Teknoloji, tavsiye, deneyimler ve ilgimi çeken diğer konular...

09 Aralık 2017

Araştırma: Canlı yayın uygulamaları gençler için ne kadar güvenli? #farkinavar

İnternet Güveliği Uzmanı Qudsiyah Shah, 14 yaşında bir genç kız gibi davranarak online canlı yayın uygulamaları ile çocuklar ve gençlerin başına neler gelebileceğini araştırdı.

Araştırma Periscope, Live.me, Omegle üzerinden yapılmış. Araştırma sonucu sadece Periscope açıkmalada bulunmuş.



Kaynak: https://www.facebook.com/bbcturkceservisi/videos/10155423790333822/
Detay http://www.bbc.com/news/av/uk-42243733/posing-as-a-schoolgirl-to-expose-online-groomers

14 Nisan 2017

Akıllık telefon kullanıcılarının %37’si cihazlarını güncellemiyor

Türk akıllık telefon kullanıcılarının %37’si cihazlarını güncellemiyor
Araştırmaya göre mobil uygulama kullanımında dünya çapında kullanıcılar her ay genellikle 12 Android uygulaması yüklüyor fakat buna karşılık sadece 10 tane uygulama siliyor ve dolayısıyla cihazlarına her ay 2 uygulama daha ekliyor. Cihazlara yüklenen uygulama sayısı arttıkça, dijital dağınıklığı engellemek için uygulamaların yönetimine önem vermek gerekiyor. Ancak araştırmaya göre, Türkiye’deki kullanıcıların %37’si cihazlarının içeriğini güncellemek ve kullanılmayan doküman ve uygulamaları silmek konusunda geri kalıyor.

Bunlar Kaspersky Lab’ın derlediği “Dijital dağınıklık ve tehlikeleri” adlı yeni bir raporun bulguları. Araştırma, 17 ülkede yapılan bir çevrimiçi anketi, Kaspersky Security Network’ten (KSN) elde edilen istatistiksel analizleri ve Kaspersky Lab bünyesinde uygulamaların performansı üzerine yapılan bir deneyin sonuçlarını temel alıyor.

Cihazlarımızdaki dijital yığıntının birikerek büyümesi sebebiyle, uygulamaların silinmesi veya güncellenmesi, uygulamalardaki açıklardan faydalanan zararlı yazılımlarla mücadele konusunda şimdiye dek olmadığı kadar önem kazanmış durumda. Fakat yapılan ankete göre Türkiye’deki kullanıcıların dörtte birinden fazlası (%29) cihazlarındaki uygulamaları sadece zorunlu kaldıkları durumlarda güncellerken, %9’u ise mümkünse bunu hiç yapmamayı tercih ediyor.
Uygulamaların %83’ü hassas verilere erişiyor

Bunun beraberinde getirdiği en büyük tehlikelerden biri, uygulamaların günlük faaliyetleri sebebiyle kullanıcıların verileriyle birlikte cihazların da riske atılabilecek olması. Kaspersky Lab’ın teknik bulgularına göre, kullanıcıların yönetebileceği her 100 Android uygulamasından 83’ünün, kontaklar, mesajlar ve ilgili veriler gibi hassas kullanıcı verilerine erişimi bulunuyor ve hatta bazıları arama yapıp SMS bile atabiliyor.

KSN’den elde edilen ek bulgular, uygulamaların kullanıcıların izni olmadan nasıl işleyebildiğini gösteriyor. Kullanıcıların Android cihazlarında ortalamada 66 uygulama bulunuyor. En popüler 66 Android uygulamasının temsili bir örneklemi test edildiğinde, bunlardan 54’ünün kullanıcılardan habersiz olarak arka planda çalışmaya başladığı ve herhangi bir kullanıcı etkileşimi olmadan günde ortalama 22Mb veri aktardığı görüldü.

Kullanıcılar uygulama ayarları sayesinde uygulamaların cihaz içerisinde neye erişip erişemeyeceğini kontrol edebilse de, yapılan ankete göre Türkiye’deki kullanıcıların sadece %48’i cihazlarındaki her bir uygulamanın ayarlarını bilerek değiştiriyor. Dahası, sadece %40’ı lisans anlaşmasının içeriğinden hoşlanmadığı uygulamaları yüklemekten vazgeçiyor.

Kaspersky Lab Tüketici İşleri Başkanı Andrei Mochola konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Kullanıcılar, kullanmadıkları uygulamaları silmek, kullandıklarını güncellemek ve ayarlarını yapmak gibi basit ama olmazsa olmaz bazı adımları atmadıkları için cihazlarını ve kişisel bilgilerini tehditlerle yüz yüze bırakıyorlar. Cihazlarımızda dijital bir yığıntının birikmesi, uygulamaların bakımını ihmal ettiğimiz anlamına geliyor fakat bu noktada kendimizi riske atıyoruz. Çünkü bunun sonucunda cihaz hataları, pil ömrü sorunları veya zararlı yazılım bulaşması gibi çeşitli problemlere yol açabiliriz. Kullandığımız uygulamaların en hassas ve kişisel bazı verilerimize erişimi oluyor ve kullanıcılar genelde bu verilerin paylaşıldığından habersiz oluyor. Kullanıcılarımızı dijital ortamlarını derli toplu tutmaları konusunda teşvik ediyoruz. Temiz, toplu bir oda evimize ve hayatımıza nasıl ferah ve taze bir hava katıyorsa, aynı şekilde düzenli bir bilgisayar veya akıllı telefon da keyifli ve daha da önemlisi güvenli bir deneyim sunar.”

