Teknoloji, tavsiye, deneyimler ve ilgimi çeken diğer konular...

04 Ekim 2018

Yerli Üretim logolu ürünler Türk firmalarına ait demek değil

Daha önce 868 ve 869 barkod nolu ürünlerde de anlattığım durum bu logo için de geçerli. Vatandaşın yanlış anladığı konu bu ürünler Türk firmaların değil. Daha doğrusu halkın anladığı şekilde Türk firmalarının değil. Peki bu ürünler Türk firmalarının değilse devlet neden bu kadar üzerine düşüyor? Bu ürünler kimlerin?


11 Eylül 2018

General Mobile’ın yeni yıldızı GM 9 Pro satışa sunuldu

General Mobile’ın yeni yıldızı GM 9 Pro satışa sunuldu
Kalitesi DxOMark tarafından onaylanan, yapay zekâ ile güçlendirilmiş, 12MP ve 8MP’lik çift kameraya sahip GM 9 Pro, fotoğraf performansından 91 puan, Video Görüntü Sabitleme (EIS)’den ise 90 puan alarak, ilk günden global markaların üst segment ürünlerini geride bıraktı.

Hassas yüzey dokusu, metal çerçevesi, ergonomik hatları ile uzay grisi, gümüş ve altın olmak üzere 3 farklı yeni renk seçeneğine sahip olan GM 9 Pro; Gorilla Glass 5 ile darbelere ve çizilmelere karşı daha dayanıklı ve sağlam olarak tasarlandı.

Dolby Vision ve 6.01 inç AMOLED ekranı ile geniş renk paletine sahip olan GM 9 Pro; Dolby Vision HDR ile kusursuz görüntü sağlayarak, renk kontrastlarını gözün algılayabileceği en iyi seviyede sunuyor.

Gelişmiş Kryo işlemci mimarisine sahip, Qualcomm Snapdragon SDM660 ile yüksek performans sunan GM 9 Pro; 4GB RAM ve 64GB dahili hafızası ile en zorlayıcı oyunlarda bile nefes kesen performans sağlıyor.

3800 mAh pili ile yüksek pil kapasitesi sunan GM 9 Pro, 20 saate kadar kesintisiz video izleme olanağı sunuyor. GM 9 Pro ayrıca, Dolby Atmos ve çift hoparlör ile üç boyutlu ses deneyimine her an ulaşmayı sağlıyor.

En güncel teknolojileri ulaşılabilir fiyatlarla tüketicilerine sunan General Mobile,Android 8.1 Oreo işletim sistemine sahip olan GM 9 Pro ile, Android One programı kapsamında geliştirilen birçok özelliği dahili ve en güncel olarak sunuyor. Bu özelliklerin başında ise, ‘Google Fotoğraflar’ uygulamasıyla hafıza sorununu ortadan kaldırarak kullanıcıların çektiği tüm fotoğraf ve videoları yüksek kalitede, ücretsiz ve sınırsız[*] olarak güvenli bir şekilde depolaması geliyor. Google ile olan stratejik iş birliği kapsamında General Mobile kullanıcılarına akıllı, güvenli ve kullanımı kolay bir Android deneyimini sunmaya devam ediyor.

Üstün Özellikleriyle Fark Yaratıyor

Tamamen yerli bir marka olan General Mobile tarafından tasarım, Ar-Ge ve üretimi Türkiye’de gerçekleştirilen GM 9 Pro; sahip olduğu yapay zeka sayesinde HDR modunda çekilen fotoğraflarda yüksek kalite sunması, tek tuşla 4K video kaydı yapabilmesi, video kaydı sırasında el ve hareket titreşiminden oluşan bulanıklığı azaltan video stabilizasyon teknolojisine (Electronic Image Stabilization) sahip olması ve bokeh modu sayesinde stüdyo kalitesinde portre fotoğraflarının çekilmesine olanak sağlayan özelliklere sahip.

Tavsiye edilen KDV Dahil 2.899 TL fiyata sahip GM 9 Pro, ayrıca www.generalmobile.com üzerinden de altı taksit fırsatı ile satışa sunulacak. GM 9 Pro ayrıca,zincir teknoloji marketleri ve seçkin cep telefonu mağazalarının yanı sıra; operatörlerin satış noktalarından da taksit avantajıyla satın alınabilecek.

GM 9 Pro Android One Teknik Özellikleri:

  • Boyutlar: 159 x 75.8 x 7.9 mm
  • Ağ: Cat 7 300 Mbps dosya indirme, 100 Mbps dosya yükleme, VoLTE, ViLTE, VoWifi
  • Ekran: 6.01 İnç AMOLED Full HD + , 2160×1080 pixels , 16M colors, Corning Gorilla Glass 5
  • İşlemci; CPU: Qualcomm SDM660 Snapdragon 660 , 4 + 4 octa-core 2.2GHz(Kryo Gold)/1.84 GHz(Kryo Silver)
  • İşletim Sistemi: Android 8.1 (Oreo)
  • Kamera: Arka: 12+8 MP AF , f1.8- Ön : 8 MP FF , f2.0,Portre Selfie, Otomatik HDR, Otomatik Gece Modu, EIS
  • Parmak izi: okuyucu: Parmak izi sensörü
  • Bağlantı: Wi-Fi 802.11 a/b/g/n/ac up to 433Mbps, Wi-Fi Direct, Wi-Fi Display, Hotspot, 5Ghz ve 2.4 Ghz dual band desteği
  • Hafıza: 4GB RAM + 64 GB Dahili Hafıza (256 GB'a kadar Micro SD desteği)
  • Pil: 3.800 mAh batarya
  • Sensör: Gyro, Accelerometer, Proximity, eCompass, Light GP,S A-GPS,GLONASS,Galileo,Beidou
  • FM Radyo: Dahili FM Radyo alıcısı



