Teknoloji, tavsiye, deneyimler ve ilgimi çeken diğer konular...

04 Ocak 2020

Ses Ve Görüntü Kayıtlarının Delil Olması

Bir çok kişi izinsiz ses ve görüntü kaydını suç olarak bilir. Ancak bir çok konuda ses ve görüntü kaydı suç değildir, delil olarak kullanılabilir. Usulüne uygun yapılan ses ve görüntü kayıtları da geçmişte yardımcı delil idi. Ancak günümüzde teknolojinin gelişmesi ile bu durumlar değişti. Bu değişiklikler mevzuatlarda ve yüksek yargı içtihatlarında yer aldı.

Size karşı bir cinsel saldırı, cinsel taciz, hakaret,tehdit, iftira veya şantaj gibi bir suç işlenmekte veya onur, gurur ve kişilik haklarınıza dokunan sözler, hakaretler sarf edilmekte ise bu haksız saldırı veya diğer (iş, alacak, mobbing v.s.) mağduriyetleriniz anında yapacağınız ses ve görüntü kaydı hukuka uygun kayıttır. Yani başka türlü ispatlayamayacağınız sizin ile ilgili durumlar.

Ancak haksız saldırı yokken yapacağınız her türlü kayıt hukuka aykırı delil olacaktır.

Yukarıdaki durumlar haricinde eğer bu kayıtlar halkın toplu kullanıma açık alanda değil ise suçtur.

Sizlere yol gösterecek yüzlerce Yargıtay Kararlarından ikisi





Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2013 tarih ve 2012/5 Esas, 2013/248 sayılı kararındaki ''Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur.'' şeklindeki kararı


03 Mayıs 2017

Film ve müzikleri korsan kullananların internet hızları düşürülecek veya engellenecek

Sanat eserlerini korsan kullananların internet hızlarının düşürülmesi veya engellenmesi düşünülüyor
Sekiz yıldır değişiklik bekleyen 5846 sayılı Telif Hakları Kanunu’nda yeni dönem başlıyor. Kültür Bakanlığının web sitesinde yayınlanan duyuruya göre, Sanat eserlerini korsan kullananların internet hızlarının düşürülmesinden, internet erişimlerinin engellenmesine kadar bir dizi tedbir öngörülüyor.

Dijital Hak İhlalleriyle Mücadele Merkezi kuruluyor. 

Yenilenecek Telif Hakları Yasası teknolojik değişime karşı yönetmeliklerle korunacak.

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı: “Safa Önal gibi Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar senaryoya imza atmış bir sinema adamı bile bugün televizyonlarda, sinemalarda gösterilen bunca filmine rağmen bunlardan herhangi bir telif alamıyor. Bu telif yasasıyla onların da bu sorunlarını çözecek düzenlemeler getiriliyor.”

Bakan Nabi Avcı: “Türk yayıncılarının bence örnek bir davranış sergilemeleri gerekir. Yasal olarak böyle bir hak olsa bile, bu 21 yıl boyunca, yasaklı olduğu süre boyunca en azından Sabahattin Ali’nin kitaplarına kamu malı muamelesi yapmamayı yayın birlikleri ve yayıncılar ortak bir tavır olarak benimsemeli. Bence bu çok yakışır ve Sabahattin Ali’nin hatırasına da denk düşen bir uygulama olur.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı hükümetin 2017 yılı programı da dâhil olmak üzere, önemli strateji belgelerinde yer alan ve üzerinde uzun süredir çalışılan Telif Hakları Kanun Tasarısı’nı sektörün ve kamuoyunun görüşlerine açtı.

Yeni taslağın temel misyonu, telif hakları alanında taraflar arasında menfaat dengesi gözetilerek adil bir sistem oluşturulması.

Türk sinemasını var eden sanatçıların yıllardır dile getirdiği, sinema eseri üzerindeki hakların sınırsız ve süresiz biçimde devredilmesi doğrultusundaki yerleşmiş uygulama nedeniyle emeklerinin karşılığı olan telif gelirlerini alamadıkları yönündeki şikâyetleri de bu değişiklik çalışmalarında dikkate alındı.  
   

Korsanlara İnternet Engeli

Sekiz yıldır değişiklik bekleyen 5846 sayılı Telif Hakları Kanunu’na ilişkin değişiklik taslağı Ankara Vali Galip Demirel Vilayetler Evinde düzenlenen toplantıda TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu ile görüşüldü.

Görüşmenin ardından bir basın toplantısı düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, bir sanat eserini korsan biçimde kullananların, internet hızını yavaşlatmaktan, internet erişimlerini yasaklamaya kadar bir dizi tedbirin bu değişiklik tasarısında öngörüldüğünü söyledi.

