bittiğinde uygulama simgesini silmeye veya sistem uygulamalarının adlarını, paketlerini, simgelerini ve diğer popüler uygulamaları bir aygıtın güvenliğini aşmak amacıyla kullanmak, Adobe Flash Player ile kimlik bilgilerini çalmak amacıyla ortaya çıkan bankacılık truva atınınkine benzer stratejilerdir.

5. Yönetici izinlerini talep etmek için sistem ve güvenlik uygulamalarını taklit etmek.

Android, uygulama izinlerini sınırlayacak şekilde yapılandırıldığından, kötü amaçlı kodların çoğunun, işlevselliklerini doğru bir şekilde uygulayabilmek için yönetici izinleri talep etmesi gerekir. Ve bu izni vermek kötü amaçlı yazılımı kaldırmayı daha da zorlaştırır.

6. Gerçek verileri taklit eden güvenlik sertifikaları kullanmak

Bir APK'nın imzalanması için kullanılan güvenlik sertifikası, bir uygulamanın değiştirilip değiştirilmediğini belirlemek için de kullanılabilir. Çoğu siber suçlu, bir sertifika vermek için genel metin dizgileri kullanırken, birçoğu ise geliştiricinin kullandığı verilere karşılık gelen veriyi feda etme yoluna giderek, bu kontrolleri gerçekleştiren kullanıcıların kafalarını daha çok karıştırmayı başarıyor.

7. Aynı koddaki çoklu işlevler

Mobil dünyada son yıllarda giderek artan bir trend, farklı türdeki kötü amaçlı yazılımların tek bir uygulamayla birleştirilmesidir. Bunun bir örneği olan LokiBot; bir aygıttan bilgi çalmak için mümkün olduğunca uzun süre fark edilmeden arka planda çalışan bir bankacılık truva atıdır. Ancak kullanıcı, programı silmek-kaldırmak için yönetici izinlerini kaldırmaya çalışırsa, uygulama ransomware özelliğini etkinleştirerek aygıttaki dosyaları şifreler.

8. Gizli uygulamalar

Kopyalama ve yükleme araçlarının kullanımı, yani başka bir APK'nın içine kötü amaçlı kod gömmek veya internetten indirmek, kötü amaçlı mobil kod yazarları tarafından da evrensel olarak kullanılan bir stratejidir. Google Bouncer olarak da bilinen uygulama (şimdi Google Play Protect olarak yeniden adlandırıldı), siber suçluların resmi mağazaya kötü amaçlı yazılım yükleme imkanını zorlaştırdığından saldırganlar bu tür davranışları kontrol etmeyi seçtiler ve işe de yaradı.

9. Çoklu programlama dilleri ve uçucu kod

Yeni çoklu platform geliştirme sistemleri ve yeni programlama dilleri her zaman ortaya çıkıyor. Kötü amaçlı yazılım analizcisini yanıltmak için Xamarin ile uygulamalar tasarlama veya kötü amaçlı komutları yürütmek için Lua kodunu kullanma gibi yöntemlerle farklı dilleri ve geliştirme ortamlarını birleştirmekten daha iyi bir yol düşünülemez. Bu strateji, yürütülebilir dosyanın nihai mimarisini değiştirir ve karmaşıklık seviyelerini artırır.

10. Sinerjik kötü amaçlı yazılım

Bir örneğin analizini karmaşıklaştırmanın bir alternatifi, kötü amaçlı işlevselliği birbiriyle etkileşime girebilen bir dizi uygulamaya bölmektir. Bu şekilde, her uygulama bir izinler ve kötü niyetli işlevsellik alt kümesine sahip olur ve bunlar daha sonra başka bir amacı yerine getirmek için birbirleriyle etkileşirler. Dahası, analistlerin kötü amaçlı yazılımın gerçek işlevini anlamaları için, tüm bireysel uygulamalara, bir yapbozun parçalarıymış gibi erişebilmeleri gereklidir.

11. Gizli kanallar ve yeni iletişim mekanizmaları

Bir C&C sunucusu veya diğer kötü amaçlı uygulamalar ile iletişim kurmak için, kötü amaçlı yazılımların bilgi aktarması gereklidir. Bu, geleneksel açık kanallar veya gizli kanallar (kişiselleştirilmiş iletişim protokolleri, parlaklık yoğunluğu, uyku modu kilitleri, CPU kullanımı, bellekteki boş alan, ses veya titreşim seviyeleri ve hızölçerler) yoluyla yapılabilir. Ayrıca son aylarda siber suçluların, Twitter hesaplarını kullanarak komutları göndermek amacıyla kullandığı Twitoor gibi C&C iletilerini aktarmak için sosyal ağları nasıl kullandıklarını gördük.