07 Eylül 2018

Türkiye'de devletin küçülmesi, tasarruf ve bürokrasinin azalması için

Türkiye'de devletin küçülmesi, tasarruf ve bürokrasinin azalması için
Bugüne kadar devletin küçülmesi için bir çok uygulamalar ve değişiklikler yapılmak istendi ama bir türlü başarılı olunamadı. Bu hükümet döneminde bazı büyük değişiklikler yapılmak istense de FETÖ'nün Gezi eylemleri, 17-25 Aralık süreci ve ardından darbe girişimi ile bu köklü değişiklikler duraklatıldı. Önümüzdeki dönemde hükümet yine bir dizi değişiklik için adımlar atacaktır. Bu konuda benimde bir kaç önerim var.
  1. Nüfusu 20 bin altındaki yerlerden Polis çekilerek Jandarmaya bırakılmalı. Aynı yerde 2 güvenlik birimi var ve genelde doğru dürüst olay bile yok. Bu yüzden gereksiz büyük maddi gider oluşuyor. Jandarma kırsala da baktığı için mecbur var.
  2. Özel güvenliklerin görev yapabileceği yerlerden acilen Polisler çekilmeli Polis asli görevine (suç araştırması, önleyici hizmetler v.s.) dönmeli. Bu sayede düşük maaşlı personelle aynı iş yapılmış olur.
  3. Adliyelerden Polisler çıkmalı. Polis yakaladığı şahısları adliyede görevlendirilecek İnfaz koruma memurlarına teslim etmeli. gerisi zaten cezaevi de olsa infaz koruma memurlarının
  4. Nüfusu 250 bin altındaki iller ilçeye, 10 bin altındaki ilçelerde beldeye dönüştürülmeli. Çok gerekli durumlar var ise Vali yardımcısı görevlendirilmeli. Bir il kurulduğunda düşük ihtiyaç da olsa tüm il müdürlükleri mecburen kuruluyor. Bu şekilde bina, araç, personel, v.b. büyük tasarruflar olur. Hizmet vermek için İl olmak şart değil.
  5. Emniyetin büroları için sivil memurlar alınmalı. Bu sivil memurlar yerelden alınacağı için atama sorunları oluşmayacak bu nedenle de hizmetin devamlılığı ile zaman kayıtları da önlenecek. Adliyede deliller dahil dosyalardaki bir çok evrak sivil memurlara teslim edilebiliyor ki asıl son sözü söyleyecek yer adliyedir. Benzer durumlar diğer kurumlarda da varsa onlara da uygulanmalı
  6. Yapılan iş, işlem v.s. de kusuru, ihmali kim olursa olsun çekinmeden gerekenler yapılmalı
  7. Tüm devlet sistemleri birbirine entegre edilmeli. Başta hastaneler ve eczaneler. Bu sayede yakalaması olan şahıslar yakalanır. Bu sayede de güvenlik kuvvetlerinin iş gücü kaybı ve zaman kaybının önüne geçilir. Ayrıca bu kişileri yakalamak için harcanan maliyette devlete kalır
  8. Kamu yöneticileri görevlerine atanmadan önce Cumhurbaşkanlığı tarafından sınava tutulmalı. Gündemi ne kadar takip ettiği, hızlı gelişen dünyayı ne kadar takip ettiği ve bu konuda kendini geliştirip geliştirmediği ölçülerek göreve atanmalı. Kısaca liyakat
  9. Muhtarlıkların işlevi kalmadığı için kaldırılmalı
  10. Tebligatlar SMS yoluyla yapılmalı

01 Eylül 2018

Hashtag kullanımında Twitter’dan markalara altın kurallar

Hashtag kullanımında Twitter’dan markalara altın kurallar
Twitter hashtagin 11’inci doğum günü geride kalırken hedef kitlelerine etkili şekilde ulaşmak isteyen markalara hashtag kullanımı ile ilgili 5 ipucu veriyor.

Hashtag sembolünün internet kullanıcılarını birleştirmek için ne denli etkileyici bir rol oynayacağını kimse tahmin edemezdi herhalde. 11 sene önce ilk olarak Twitter’da kullanılan hashtag, kullanıcıların dünyada olup bitenlerden haberdar olup gündemde neler konuşulduğunu keşfetmelerini sağlıyor. Ve her gün ortalama 125 milyon hashtag paylaşılıyor.

Hashtag markaların pazarlama hedeflerini yerine getirip, mesajlarını geniş bir kitleye iletmelerini sağlayan bir araca dönüştü.

Fakat markalar tweetlerinde nasıl hashtag kullanmalı veya belirli kampanyalar için nasıl kendi hashtaglerini yaratmalı? Bu 5 basit kuralı takip ederek kullandığınız hashtaglerin etkili olmasını sağlayabilirsiniz.

#Uzunluk

İdeal bir hashtag kaç harften oluşur? Cevap: 7. Geçen sene Avustralya’da paylaşılan en popüler 500 hashtag ortalama 7 karakterden oluşuyordu.

İşin temel kuralı çok uzatmadan mesajı iletmek. Unutmayın ki net bir hashtag daha çok tercih edilecektir. Akılda kalan tek kelimelik bir slogan veya markanızı hemen çağrıştıran bir akronim gündemde çok daha hızlı yayılacaktır. Kısa isimli markalar hashtaglere kendi isimlerini sığdırabilir, mesela #NABMiniLegends. Fakat marka sloganınızın bir hashtag olarak başarılı olmasını beklemeyin. Kampanya mesajınızı tek kelimeye sığdırmanız mümkün değilse hashtagi en fazla 3 kelimede tutmaya çalışın. 3 kelimeden fazla içeren hashtaglerin akılda kalması daha güç oluyor.

#BüyükVeyaKüçük?

Hashtagler küçük veya büyük harften mi oluşmalı? Hashtag birden fazla kelime içeriyor veya kısmi bir akronim ise, büyük harf kullanmak diğer kullanıcıların tweetinizin içerdiği unsurları anlamaları için önemlidir. Bir hashtagin anlamını kaybedip, içeriğinden başka bir mesaj çıkarılması kadar kötü bir durum yoktur. Bunu engellemek için büyük harfler kullanabilirsiniz.

Bunun dışında hiçbir zaman sadece büyük harfler kullanmayın çünkü hedef kitleniz kendilerine bağırıldığını düşünebilir.


#KaçTane?

#Her #kelime #için #hashtag #kullanan Twitter kullanıcılarına hepimiz şahit olduk. Fakat gereğinden fazla hashtag içeren tweetler yansıtmak istediğiniz mesajın etkisini seyreltir. En iyi yöntem sadece bir veya gerektiğinde en fazla üç, hashtag kullanmaktır. Kullandığınız hashtaglerin iletmek istediğiniz mesaj ile ilgili olmaları da çok önemli bir faktör. Mesela, markanız büyük bir eyleme veya etkinliğe dahil olursa o zaman ilgili hashtagleri kullanmanız yerinde olur. Markanızla ilgili olduklarına ve o hashtagleri kullanma yetkiniz olduğundan emin olun. Müşterileriniz sadece sosyal medyada ilgi aradığınızı düşünürlerse size olan güvenleri azalabilir.