Değişiklik Taslağına Öneriler İçin Süre 30 Gün  
Telif Hakları Genel Müdürlüğünün değişiklik taslağına ilişkin paydaş görüşleri için bugüne kadar pek çok çalıştay, sempozyum düzenlediğine vurgu yapan Bakan Nabi Avcı, “Telif Hakları Kanunu’muza ilişkin değişiklik önerilerimizi ilgili bütün tarafların görüş, değerlendirme ve eleştirilerine açtık. Bakanlığımızın internet sitesine kanun tasarısı taslağımızı yükledik. Bu taslak üzerinden ilgili bütün taraflar, paydaşlar ve genel kamuoyu bu kanunla ilgili her türlü görüşünü, değerlendirmesini, eleştirisini, önerisini bize, komisyon üyelerimize ulaştırabilecek. Biz de daha sonra komisyon olarak toplandığımız zaman bütün bunları bilerek yasama faaliyetimizi başlatacağız.” dedi.

Bu tasarının 30 gün süreyle Bakanlık internet sitesinde görüşlere açık olacağını belirten Bakan Nabi Avcı, bu süreç içerisinde komisyon üyelerinden gelecek önerileri de alarak, yasama yılı bitmeden buna son şeklini vererek, yasalaşması için meclise göndereceklerini kaydetti.

Basın Mensuplarına Telif Müjdesi

Gazetecilerin eserlerinin, yayınlarının da telif hukukuna tabi olması nedeniyle bunlarla ilgili basın mensuplarının da gerekli yasal yollara bundan sonra başvurabileceklerini söyleyen Bakan Avcı, telif bedelinin geçmişe yönelik işletilemeyeceğini, yasa değişikliğinin bundan sonraki hak ihlallerini kapsadığını belirtti.

‘Kölelik Anlaşması’ Sona Eriyor

“Kamuoyunda ‘kölelelik anlaşması’ olarak bilinen ve özellikle sinemacıların çok şikâyet ettikleri, bir kere imza atıp haklarını devrettikten sonra, rahmetli Kemal Sunal örneğinde olduğu gibi çok fazla gösterilmesine rağmen varislerinin yararlanamaması sebebiyle ciddi mağduriyetler yaşanıyor.” diyen Bakan Avcı, düzenlediği basın toplantısında şunları kaydetti:

“Safa Önal gibi Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar senaryoya imza atmış bir sinema adamı bile bugün televizyonlarda, sinemalarda gösterilen bunca filmine rağmen bunlardan herhangi bir telif alamıyor. Bu telif yasasıyla onların da bu sorunlarını çözecek düzenlemeler getiriliyor inşallah.”

Meslek Birliklerine Tek Çatı Telif Gelirlerini Artıracak

“Telif hakları konusu maalesef dünyanın hiçbir yerinde tüm tarafları memnun edecek çözümlere ulaştırılabilmiş bir konu değildir. Burada ilgili bütün paydaşlar kendi çıkarlarını olabildiğince yüksekte tutmak istiyorlar. Dolayısıyla çatışan çıkarlar söz konusu olabiliyor. Bizim yaptığımız bu alandaki kuralsızlıkları gidermek ve herkesin hak arayışlarına bir hukuki çerçeve çizmek.

Türkiye’de 20’nin üzerinde meslek kuruluşu, üyesi olsun olmasın, sanatçılar, üreticilerle ilgili hak takibi yoluna gitmeye kalkıyorlar ve bu da sahada çok ciddi kargaşaya yol açıyor. Bunları gidermek için, ortak hak arayışına imkân verecek, bir düzenleme yapıyoruz.

Meslek kuruluşlarını ortak çatı altında toplayarak, onların ayrı ayrı bu tür hak arayışlarına gitmemelerini ve kendi aralarındaki paylaşımları tüketicilere yansıtmamalarını sağlayacak bir zemin oluşturmaya çalışıyoruz.

Bütün meslek kuruluşları haklarını alabilecekleri bir şemsiye kuruluşuna kavuşuyorlar. Bununla ilgili ortak yasal bir zemin oluşturuluyor. Tüketiciler de kiminle muhatap olacaklarını ve kiminle muhatap olurlarsa gerçekten sanatçının, üreticinin hakkını vermiş olacaklarını baştan bilerek lisanslama faaliyetlerine girmiş olacaklar.