12. Diğer anti-analiz teknikleri

Diğer kaçırma teknikleri arasında paketleme, anti-emülasyon, hata ayıklama, şifreleme ve gizleme kullanımı Android tabanlı zararlı yazılımlarda çok yaygındır. Bu türden koruma mekanizmalarının etrafından dolaşmak için, belki de Frida gibi uygulamalar yoluyla birtakım fonksiyonların kullanılması mümkündür. MobSF gibi, bu denetimleri varsayılan olarak atlatmaya çalışan analiz ortamlarını kullanmak da mümkündür. Bunlar bazı anti-emülasyon teknikleri içerir; örneğin Inspeckage gibi düz metin dizelerinin anahtarlar yoluyla şifrelenmeden önce veya sonra görülebileceği şeyler ya da AppMon gibi uygulamalar.

Konuyla ilgili bilgi şu linkten takip edilebilir:

https://www.welivesecurity.com/2018/03/16/tricks-cybercriminals-use-hide-phone/

06 Mart 2018

Bilgisayar satın alırken yardımcı olacak PC Toplama sihirbazı

Bilgisayar satın alırken yardımcı olacak PC Toplama sihirbazı
Eskiden Gold PC olmak üzere birçok satıcının sitesinde bulunan PC Toplama sayfası bir çok kişiye kolaylık getiriyordu. Bu sayfalar o dönemde bilgisayar bilgisi olmayıp kendisi bilgisayar toplamak isteyenlere de parça uyumluluğu konusunda da kolaylık sağlıyordu. Nedense birden bu sayfalar ortadan kalktı. incehesap.com tekrar böyle bir sayfa oluşturmuş. Bu sayfa ile ilgili bültenleri şöyle;

Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen bilgisayarlar, her geçen gün gelişme kaydeden teknolojinin etkisiyle beklentilerimizi ve kullanım amaçlarımızı şekillendiriyor. İş, günlük ya da oyunlarla keyifli vakit geçirmek amacıyla tercih ettiğimiz bilgisayarların tüm ihtiyaçlarımızı karşılayabilmesi için sıfırdan toplanması akılcı bir yol olarak göze çarpıyor olsa da tüm bilgisayar bileşenlerinin teknik özelliklerine hakim olabilmek hiç de kolay değil.

İşte incehesap.com’un geliştirdiği PC Toplama Sihirbazı tüm bu problemleri ortadan kaldırarak, ihtiyaç duyulan en uygun bilgisayarın kolaylıkla oluşturulmasına fırsat tanıyor.

Dijital çağın vazgeçilmezleri arasına adını çoktan yazdıran bilgisayarlara hayatın her alanında ihtiyaç duyuluyor. Her geçen gün gelişimini sürdüren teknolojinin de etkisiyle yükselişini sürdüren bu zeki araçlar, ihtiyaçları ve beklentileri şekillendirirken kullanım alanlarını da çeşitlendirmeyi ihmal etmiyor. Hal böyle olunca tüm isteklerinin tek bir bilgisayarda toplanmasını isteyen kullanıcıların imdadına toplama bilgisayarlar yetişiyor. Ancak bilgisayar toplarken tüm bileşenleri gelişigüzel bir araya getirmenin yeterli olmadığını belirten teknoloji odaklı e-ticaret sitesi incehesap.com, işe kullanım alışkanlıklarının gözden geçirilerek başlanması gerektiğini vurguluyor. Masaüstü bilgisayara günlük kullanım mı, iş amaçlı mı ya da bilgisayar oyunlarını sıklıkla oynamak için mi ihtiyaç duyulduğunun kararı verildikten sonra toplanacak bilgisayarın segmenti de belirlenmiş oluyor.

Belirlenen segmentin ardından kasa, soğutma sistemi, ekran kartı, RAM, anakart, monitör, işlemci gibi bileşenler arasından birbirine uyumlu parçaların seçilmesi ise uzmanlık isteyen ve hassas bir nokta olarak göze çarpıyor. Bu noktada, tüm bunları kullanıcıların yerine düşünen akıllı robotun devreye girdiği incehesap.com PC Toplama Sihirbazı, ihtiyaç duyulan en uygun bilgisayarın kolaylıkla oluşturulmasına fırsat tanıyor.