#Komedi

Yarattığınız veya kullanmak istediğiniz hashtagin komik bulunacağından eminseniz, o zaman komedi hedef kitlenizin sizinle angaje olması için çok iyi bir yöntem. Fakat seçtiğiniz espri yanlış anlaşılabilecek veya kafa karıştırıcı olarak algılanabilecek ise dikkat edin. Paylaşımdan önce bir sürü farklı kitlelerden insana gösterip herkesin komik bulup anlayacağı bir hashtag olacağından emin olabilirsiniz.

#Açıklık

Kampanyanız gizemli bir hazine avı değilse her zaman müşterilerinize kullandığınız hashtagin ne anlama geldiğini açıklayın ve onlara da kullanmaları için teşvik edin. Vereceğiniz bir hediye olsun veya hashtagi kullandıklarında basit bir retweet olsun, karşılıklı yararlı bir ilişkiye hedef kitleniz daha çok ilgi gösterir.

İşte bu kadar basit. Hashtag 11 sene boyunca markalara eşi benzeri olmayan bir hediye olarak sunuldu. Listedeki 5 kuralı takip ederseniz çok kısa süre içinde sizde markanızı takip eden sağlam bir kitle oluşturabilirsiniz.

21 Ağustos 2018

868 ve 869 barkod kodlu ürünler Türk Firmalarının demek değil

ABD ile yaşanan krizden sonra yeli malları tüketme kampanyaları gündeme geldi. Bu kampanyalarda Türkiye'nin barkod kodları paylaşıldı. Ama...

Türkiye’de barkod sistemi Resmi Gazete’de yayınlanan ilan ile “Türkiye Global Standartlar Tedarik Zinciri ve Lojistik Eğitim Vakfı” (kısa adı GS1 Türkiye Vakfı tarafından yürütülmektedir.

GS1 Türkiye, halen 30.000'den fazla üyesiyle Türkiye'deki üretici, dağıtıcı ve satıcı firmaların GS1 Sistemine üye olmasını ve böylece tüm dünyada tanınmasını sağlamakta, bu firmaların uygulamalarını kolaylaştırmak ve firmalara destek sağlamak amacıyla Türkiye'ye özel düzenlemeler yapmaktadır.



Ülkemizde zaman zaman yerli malı kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla barkod numarası 869 ile başlayan ürünlerin satın alınmasını teşvik eden kampanyalar yürütülmektedir. Ancak söz konusu kampanyalar tüketiciler açısından yanıltıcıdır.

Barkod ve numaralama sisteminin temel amacı bilgi sistemlerine daha hızlı ve doğru bilgi aktarılmasını sağlayarak tedarik zinciri yönetiminde etkinliği ve verimliliği artırmaktır. Üye organizasyonlarının farklı öneklere sahip olmasının sebebi ürünlerin menşeini belirlemek değil, dünya üzerinde kullanılan herhangi iki numaranın birbiriyle çakışmasının önüne geçmektir. Bu sebeple bir ürünün barkodunun 868 veya 869 ile başlaması o ürünün kesinlikle Türkiye’de üretilmiş olduğunun garantisi değildir. İthalatçı bir firmanın, Türkiye’ye başvurarak almış olduğu 868 veya 869 ile başlayan firma öneki ile ithal ettiği ürünü numaralandırması Sistem açısından bir sakınca taşımamaktadır. Yani amaç ürünün meşeini göstermek değil takibini yapabilmek

Türkiye'nin barkod kodları 868 ve 869'dur. Ancak herkesin bildiği daha doğrusu çoğunluğun bildiği hatta resmi bir kaç ağızdan da açıklanan bu kodlara ait olan ürünleri sadece Türk firmaları üretiyor zannediliyor. İste yanıldığımız nokta burası. Bu kodlar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine kayıtlı ürünleri içindir. Bunlar içerisinde bir çok yabancı firma da vardır. Örnekleri aşağıda görüyorsunuz.















Bir de Türkiye de üretilip bizim kodları almayan ürünler var. Mesela herkesin her fırsatta boykot edelim dediği Coca Cola gibi. Bunlar üretim iznini Sanayi ve Ticaret Bakanlığından alan firmalar.

Fazla teknik konuya girip kafa karıştırmayacağım. Şimdi kısaca özet geçelim. Türkiye'de satılan ürünleri 2 ana gruba ayırabiliriz

1- Türkiye'den pazara çıkanlar

  • 868 ve 869 kodlu ürünler: Bunlar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine kayıtlı firmaların ürünleri
  • Yabanci firmaların kendi ülke kodları ile üretilenler: Bunlar üretim iznini Sanayi ve Ticaret Bakanlığından alan firmalar

2- İthal edilen

Türkiyede yabancı firmaların ürettiği ürünler teknik olarak Türk Malı. Üretici, çalışanlarını, ham maddelerini v.s. Türkiye’den karşılar. Türkiye'ye vergi verirler. Küreselleşen dünyada da bu gayet normal.

Peki Türk Firmalarının ürünlerini nasıl ayırt edeceğiz diye sorarsanız. Bu kodlarla mümkün değil. Sadece Türk firması olarak bildiğiniz firmaların ürününü alarak emin olabilirsiniz. Bunu da eğer markayı veya firmayı bilmiyorsanız Google'da aratabilirsiniz.


Son olarak Vestel örnek verildiği için videoda Vestel’in ürünü görünmekte ama Türkiye’de Cep Telefonu ve bilgisayar satan tüm yerli firmalar bu ürünleri üretmiyor. Ya diret hazır getirtiyorlar yada montajı Türkiye’de yapıp sadece etiketlerini üzerine basıyor.



Ayrıca Kemalettin Bulamacı'nın şu http://btdunyasi.net/yerli-ve-milli-abd-boykotu/ yazısını da okumanızı tavsiye ederim.

19 Ağustos 2018

BTK'dan Whatsapp'a rakip yerli mesajlaşma uygulaması: Dedi

ABD ile yaşanan krizden sonra yerli malı kampanyaları düzenlendi. Anlaşılan o ki aynı tarihlere denk gelen 08 Ağustos 2018 tarihinde de Dedi adlı bu uygulama yayınlandı. Uygulama henüz beta olarak görünüyor ve neredeyse whatsapp'ın kopyası. Muhtemelen hazır olarak temin edilip uyarlanmış. Ama ben yine de gerekli ve yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kamu kurumları whatsapp'ta oluşturdukları gruplarla resmi yazışmalar ve dosya paylaşımında bunulunuyor.