Bu lisanslama sayesinde biz, sanat eserlerinin ya da bilimsel ürünlerin telif gelirlerinin çok daha fazla artacağını düşünüyoruz. Bütün dünyadaki uygulamalarda böyledir.”

Dijital Hak İhlalleriyle Mücadele Merkezi Kuruluyor

“Bugünün teknolojik imkânlarıyla kimin yasal kimin yasal olmayan yollarla hangi esere ulaştığı tespit edilebiliyor. Bu konuda yine işin mevzuatına uygun olarak Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu’ndan da karar alınması gerekiyor.

Benim eserlerim internet üzerinden korsan paylaşıma açılıyor bilgisi ulaştığı anda biz bunu hemen takibat altına alıyoruz. Bir merkez kuruyoruz. Yasa taslağımızda var. Dijital Hak İhlalleriyle Mücadele Merkezi kuruyoruz. Yani sanatçıların sanal ortamdaki haklarını korumak üzere bir merkez kuruyoruz ve bu merkezin başında bir savcı olacak. Münhasıran bu konularla ilgili olarak savcılık hızla müdahale edebilecek.”

Teknolojik Değişime Yönetmelik Tedbiri

“Biz mevcut, bilinen teknoloji içinde ne tür suistimaller yapılabileceğine, ne tür korsanlıklar yapılabileceğine yönelik tedbirler getiriyoruz. Ama bu alandaki teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki, sizin mesela internet için geliştirdiğiniz tedbirler yarın çıkacak başka bir mecrada işe yaramayabilir. Onun için biz bu yasada günün ihtiyaçlarına hemen yanıt verebilecek bazı şeyleri yönetmeliğe bırakıyoruz.

Yasa konusu yaptığınızda ileride ortaya çıkabilecek yeni durumları yeniden yasayla düzeltmeniz gerekir. Oysa her şeyi yasaya yazmadan, yönetmelik konusu olarak alırsak, yönetmeliği Bakanlık olarak daha kolay değiştirebiliriz. Dolayısıyla, gelişmelere daha kolay ayak uydurabiliriz, değişim tehditlerine daha kolay tedbir getirebiliriz.

Yasada görünmeyen ve eleştiri konusu olabilecek şeylere şimdiden yanıt vermek için bunları söylüyorum. Yasada genel ilkeleri koyuyoruz. Bunların nasıl işleyeceğini daha esnek mevzuat olan yönetmeliklerle yapacağız.”  

Sabahattin Ali’nin Ailesi Talebinde Haklı

“Biliyorsunuz Sabahattin Ali tek parti döneminde, 1949 yılında Bulgaristan sınırı yakınlarında öldürülüyor. Ölümüyle ilgili ayrıntıları bugünde bilmiyoruz. Ama uzun bir süre ölümüyle ilgili resmi bir kayıt olmadığı için aile haklı olarak, ‘1949 yılını ölüm tarihi olarak kabul etmeyebiliriz’ diyor. Çünkü ölüm ilamı 1953 yılında alınmış. Bizim yasalarımıza göre bir eserin telif hakkı ölümünden 70 yıl geçtikten sonra kamu malı haline geliyor. Yani varislerinin telif hakkı kalkmış oluyor. 1949 yılını baz alınca 2019’da bitiyor. Ama aile diyor ki; ‘Bir kere biz 1953 yılına kadar öldü mü yoksa sağ mı bilmiyoruz.’

Bu yasal olarak da bilinmiyor. Ölüm ilamı 1953’te alınıyor. En azından 1953 yılından itibaren 70 yıl sayılması gerekir. Ancak ikincisi ve daha önemlisi biri 1944 yılında, diğeri 1948 yılında alınmış iki Bakanlar Kurulu kararı var. Sabahattin Ali’nin eserlerinin yasaklanması kararı bunlar. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Maarif Vekili Hasan Ali Yücel birincisinde, Maarif Vekili Tahsin Bangaoğlu ise ikincisinde ve iki tane Bakanlar Kurulu kararı var. 1965 yılına kadar bu Bakanlar Kurulu kararlarıyla Sabahattin Ali’nin eserleri yasaklanmış. Aile ise bu süre içerisinde, bu eserlerin zaten piyasada olmadığını, yayınlanamadığını söylüyor.

Eğer bir 70 yıl uygulanacaksa, 1965’ten itibaren, yani bu eserler basılabilir hale geldikten sonra, bu sürenin uygulanabilir olması gerekir. Bizce de makul. Hatta ben Filiz Ali Hanım ile görüşmemde o örneği de verdim. Benzer bir şey. Belki onların o mevzuatından da yararlanabiliriz diye.