İhtiyaca en uygun bilgisayar toplamanın yolu
Sihirbazda yer alan işlemci ve anakartların pin uyumları ile destekledikleri altyapı teknolojilerinin senkronize olarak ilerlediği bu hassas sistemde anakartların desteklediği RAM kapasitelerine göre RAM seçilebiliyor ve buna bağlı olarak anakart, RAM ve slot desteğine göre RAM eklenebiliyor. Ekran kartı seçiminin yapılmasının ardından sistem robotu seçilen ekran kartına uyumlu kasa ve power supply’leri listeleyerek uyumsuz olanları otomatik olarak devre dışı bırakıyor. Sabit Disk, SSD, mSata ve CD sürücü seçildikten sonra bu kategorideki ürünlerin adet artırımları yine anakartın Sata desteğine göre ayarlanmış durumda bulunuyor.

Monitör de seçilen ekran kartının sağladığı görüntü desteğine göre listeleniyor. Bu şekilde kullanıcılar, seçtikleri ekran kartı ile monitörlerini sorunsuz olarak çalıştırabiliyor. Kasa seçimlerinde ise belirlenen anakart ve ekran kartı modellerine göre filtreleme gerçekleşiyor. power supply olan kasalarda ekran kartı ve sistemin desteklediği minimum watt değerine göre listelenme yapılıyor. İşlemci soğutucularda da yine işlemcilere uygun soğutucular listeleniyor.

Gamer’lara özel robot
İncehesap.com PC Toplama Sihirbazı’nda oyuncular için özel olarak geliştirilmiş “Gaming PC Toplama” seçeneği de bulunuyor. Oyuncu bilgisayarı toplamayı amaçlayan kullanıcılar için düşünülen bu seçenekle anakarttan ekran kartına, işlemciden RAM’e, klavyeden mouse’a, kulaklıktan diğer ekipmanlara kadar sadece Gaming ürünleri listeleniyor.

Bağlantı: https://www.incehesap.com/pc-toplama-sihirbazi/

10 Şubat 2018

General Mobile’ın Son Telefonu "GM 8 Android One" Satışta

General Mobile’ın Son Telefonu "GM 8 Android One" Satışta
Türkiye’nin en çok tercih edilen üç akıllı telefon markasından biri olan General Mobile, Google’ın en iyileriyle tasarlanan ve merakla beklenen ‘GM 8 Android One’ modelini tüketicilerin beğenisine sundu.

‘GM 8 Android One’, ‘Google Fotoğraflar’ uygulaması ile fotoğraf tutkunu akıllı telefon kullanıcılarının en büyük sıkıntılardan biri olan hafıza sorununa çözüm buluyor. ‘GM 8 Android One’ modeli ile tüm fotoğraflar yüksek kalitede, ücretsiz ve sınırsız* olarak güvenli bir şekilde saklanabiliyor.

En güncel teknolojileri tüketicilerine sunan General Mobile, Android One ailesinin yeni üyesi olan ‘GM 8 Android One’ modelini 999 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sundu. General Mobile ‘GM 8 Android One’ modeli ile kullanıcılarına Google’ın en iyileri ile tasarlanan güncel ve güvenli Android One deneyimini yaşatıyor ve kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyor. GM8 Android One ile kullanıcılar, çekebildikleri kadar fotoğraf çekiyor ve hafıza derdi olmadan Google Photos uygulamasıyla yüksek kalitede, ücretsiz ve sınırsız olarak depoluyor.

‘GM 8 Android One’, General Mobile’ın Android One programı kapsamında geliştirilen birçok özelliği dahili olarak sunuyor. Bu özelliklerin başında ise, telefonda dahili olarak sunulan ‘Google Fotoğraflar’ uygulamasının hafıza sorununu ortadan kaldırarak kullanıcıların telefonla çektiği tüm fotoğrafları yüksek kalitede, ücretsiz ve sınırsız[*] olarak güvenli bir şekilde bulutta depolayabilmesi geliyor.

Ayrıca ‘GM 8 Android One’, 13MP flaşlı ön kamerası ile yüksek kalitede selfie deneyimi de yaşatıyor. Fotoğraf tutkunları GM 8 Android One modelinin hem ön hem arka kamerasında kullanabilecekleri ‘portre modu (bokeh)’ ile fotoğraflarına sanatsal bir dokunuş katabiliyor.

‘GM 8 Android One’ modelinin öne çıkan diğer bir özelliği ise G-Board klavye. Anlık çeviri özelliğine sahip ‘G-Board’ klavyeyi dahili olarak kullanıcılara sunan ‘GM 8 Android One’, yazışmalarda 42 dilde anında çeviri yaparak büyük kolaylık sağlıyor.