Bugün edindiğim bilgiye göre de kamu kurumlarında mümkün olduğunca yerli veya açık kaynak yazılıma geçiliyor. Yalnız burada bir sorun olduğunu düşünüyorum. Herhangi bir hazırlık ve çalışma yapmadan "geçin" talimatı ile bu işler olmaz. Bu tür kararların sonuçları kaybettirir.

Lafı fazla uzatmadan uygulamaya gelelim. Detaylı bilgiye ve indirme bağlantılarına http://dedi.link adresinden veya uygulama mağazalarından ulaşacağınız Dedi adlı uygulama neredeyse whatsapp'ın kopyası. Yerli telefon firmalarının cihazlarında da yüklü gelirse ciddi bir kullanıcıya ulaşır

BTK sayfası http://etkinlik.btk.gov.tr/Dedi/

Android https://play.google.com/store/apps/details?id=org.btider.dediapp

iOS https://itunes.apple.com/tr/app/dedi-mesajla%C5%9Fma-uygulamas%C4%B1/id1417184398

Hamza Şamlığoğlu'nun tespitine göre uygulama https://signal.org/ - https://play.google.com/store/apps/details?id=org.thoughtcrime.securesms uygulaması

Uygulama hakkında değerli görüşler aşağıdaki paylaşımda

15 Ağustos 2018

General Mobile’dan Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası
Türkiye’nin en çok tercih edilen ilk üç akıllı telefon markasından biri olan General Mobile’ın yıllık 2,5 milyon adet üretim kapasiteli yeni fabrikası faaliyete geçti. 2018 sonu itibariyle hedef, üretim kapasitesini 4,4 milyon adete çıkarmak.

‘En Büyük Yerli’, yeni fabrika yatırımı ile bu sene 155 milyon TL’lik ihracat hedeflerken, faaliyette olduğu ülke sayısını da 45’e çıkaracak.

Türkiye’nin yüzde yüz yerli cep telefonu markası General Mobile, 33 ülkede gerçekleştirdiği büyüme ve yatırımların yanı sıra Türkiye’ye de değer katmaya devam ediyor. Marka stratejisi, operasyonu, tasarımı, Ar-Ge ve üretim tesisleri Türkiye’den yönetilen General Mobile, 100 milyon TL’lik yeni fabrika yatırımı ile birlikte Türkiye’nin en büyük yerli cep telefonu fabrikasını üretime kazandırmış oldu.
General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

Üretimin merkezini anavatanına taşıdı

33 ülkede faaliyet gösteren ve 2018 yılı sonunda toplamda 45 ülkede olmayı hedefleyen General Mobile, inovasyon ve Ar-Ge çalışmaları ile de dikkat çekiyor. Bu fabrika yatırımıyla yüzde yüz Türk markası olan General Mobile’ın, Ar-Ge merkezi ve operasyon yönetiminin ardından, üretimi de Türkiye’de olacak.
General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

“2018 yılı içinde 45 ülkede, 4,4 milyon cep telefonu”

General Mobile’ın, ihracatla büyüyen bir marka olduğuna değinen General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman, “Türkiye’nin uluslararası pazardaki yerini sağlamlaştırmasının tek yolu, öz kaynaklarıyla teknoloji geliştirmekten ve ihraç etmekten geçiyor. Bunun yaratacağı katma değer, Türkiye’nin gelişiminde önemli bir rol oynayacak. Türkiye’deki fabrikamızda 33 ülkeye de ihraç ettiğimiz tüm modellerimizin üretimini gerçekleştiriyoruz. Şu an yıllık üretim kapasitesi 2,5 milyon adet olan fabrikamızla hedefimiz, faaliyette olduğumuz ülke sayısını 2018 sonuna kadar 45’e çıkararak 4,4 milyon adet üretim yapmak olacak.
General Mobile’dan 100 milyon TL’lik yatırımla Türkiye’nin ‘En Büyük Yerli’ cep telefonu fabrikası

“2017 yılında toplam satışımızın %16’sı ihracat yolu ile oldu. Yeni fabrika yatırımımızla bu oranı 2018 yılı sonunda %20’ye çıkartmayı planlıyoruz. 2017 yılında ihracat ciromuz 75 milyon TL’ydi, 2018 sonu itibariyle ihracat hedefimiz ise 155 milyon TL. Yeni üretim üssümüzde artan üretim kapasitemizle, bir yandan iç pazarın ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da ihracatımızı güçlendireceğiz” dedi.

Editör notu: Fabrika %100 yerli telefon üretim fabrikası değildir. Ancak önceki ziyaretimde anlattıkları hedeflerin çoğuna ulaştıklarını ve resmi açılışın Eylül ayında yapılacağını öğrendim. Sanırım bir kaç parça hariç her şey Türkiye'de üretilecek, montajdan çok daha ileri iş ve işlemler yapılıyor. Eylül ayında bir aksilik olmaz ise açılışta bizzat inceleyeceğim

12 Ağustos 2018

Casper’dan Yapay Zeka Teknolojisi: 6 GB Ram'li Casper VIA A3 Plus

Casper’dan Yapay Zeka Teknolojisi: 6 GB Ram'li Casper VIA A3 Plus
Casper’ın yapay zeka teknolojisiyle desteklediği yeni üst seviye telefonu VIA A3 Plus piyasaya çıktı. Yüksek performans ve gelişmiş kullanıcı deneyimi sunan Casper VIA A3 Plus, “’akıllı telefon’’ kavramını yeniden yorumlayarak, ‘’hem akıllı hem zeki’’ mottosuyla ön plana çıkıyor.

Performansı ölçerek öğrenme, infrared yüz tanıma ve gerçek zamanlı fotoğraf geliştirme deneyimlerini öğrenebilen Casper VIA A3 Plus, kullanıcılara en gelişmiş teknolojiye sahip akıllı telefon deneyimi yaşatacak. Yapay zeka yeteneği sayesinde telefon, işlemciyi zorlamayan oyunlarda yüzde 12, işlemciyi zorlayan oyunlarda ise yüzde 25'e varan oranlarda pil tasarrufu sağlıyor ve bu sayede daha uzun süre performanslı oyun keyfi yaşatıyor.