Saint Exupery’nin de 2. Dünya Savaşı’nda uçağı Akdeniz’de düştü deniliyor. Ama ortada kanıtlanmış bir şey yok. Dolayısıyla Fransız hukukunda Saint Exupery’nin eserlerindeki telif hakkı devam ediyor diye bir duyumumuz vardı.

Bence o iki Bakanlar Kurulu kararı sebebiyle, yani Sabahattin Ali’nin ‘Sırça Köşk’ ve bir diğeri de ‘Değirmen, Dağlar ve Rüzgâr’ hakkında her ne kadar Bakanlar Kurulu yasaklama kararı verdiyse de, Türkiye’deki uygulama ve atmosferi hepimiz çok iyi biliyoruz.

Özellikle o tek parti dönemi içerisinde bir yazarın iki kitabı Bakanlar Kurulu kararı ile yasaklanmış ise diğer kitaplarını basmak da yürek isterdi o zamanlar.

Onun için, onlar hakkında Bakanlar Kurulu kararı olmasa da, zımnen Sabahattin Ali yasaklanmış yazar muamelesi gördüğünden bence ailenin bu konudaki talebi haklı. İnşallah bununla ilgili bir düzenleme kapısı açılabilirse bence iyi olur. Bu konudaki kişisel kanaatim budur. Bakanlık olarak da kanaatimiz, bu mağduriyetin giderilebilmesi için istisnai bir hüküm geliştirilebilir mi diye çalışıyoruz.”

Hukuken Mümkün Olmasa Bile Yayıncılar Kamu Malı Muamelesi Yapmamalı

“Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sabahattin Ali’nin varisleri hukuken bir engel bulamadığı takdirde, yani mahkemelerin ‘Sabahattin Ali’nin kitapları kamu malıdır ve isteyen basabilir’ demesi halinde Türk yayıncılarının bence örnek bir davranış sergilemeleri gerekir.

Yasal olarak böyle bir hak olsa bile, bu 21 yıl boyunca, yasaklı olduğu süre boyunca en azından Sabahattin Ali’nin kitaplarına kamu malı muamelesi yapmamayı yayın birlikleri ve yayıncılar ortak bir tavır olarak benimsemeli. Bence bu çok yakışır ve Sabahattin Ali’nin hatırasına da denk düşen bir uygulama olur.”

29 Mart 2013

Kanunlarımızdaki mutlaka değişmesi gereken maddeler

Kanunlarımızdaki mutlaka değişmesi gereken maddeler
Türkiye'de önce kanun çıkar sonra altyapı hazırlanır. Her fırsatta hukuk devleti olduğunu söylediğimiz ve ne hikmetse hukuk konusunda TV'lerde her fırsatta ahkam kesenlerin bile dile getirmediği Türkiye Cumhuriyeti kanunlarındaki çelişkilerden en büyüklerini ve mutlaka değişmesi gereken maddeleri bu yazıda dile getireceğim. Zaman zaman güncelleyeceğim yazıda ilk aklıma gelenler şunlar;

Kanunsuz Emir-Kanuna Aykırı Emir: Kamu görevlilerinin en çok sorun yaşadığı bu yetki T.C. Anayasası Madde:137 ile verilmişti. Kanunun Anayasa'ya eklendiği dönemlerde iletişim cihazları bu derece gelişmediğinden süretli talimatlar verilemiyordu. Belki o nedenle bu madde eklenmiş de olabilir. Ama darbe Anayasası olduğunu düşünürsek sonraki yapılacaklara zemin hazırlamak için de bu madde eklenmiş olabilir. Günümüzde anlık olarak her yerde bakanlar bile talimat verebiliyor. Bu tür emirler kurumların amirlerine bırakılmamalı. Gerekirse genelgeler yolu ile verilmeli. Hukuk devletinin gereği budur. Yeni Anayasa çalışmalarında hiç dile getirilmeyen bu madde yer alacak mı merak ediyorum

T.C. Anayasası

137. Madde

J. Kanunsuz Emir
Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.


Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.

bu maddede görüleceği gibi emir alan kişi emri yerine getirmektedir. Zaman zaman bu emirlerin yerine getirlmesinde farkında olmadan memur bir suça iştirak edebiliyor. Bunun yanında ilgili amirler bu yetkiyi keyfi olarak veya memura baskı kurmak amacıyla da kullanabiliyor. Bu madde geriğince emri yerine getiren bir çok memur farkında olmadan iştirak ettiği bir suçtan dolayı örgüt suçlarından ceza alabilir

Takibi Şikayete Bağlı Suçlar: Bu suçlar benim tabirimle keyfi suçlardır. Çünkü kişi şikayette bulunmazsa suç oluşmamış olur. Bu suçlar burada aşağıdaki gibi listelenmiştir.