18:9 oranında yeni nesil geniş ekran tasarımıyla da dikkat çeken ‘GM 8 Android One’ modelinin diğer ürünler gibi kullanıcıların beklentileri ve ihtiyaçları doğrultusunda geliştirildiğinin altını çizen General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman; “Türkiye’nin ilk üç akıllı telefon markasından biri olarak başarı çıtamızı her yeni modelde yükseltiyoruz. ‘GM 8 Android One’ bu yılın ilk modeli olarak üstün özellikleriyle son derece iddialı. Özellikle son yıllarda öne çıkan selfie trendine uyumlu şekilde 13MP’lik flaşlı ön kamerayla donatılan ‘GM 8 Android One’ modelimiz, kendi segmentinde, en güncel işletim sistemi olan Android 8.0 Oreo yüklü şekilde tüketiciyle buluşarak fark yaratıyor. Ayrıca telefonda dahili olarak sunulan ‘’Google Fotoğraflar’ uygulaması da sınırsız sayıda fotoğraf ve videoyu yüksek kalitede, ücretsiz ve güvenli bir şekilde saklama imkânı tanıyor. ‘GM 8 Android One’ ile başarı hikayemizi sadece Türkiye’de değil, faaliyette bulunduğumuz 32 ülkede de sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Yalnızca donanımıyla değil, fiyatıyla da fark yaratıyor

GM 8 Android One; 4GB RAM, 64 GB dahili hafıza ve 3GB RAM, 32 GB dahili hafıza olmak üzere iki ayrı versiyon ile tüketicilere sunuluyor. Kullanıcılar; 3GB RAM, 32 GB dahili hafızaya sahip olan versiyonu 999 TL’ye; 4GB RAM, 64 GB dahili hafızaya sahip olan versiyonu ise 1099 TL’ye satın alabilecekler.

GM 8 Android One, zincir teknoloji marketleri ve seçkin cep telefonu mağazalarının yanı sıra; General Mobile’ın web sitesi www.generalmobile.com üzerinden online olarak tüketicilerle buluşuyor. GM 8 Android One ayrıca, Türk Telekom ve Vodafone mağazalarında taksitli tekliflerle, Turkcell mağazalarında ise “3 taksit bizden” kampanyası ile satışa sunuluyor.

Serinin Beşinci Telefonu

Android One programı çerçevesinde Avrupa pazarında 2015 yılında lansmanı yapılan General Mobile Android One 4G, 2016 yılında piyasaya sürülen GM 5 ve GM 5 Plus ve 2017 yılında çıkarılan GM 6 modellerinin kısa zamanda yakaladığı başarılı satış rakamları ve olumlu kullanıcı dönüşlerinin ardından, General Mobile beşinci Android One ürünü olan ‘GM 8 Android One’ ile performans çıtasını yükseltmeyi hedefliyor.

Kullancılar, GM 8 Android One ve uygulamalar hakkındaki detaylı bilgilere https://www.generalmobile.com/tr/urunler/GM8 adresi üzerinden kolayca ulaşabiliyor.

GM 8 Android One Teknik Özellikleri:
  • Boyutlar: 154.2 x 72.7 x 7.96 mm
  • Ağ: 4.5G, Cat7 300/150 Mbps, VoLTE, ViLTE, VoWifi
  • Ekran: 5.7" İncell IPS HD+ (720 x 1440) 2.5D Corning® Gorilla® Glass
  • İşlemci & CPU: Qualcomm MSM8940 Snapdragon 435, 64bit Qcta Core 1.4 GHz
  • İşletim Sistemi: Android 8.0 (Oreo)
  • Kamera: Arka: 13MP AF Dual Tone Flaşlı- Ön : 13MP FF flaşlı
  • Parmak izi okuyucu:Fingerprint sensor
  • Bağlantı:Wi-Fi 802.11 b/g/n/ac, Bluetooth v4.2, Micro USB
  • Hafıza:
    • 4GB RAM + 64 GB Dahili Hafıza (128 GB'a kadar Micro SD desteği)
    • 3GB RAM + 32GB Dahili Hafıza (128 GB'a kadar Micro SD desteği)
  • Pil:3.075mAh
  • Sensör:Gyro, Accelerometer, Proximity, eCompass, Light
  • GPS:A-GPS,GLONASS
  • FM Radyo:Dahili FM Radyo alıcısı

Sponsor

 Düzce Otel Hatipoğlu

Son Yorumlar