Helio P60 ve 6GB RAM ile Kesintisiz Hız

Casper Via A3 Plus, 4+4 çekirdekli Mediatek Helio P60 A73 işlemcisinde bulunan yapay zeka desteğiyle her uygulamada yüksek performans gösteriyor. 6GB RAM destekli Casper VIA A3 Plus yüksek benchmark skorları elde ederek kesintisiz oyun keyfi yaşatıyor. 80 farklı uygulamanın arka planda çalışmasını sağlarken tek bir dokunuşla başka bir uygulamaya, beklemeden hızlıca geçişler sağlıyor.

Infrared Kamera ile Güvenlik Ayrıcalığı

Casper VIA A3 Plus’ın en dikkat çeken özelliklerinden biri de yüz tanıma teknolojisi. Infrared kamera, yüzü en ince ayrıntısına kadar inceliyor ve gözle görülemeyen farklılıkları bile kolaylıkla algılayabiliyor. 256 adet yüz noktasını ve 16 yüz şeklini ayırt edebilen Casper VIA A3 Plus, tüm ortamlarda yüz tarama sağlıyor. Infrared kamera; kullanıcıları karanlık ortamda, şapkalıyken veya gözlüklüyken de 0.2 saniye içinde algılayıp, telefon açılmasını sağlıyor.

Düşünen ve Öğrenen Kameralarla Benzersiz Deneyim

Yapay zeka teknolojisinin en önemli özelliği olan öğrenme, kameraları kullanırken ve fotoğraf çekerken de büyük kolaylıklar sağlıyor. Yüksek performanslı 16MP RGB renkli ön kamera, en zorlu koşulda bile canlı ve aydınlık fotoğraf çekilmesine olanak sağlıyor. Geniş piksel aralığı ve 400nit parlaklığa sahip olan LED Flash; kapalı alanlarda, atmosferik gece çekimlerinde ve kalabalık portrelerde aydınlık ve berrak fotoğraflar çekilmesini sağlıyor. Ortam ışığını otomatik algılayan, sahne tespiti yapan ve objeleri tanıyan 16+5MP arka kameralar, kullanıcılara kaliteli fotoğraflar çekme olanağı sunuyor. Yapay zekanın nesne tespit özelliği sayesinde, odak istenilen şekilde ayarlanıyor ve odaklanmayan noktalar profesyonel fotoğraf makinelerinde olduğu gibi bulanıklaştırılıyor. Ayrıca VIA A3 Plus çekilen fotoğrafları keskin hatlar ve geliştirilmiş odak teknolojisine sahiptir.

Daha Büyük Ekran, Daha Dayanıklı Tasarım

Casper, yeni telefonunda Helio P60 yapay zekalı işlemcisi ile teknik donanımları üst seviyeye çıkarırken, tasarım ve dayanıklılığı da göz ardı etmiyor. Uçtan uca çerçevesiz 6.2” geniş ekranı ve oval tasarımı ile Casper VIA A3 Plus, kullanıcıya telefonu rahatça kavrama ve kolay kullanma imkanı sunuyor. FHD+ ekranı sayesinde görüntü kalitesini de yükselten telefon, çinko çerçevesi ile de darbelere ve düşmeye karşı yüzde 25 daha fazla dayanıklılık gösteriyor.

Yapay Zeka Sayesinde Uzun Pil Ömrü

Casper VIA A3 Plus, öğrenen teknolojisi sayesinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu pil ömrü sorununu da çözüyor. İhtiyaca göre diğer programları durduran ve performansını artıran telefon, beklemede olduğu ve kullanılmadığı zamanlarda da pil tüketimini optimize ediyor. Böylece daha uzun süre kullanım imkanı tanıyan Casper VIA A3 Plus, zamanla yıpranmak yerine kendini geliştirerek daha üstün bir kullanıcı deneyimi sunuyor.

Casper VIA A3 Plus Teknik Özellikleri

  • İşlemci: MediaTek Helio P60
  • İşletim Sistemi: Android 8.1 Oreo
  • Ekran: 6.2” FHD+ Incell IPS
  • RAM: 6 GB
  • Depolama: 64 GB dahili, 256 GB microSD hafıza kart kapasitesi
  • Kamera: 16 MP + Infrared Ön Kamera, 16+5 MP LED Flaşlı arka kamera
  • Boyut ve Ağırlık: 155 mm X 75.5mm X7.85mm
  • Pil: 3000 mAh
  • Renk: Oniks Gri, Platin Gri
  • Bağlantılar: Bluetooth 4.2, WLAN 802.11 a/b/g/n/acType-C USB
  • Kutu içeriği: AC Adaptör, USB Kablosu, Premium Kulaklık, Kulaklık Çevirici, Mat Sert Kılıf, Ekran
  • Koruma Jelatini, Sim Kart İğnesi

25 Nisan 2018

Göğsümüzü kabartan Türk gençlerinin hikayesi, Türk gençleri dünya çapında başarılara imza atıyor

Göğsümüzü kabartan Türk gençlerinin hikayesi, Türk gençleri dünya çapında başarılara imza atıyor
Bu gençler dünya çapında başarılara imza atıyor. İşte o gençlerin göğsümüzü kabartan hikayeleri:

TESLA’DAKİ DÖRT TÜRK’TEN BİRİ

Serhan Delareyna: Worcester Polytechnic Institute (WPI) Endüstri Mühendisliği’ni 3.5 yılda birincilikle bitirip, Elon Musk’un dünya çapındaki firması Tesla'nın dört Türk çalışanından bir tanesi… Elektrikli araba modellerinde üretim riskleri analizi yaparak çözümler üreten ekibi yönetiyor. Lise çağında çevre ve enerji konusunda yaptığı çalışmayla ülkemize dünya ikinciliği kazandırmıştı.

1 MİLYON TL BURS KAZANDI
Zeynep Karacan: Galatasaray Lisesi'nden geçen yıl birincilikle mezun olan dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında gösterilen Yale'den dört yıl için 260 bin dolarlık (1 milyon TL) burs kazanan Türk genci, kariyerini yapay zeka üzerine yapmayı planlıyor. Galatasaray Lisesi öğrencisi iken enerji konusunda yaptığı çalışmayla ülkemize çok sayıda ödül kazandıran Karacan aynı zamanda First Step to Nobel Prize in Physics (Polonya) ödülü sahibi…

FIRST STEP TO NOBEL PRIZE IN PHYSICS ÖDÜLÜ SAHİBİ
Ece Yücer: Galatasaray Lisesi'nden, tüm dünyada sadece 37 öğrenciye verilen Lester B. Pearson İnternational Scholarship başarı ve liderlik bursu ile Toronto üniversitesi Trinity College’da Computer Science okuyor. Bilgisayar ve ekonomi dalında kariyer planlıyor. Galatasaray Lisesi öğrencisi iken su arıtma teknolojileri konusunda yaptığı çalışmayla ülkemize ödül kazandıran Yücer aynı zamanda First Step to Nobel Prize in Physics (Polonya) ödülü sahibi…