A-5237 sayılı T.C.K.nunda sayılanlar :

a)T.C.K.md.86/2 -Basit tıbbi müdahaleyi gerektirecek yaralama,

(T.C.K.nun md.88/1 gereğince)

b)T.C.K.md.89 -Taksirle yaralama (Bilinçli taksir hali hariç ),

(T.C.K.nun md.89/5 gereğince)

c)T.C.K.md.102/1 -Cinsel davranışla vücut dokunulmazlığını ihlal,

ç)T.C.K.md.102/2

ikinci cümlesi -Eşe karşı cinsel saldırı,

d)T.C.K.md.104/1 -15 yaşını bitirmiş çocuğun rızasıyla cinsel ilişki,

e)T.C.K.md.105/1 -Cinsel taciz,

f)T.C.K.md.106/1

ikinci cümlesi -Malvarlığı veya sair kötülük yapacağı iddiasıyla tehdit,

g)T.C.K.md.116/1 -Konut dokunulmazlığını ihlal,

h)T.C.K.md.117/1 -İş ve çalışma hürriyetini ihlal,

ı)T.C.K.md.123 -Kişilerin huzur ve sükutunu bozma,

i)T.C.K.md.125 -Hakaret(3/a #8216;daki kamu görevlisine hakaret hariç),

(T.C.K.nun md.131/1 gereğince)

j)T.C.K.md.130 -Kişinin hatırasına hakaret,

(T.C.K.nun md.131/1 gereğince)

k)T.C.K.md.132 -Haberleşmenin gizliliğini ihlal,

(T.C.K.nun md.139/1 gereğince)

l)T.C.K.md.133 -Kişiler arasındaki konuşmanın dinlenmesi veya kayda alınması,

(T.C.K.nun md.139/1 gereğince)

m)T.C.K.md.134 -Özel hayatın gizliliğini ihlal,

(T.C.K.nun md.139/1 gereğince)

n)T.C.K.md.144/1a-Paydaş malda hırsızlık,

o)T.C.K.md.144/1b-Alacağın tahsili amacıyla hırsızlık,

ö)T.C.K.md.146 -Kullanma hırsızlığı,

p)T.C.K.md.151/1 -Mala zarar vermek,

r)T.C.K.md.151/2 -Hayvan öldürmek,

s)T.C.K.md.155 -Güveni kötüye kullanmak,

ş)T.C.K.md.156 -Bedelsiz kalmış senedi kullanma,

t)T.C.K.md.159 -Hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık,

u)T.C.K.md.160 -Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf,

ü)T.C.K.md.167/2 -Mala karşı suçların(yağma hariç) fıkrada belirtilen akrabalar

tarafından işlenmesi,

v)T.C.K.md.209/1 -Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması,

y)T.C.K.md.233/1 -Aile hukukundan doğan hükümlülüğü ihlal ,

z)T.C.K.md.239/1 -Ticari sır,bankacılık sırrı veya müşteri sırrını ihlal

Bu suçlar için Savcılıklar ve Polis Merkezleri meşgul edilmemeli ki mevcut davalar hızlansın ve her iki kurumda asli görevlerini yaparak gerçekten ihtiyacı olanlara daha fazla vakit ayırabilsin ve olayları daha detaylı inceleyebilsin. Bu sayede Adliyelerin yükleri büyük oranda azalacağı için yıllarca süren davalar çok kısa sürede sonuçlanabilir. Bu suçlar ile ilgili şikayetçi olacak kişi direkt mahkemeye gidebilir. Bu sayede hem işlemleri hızlanır hem de zaten ileriki aşamalarda yapılacak olan direkt yapılmış olur. Bu nedenle ilgili maddeler değiştirilmeli

Mülakat Sınavları: Bazı kurumlarda personel alımları için mülakat sınavı yapılmaktadır. Bu mülakatlar ilgili kurumların kanunlarında yer alır.  Mülakat sınavlarınında en kısa sürede kaldırılması gerekmektedir. Çünkü mülakatlarda torpili olan veya seçici kurulun kişi hakkında detaylı bilgi sahibi olmadan sırf tipinden dolayı elemeler olduğu kulaktan kulağa geziyor. İlgili kurumlara girş şartları zaten daha önceden duyuruluyor. Bu şartlara uyan kişiler yazılı sınavdan birinci olarak bile çıksa mülakatta elenebiliyorlar.

Devam edecek....

Son Yorumlar