ÇOK ULUSLU BİR ŞİRKETİN YÖNETİCİ OLARAK ÇALIŞACAK
Hatice Sena Türetken: Çok sayıda yurt dışı üniversiteden kabul alan ve üniversite sınavında Türkiye 216’ncısı olarak Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okumayı tercih eden Türetken ileride çok uluslu bir şirketin yönetici olarak çalışacak. Türetken’de First Step to Nobel Prize in Physics (Polonya) ödülü sahibi…

DÜNYA BİRİNCİSİ OLDU
Yosi Kohen Kutucu: Kanada British Columbia Üniversitesi'nde (UBC) burslu olarak makine mühendisliği eğitimi gören, katıldığı mühendislik ve tasarım yarışmasında "eli olmayanlar için mouse" geliştirerek ikincilik ödülü alan Kutucu, engelli bireylerin kolaylıkla bilgisayar kullanabilmesini sağlayan bu ürünün, oldukça ucuz ve 3D printer yardımıyla basılabilen bir teknolojik tasarım olduğunu söylüyor.

2015-2017'de Ulus Özel Musevi Lisesi öğrencisiyken Türkiye, Kanada, Amerika, Hollanda ve Polonya'da çok sayıda ödül kazanan Kutucu, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı için masaüstü bilgisayarlar üretip vakıftaki çocuklara hediye etmişti. İki yıl önce de bir evin ihtiyacını tüm yenilenebilir kaynakları kullanarak karşılayabilen taşınabilir enerji dönüşüm cihazı "Alternatesla" ile Hollanda'da dünya birincisi olmuştu.

KUANTUM TEKNOLOJİLERİ GELİŞTİRİYOR
Berk Diler: Lise çağında yaptığı çalışmalarla çok sayıda ödül alan, 2009 yılında fizik dalında TÜBİTAK Türkiye üçüncüsü olan ve şu anda Chicago Üniversitesi'nde doktora yapan Diler ise kuantum teknolojilerinin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalara öncülük ediyor.

YILDIZI PARLAYAN GENÇLERİN KOÇU
Öğrencilerin proje danışmanlığını yapan, TÜBİTAK tarafından ödüllendirilen ve ABD'de Chicago Üniversitesi tarafından 2010'da "Yılın Öğretmeni" seçilen Talha Kılıç, “Öğrencilerimle Türkiye ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde akademik çalışmalar yaparak makaleler yayınlıyor ve yarışmalara katılıyoruz. Öğrencilerim bu çalışmaların sonucunda dünya çapındaki üniversiteler tarafından kabul ediliyor ve burslu okumaya hak kazanıyorlar. Mezun olduklarında sahip oldukları donanımlar ile insanlığa yararlı vatandaşlar oluyorlar. Tüm öğrencilerimle gurur duyuyorum” dedi.

11 Nisan 2018

Kaspersky Lab, dünyanın en büyük blockchain girişimi Ethereum Alliance’a katıldı

Kaspersky Lab, dünyanın en büyük blockchain girişimi Ethereum Alliance’a katıldı
Blockchain yalnızca Bitcoin’den ibaret değil. Aslında Blockchain, elektronik ortamda oy vermekten adil ticarete kadar birçok alanda kullanılabilen dev bir ekosistem. Kendi içinde bir dizi blockchain projesi geliştirmekte olan Kaspersky Lab, şimdi dünyanın en büyük blockchain girişimi olan Enterprise Ethereum Alliance’a da katılıyor. Bu hamle, şirketi blockchain teknolojisi tabanlı çözümlerin geliştirilmesinde yeni bir düzeye taşıyacak. Kaspersky Lab diğer üyelerle bağlantı kurup uzmanlıklarını paylaşabilecek ve çalışma gruplarına katılabilecek.

Kaspersky Lab Yatırım ve İnovasyon Birimi Lideri Vartan Minasyan, “Bitocin’e gösterilen ilgi, blockchain teknolojilerinin kripto para birimlerinin dışında sunduğu diğer fırsatların unutulmasına yol açıyor. Bitcoin’in blockchain teknolojisine ihtiyacı var. Bunu akılda tutmak önemli. Birçok farklı sektörde faaliyet gösteren Enterprise Ethereum Alliance üyeleriyle iş birliği yapmak, blockchain çözümlerimizi geliştirmemize ve insanlara blockchain teknolojilerinin faydalarını anlatmamıza yardımcı olacak.” dedi.

Kaspersky Lab yaklaşık üç yıldır hem kendi ekiplerinin hem de dışarıdan bazı ekiplerin yeni fikirlerini ve teknolojilerini Business Incubator bünyesinde destekliyor. Desteklenen projeler arasında blockchain tabanlı çalışmalar da bulunuyor. Bu projelerden biri olan Polys, şeffaf kripto algoritmalarla desteklenen güvenli bir oy verme sistemi. Bu sistem tüm işlemlerin blockchain üzerinde kaydedilmesini, saklanmasını ve sayılmasını sağlıyor. Ethereum tabanlı olan Polys, ağdaki tüm katılımcıların verilen oyların doğruluğunu kontrol edebilmesini mümkün kılıyor.

Enterprise Ethereum Alliance; Fortune 500 şirketlerini, başarılı teknoloji geliştiricilerini ve araştırma kurumlarını bir araya getirerek blockchain çözümlerinin uygulama yöntemlerinin paylaşılmasını ve tartışılmasını sağlıyor. Farklı grup etkinliklerine katılan ve tecrübeli pazar oyuncularıyla birlikte çalışan üyeler yenilikçi teknolojilerde güvenliği sağlamak için de adım atıyor.

Kaspersky Lab Business Incubator Hakkında

Kaspersky Lab Business Incubator, iç ve dış ekipleri parlak fikirler ve teknolojiler geliştirmeleri için desteklemek amacıyla 2015 yılında kuruldu. Business Incubator, güvenliğin önemli olduğu alanlarda çalışan erken aşama girişimlere açık. Gerekli tüm altyapı, uzmanlık, satış kanallarına erişim ve finans hizmetlerini sunarak, girişimcilerin projelerini şirket içinde güvenli bir ortamda geliştirmelerine yardımcı oluyoruz. Business Incubator, kurumsal yenilikleri desteklemek için tasarlanan Kaspersky Lab projelerinden biri. Kaspersky Lab ile iş birliği yapmakla ilgilenen girişimciler incubator@kaspersky.com adresine başvuru yapabilir.

Enterprise Ethereum Alliance Hakkında

EEA, Ethereum tabanlı teknolojilerin en iyi uygulamalarını, açık standartlarını ve açık kaynaklı referans mimarilerini kurmak, tanıtmak ve kapsamlı olarak desteklemek için kurulan sektör destekli ve kâr amaçlı olmayan bir kuruluştur. EEA gizlilik, ölçeklenebilirlik ve güvenlik gibi alanlarda araştırma ve geliştirme imkanı sunarak Ethereum’un kurumsal düzeyde bir teknoloji haline gelmesine yardımcı oluyor. EEA ayrıca izinli ve açık Ethereum ağlarının yanı sıra sektörlere özgü uygulama katmanı çalışma gruplarına da yayılan hibrit mimariler araştırıyor.

Ethereum topluluğundan katılmak isteyen herkese açık olan EEA, açık endüstri standartları geliştirecek ve üyeleriyle iş birlikleri kuracak. Bu açık kaynaklı yapı, kurumların tek başına başaramayacağı geniş kapsamlı kullanımı gerçekleştirecek ve izinsiz açık Ethereum ağının gelecekteki ölçeklenebilirliği ve gizliliği hakkında görüşler sunacak.

Zekayla ilgi en yaygın 5 hurafe beynimizle ilgili 5 hurafe

Zekayla ilgi en yaygın 5 hurafe beynimizle ilgili 5 hurafe
Beyin, insanlık için muhteşem bir organ. Üzerindeki sır perdelerinin hala aralanmadığı bir gizem var onda. Ve bu gizemini yıllarca da sürdürecek engin bir deniz sanki. Kitaplardan dergilere, ilmi makalelerden TV programlarına kadar her yerde bilimsel veriler ortaya atılsa da bunlardan bazıları eksik bazıları ise yanlıştır. Hatta bu yanlışlardan bazıları, toplum içerisinde inanç halinde yaşayan hurâfelere bile dönüşmüştür.

Tüm Üstün Zekalılar Derneği (TÜZDER) Başkanı Tunahan Coşkun, İnsan ve Hayat Kitaplığı’ndan çıkan “Kuş Bakışı Zeka” isimli kitabında, beynimizle ilgili peşinen kabul edilen ve bilimsel gerçekliği ispatlanmamış ya da yapılan çalışmaların zamanla yanlış şekilde yorumlanmasıyla ortaya çıkmış hurâfeler hakkında şaşırtıcı bilgiler veriyor:

HURÂFE 1: BEYNİMİZİN SADECE YÜZDE 2-3’ÜNÜ KULLANIYORUZ!

Bu efsane yüz yıl önce ABD’de ortaya atılmıştır. Günümüzde ise bütün dünyayı sarmıştır. Bu iddia beyinle ilgili kabul edilmesi en zor olan hurâfelerden birincisidir. Acaba biz de Albert Einstein, William James Sidis ya da Fatih Sultan Mehmet gibi beynimizin tamamını kullanırsak, çok büyük işler başarabilir, ülkeler fethedebilir miyiz? Beyin üzerinde yapılan çalışmalarda bu inanışın bütünüyle saçma olduğu belirtilmektedir. Beynimiz son derece faaldir ve onun tamamına ihtiyaç duymaktayız.

HURÂFE 2: KLASİK MÜZİK DİNLETİLEN ÇOCUKLAR DAHA ZEKİ OLUR!

Beynimize ilişkin en inatçı hurâfelerden birisi de “Klasik müzik dinleyin, zeki olun” fikri. Bu fikri destekleyen herhangi ilmi çalışma ya da veri bulunmuyor. Bu konuyla ilgili olarak Harvard Eğitim Bilimleri’nden Prof. Kurt Fisher, The Mythsand Promises of the Learning Brain adlı makalesinde, “Mozart etkisini” şu şekilde anlatmaktadır:“1992 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacıların üniversite öğrencileriyle yaptıkları bir çalışmada, öğrenciler sınava girmeden önce 20 ya da 30 dakika Mozart’ın senfonilerini dinlediklerinde, problem çözmeyle ilgili testlerde az bir farkla daha yüksek puanlar almışlardı. Bu oldukça normaldi. Çünkü beynin belirli kısımları uyarıldığında, kısa süreler içinde kişilerin performansının da artacağı ispatlandı. Ancak ne yazık ki bu netice basın tarafından fazlasıyla büyütüldü.” Örneğin, Amerika’daki Georgia Eyaletiyle Sony Music şirketi anlaşarak yeni doğan ailelere klasik müzik CD’leri dağıtıldı. Benzer şekilde devlete bağlı bazı kreşlerde çocukların daha zeki olmaları beklentisiyle Bach, Vivaldi ve Mozart çalınmaya başlanmıştı! Georgia Valisi Zell Miller, Beethoven’in ‘Neşeye Övgü’ isimli eserini parlamentoda çaldırdı ve eyaletteki bebek sahibi bütün ailelere klasik müzik CD’leri göndermek için 105 bin dolar talep etti.

Bugün, bazı müzik firmalarının “Bebeğinizin Beynini Geliştirin” başlığı altında sattığı, klasik müzik serilerine ailelerin gösterdiği rağbet oldukça büyüktür. Hatta hiçbir ilmi veriye dayanmayan iddialar da ortaya atılmış durumdadır. Bunlardan en saçma olanı, “Bach, bebek banyodayken dinletilmelidir. Beethoven ise bebek, süt şişesinden beslenirken dinletilirse tesirli olur” sözleridir.

Şu ana dek klasik müziğin bebekleri daha zeki yaptığı düşüncesi gazete, dergi ve kitaplarda sayısız defa yazıldı. Bu iddia tekrar edildikçe, araştırmada yer alan üniversite öğrencilerinin yerini, bir zaman sonra bebekler aldı. Hatta bazıları üniversite öğrencileri için gerçekleştirilen bu araştırmanın, bebekler için de geçerli olduğunu savunmaya başladı. Bazıları ise bu araştırmadan bütünüyle bîhaber olduğu halde, nereden duyduğunu bilmeden müzik tavsiye ediyor. 1999 yılında, bazı bilim insanları bu araştırmayı tekrar denedi. Ancak aynı sonuçlara ulaşamadılar. Aslında burada aynı sonuçlara ulaşılamaması önemli değildi. Buradaki asıl problem, bu araştırmanın hiçbir zaman bebekler üzerinde denenmemiş olmasıydı.

Bu durum elbette kapitalizmin ön plana çıktığı ülkelerde doğal olabilirdi. Ama bugün, süreç maalesef sadece o ülkelerle kalmayarak, bütün dünyayı sarmış durumdadır. Satışa çıkarılan milyonlarca klasik müzik CD’si, zeki bebeklerin (!) sayısını artırmak için adaylarını beklemektedir.

HURÂFE 3: KAFASI BÜYÜK OLANLAR DAHA ZEKİ OLUR!

1970’lerde Amerika’da bazı biyolog ve eğitimcilerin şiddetle karşı çıktığı korkunç bir iddia ortaya atılmıştı. Çocukların kafataslarının büyüklüğüyle öğrenme becerilerinin arasında bir ilişki olduğu iddia ediliyordu. Kafatası küçük olan çocukların öğrenme zorluğu çekeceği söyleniyordu. Bu, elbetteki hiçbir biyolojik dayanağı olmayan baştan aşağıya saçmalıklarla dolu bir iddia idi. Ergenlik döneminde kız ve erkek çocukların kafatası büyüklüğü farklılık gösteriyordu. Kızların kafatası erkeklere oranla daha küçüktü. Bunun öğrenme becerileriyle hiçbir bağlantısı yoktu! Daha büyük bir beynin daha ileri düzeyde bir zekâ anlamına gelebileceği düşünülmüş olabilir ancak beynin boyutlarıyla zekâ arasındaki ilişki yetişkinlerde epey zayıftır.

Bilim adamları bunun yanlış bir düşünce olduğunu gösterebilmek adına büyük çaba sarf etti. Ancak bu durum, cahiliye devrinde kız çocuklarıyla erkek çocuklarını ayrı kabul ederek, onlara farklı muamele yapan zihniyete benzediği için düzeltmek hiç de kolay olmayacaktır.

HURÂFE 4: HER ÇOCUK FARKLI BİR ÖĞRENME STİLİNE SAHİP!

İşte size bir başka hurâfe daha. En çok da kişisel gelişimcilerin ve bu alanda kitap yayınlayan insanların işine gelen bir hurâfe. Tabi ki her çocuğun farklı bir öğrenme stili olduğu iddiası, özel eğitimin önünü açacağı için, bu yolla oluşturulan pazarı kurmada büyük bir fırsat sunmaktadır. Ancak bir çocuğun tek bir öğrenme stiline sahip olması, bilim adamları tarafından pek de cazip karşılanmıyor. İlmi sahada destek bulmamaya başlayan bu görüş, halk arasında hala kabul görüyor. Aslında çocuklar için tek bir öğrenme stilinden bahsedilemez. Çocuklar birçok yönüne hitap edebilecek ortamlara dâhil edilmelidir. Bu onların gelişimleri yönünde daha büyük fayda sağlayacaktır.

HURÂFE 5: UYUYAN ANILARIN UYANMASI

Günlük hayatta biriyle problem yaşadığımızda, “Senin çocukluğuna inmek lazım” diye bir espri dilimize pelesenk olmuştur. Çünkü inanılan şey, bizim yaşadığımız olayları beynimizin âdeta bir kaset ya da video oynatıcısı gibi aynen hatırladığına dair bir hatadır. Aslında beynimiz sadece önemli kabul ettiği kısımları kaydediyor. Daha sonra bunu hatırlamak gerekirse daha anlamlı ve tutarlı hale getirmek için bazı ayrıntıları uyduruyor.

Sandra Aamodt ve Sam Wang bu yanlış anlaşılmanın zaman içinde çok trajik olaylara sebep olduğunu belirtmektedir. “1980 ve 1990’lı yıllarda birçok hadise yaşandığı, sosyal hizmetler görevlileri ve terapistlerin bazı çocuklardaki bastırılmış anıları ortaya çıkardığına” dair iddialar ortaya atılmıştı. Ancak bu iddialar aslında görüşmeyi yapan kişilerin sürekli olarak yönlendirici sorular sormasıyla ve can alıcı cevaplara ilgi göstererek ve onları ödüllendirmeleriyle alakalıydı. California, Manhattan Beach’te açılan davada, yüzlerce çocuğun cinsel istismara ve bu istismarlardan bazılarının da, gerçekte var olmayan bir yer altı tünel sisteminde yaşandığı iddia ediliyordu. Bu davalar sonucunda okul danışmanlarından haksız yere hapse atılanlar bile olmuştu. Bu konuyla ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Yine bunlardan birinde deneklere daha önce sorulan sorulara aynı denekler yıllar sonra daha farklı cevaplar vermişti. Araştırmacılar bu konuyu desteklemek için laboratuar çalışmaları da yapmışlardır.

Tunahan Coşkun (TÜZDER Başkanı): “DELİNİN BİRİ KUYUYA BİR TAŞ ATMIŞ...”

“Anadolu’da yaygın olarak kullanılan “Delinin biri kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” ifadesi tam da burada yerini bulmaktadır. Yazımızın konusu olan hurâfelerin çıkış sebepleri ve (daha da önemlisi) sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, bu hurâfeleri uyduran kişilerin bir delinin saflığıyla kıyaslanacak kadar masum olmadıkları ve uydurdukları hurâfelerle uzun süreli tahribatlara yol açtıkları net bir şekilde görülecektir. İnsanların zihnini sürekli kirleten ve bundan nemalanmak için adına bilim denen sömürüye karşı, kendi iç dünyasında yol almayı bilen, duyarlığı ve farkındalığı yüksek bir nesil gereklidir. Yazılanları yalnızca yazıldıkları gibi değil, yazılış amaçlarını da gözeterek okumak, anlamak gerekir.

5 MAYIS’TA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR DÜZELTİLECEK

TÜZDER’in 5 Mayıs 2018 tarihinde İstanbul’da 6’ncısını düzenleyeceği Dahiler ve Üstün Zekalılar Günü’nünde zekayla ilgili hurafeler de masaya yatırılacak. Bugüne kadar doğru bilinen yanlışlar bilim insanları tarafından düzeltilecek. Gün boyu sürecek yüksek IQ’lu bilimsel etkinlikte, üstün zekalı çocuklarımızı, kendilerini dahi çocukların eğitimine adayan dünyanın en önemli eğitimcileriyle buluşturacağız.”

Sponsor

 Düzce Otel Hatipoğlu

Son Yorumlar