Cihazlardaki dijital yığıntı ve dağınıklıkla baş edip kişisel verilerinizi korumak için şu önlemleri almanız tavsiye ediliyor:
  • Neyin nerede saklandığını bilin – Biraz zaman ayırın ve cihazlarınızı inceleyerek hangi verilerinizin hangi uygulamalar veya dosyalar içerisinde saklandığını anlayın.
  • Cihazınızın bahar temizliğini yapın – Dijital ortamınızı düzenlemek için cihazlarınızda sakladığınız ve özellikle de kullanmadığınız verileri belirli aralıklarla temizleyin.
  • Güncellemelere önem verin – Uygulama ve yazılımlarınızı düzenli olarak, yeni sürümleri çıkar çıkmaz güncelleyin.
  • Özel yazılımlardan destek alın – Örneğin Kaspersky Lab’ın güvenlik çözümleri içine entegre edilmiş olan gibi bir yazılım temizleyici, cihazınıza yüklenmiş olan tüm uygulamaları tarayarak potansiyel olarak risk teşkil edenleri veya nadiren kullanılanları tespit eder.
Türk akıllık telefon kullanıcılarının %37’si cihazlarını güncellemiyor

10 Nisan 2017

Günde kaç saatimiz hangi platformlarla telefon başında geçiyor?

Günde kaç saatimiz hangi platformlarla telefon başında geçiyor?
Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen akılı telefonların başında günde ortalama 4 saatimiz geçiyor? Medya takip kuruluşu Ajans Press, Mindstation’ın verilerini inceledi. Türk halkı akıllı telefonların başında günde ortalama 248 dakika geçirirken, kadınlar erkeklere oranla daha fazla vakit harcıyor. Kadın kullanıcılar 279 dakika telefon kullanırken erkek kullanıcılar 248 dakikada kaldı.

EN ÇOK HANGİ PLATFORMLAR KULLANILIYOR?

Ajans Press, Türkiye’nin en çok kullandığı ve konuştuğu uygulamaları araştırdı. Ajans Press’in medya incelemesine göre Türkiye’de en çok kullanılan platform YouTube olurken, YouTube’u sırasıyla WhatsApp, Facebook, Onedio, Hürriyet, Instagram, Ekşisözlük, Twitter, Sahibinden ve İzlesene siteleri izledi. Günde ortalama 10 saatimiz internete bağlı geçerken, Ajans Press’in araştırmasına göre geçtiğimiz yılbaşından beri medyanın en çok konuşulan uygulamaları aşağıdaki gibi oldu;

UYGULAMA
MEDYA KARNESİ
1
FACEBOOK
41.625
2
TWITTER
35.181
3
INSTAGRAM
15.822
4
YOUTUBE
8664
5
WHATSAPP
6492
6
HÜRRİYET
1259
7
SAHİBİNDEN
811
8
EKŞİ SÖZLÜK
233
9
ONEDİO
195
10
İZLESENE
34

03 Mart 2017

Kadınlar çalışmak istiyor ama yanlış alanlarda iş arıyor

Kadınlar çalışmak istiyor ama yanlış alanlarda iş arıyor
Mavi yaka ve ara kademe pozisyonlara odaklanan insan kaynakları platformu Eleman.net’in verilerine göre, kadınlar en çok eğitim sektöründeki iş ilanlarına başvuruyor. Buna karşın, kadınlar için en çok ilan yayınlayan sektörlerde eğitim, hizmet / işletme servisi, gıda ve mağazacılık / perakendecilik sektörlerinin ardından dördüncü sırada yer alıyor. Eleman.net Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Duyarlar, kadınların istihdama katılmak istediklerine ancak doğru alanlarda iş başvurusu yapmadıklarına dikkat çekti.

Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Eleman.net’in konuya ilişkin verilerini değerlendiren Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Duyarlar, iş arayanların yüzde 44’ünü kadın adayların oluşturduğunu söyledi. Duyarlar, 2016 yılında Eleman.net üzerinden işe yerleştirilen kadın adayların yüzde 22 oranında arttığına dikkat çekti. Kadınlar yüzde 11,3 ile en çok eğitim sektöründe iş ararken, kadınlar için en çok iş ilanı yayınlayan sektör hizmet/işletme servisi oldu.

2016 yılı verilerine göre, OECD ülkeleri arasında kadınların istihdama katılım oranının en düşük kaldığı ülkenin Türkiye olduğunu belirten Duyarlar, “Yüzde 83,9 ile en yüksek oran İzlanda’da iken, Türkiye yüzde 31,1 ile ne yazık ki son sırada bulunuyor. OECD ortalamasının neredeyse yarısına karşılık gelen bu oran, istihdam seferberliği başlatılan ülkemizin bu konuya daha çok odaklanması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'deki kadın istihdamına genel olarak baktığımızda, işgücüne katılımın arttığını ancak yeterli iş olanağı sağlanamaması nedeniyle kadınlardaki işsizlik rakamlarının da 2015 yılına göre daha yüksek olduğunu görüyoruz. TÜİK'in açıkladığı Kasım 2016 istihdam rakamlarına göre, kadınlarda işgücüne katılanların sayısı 468 bin kişi artarken, sadece 110 bini istihdam edilebilmiş” dedi.

Kadın çalışan istihdamının düşük kalmasının önemli bir nedeninin de yanlış alanlara başvuru yapmak olduğuna değinen Duyarlar, “Eleman.net verilerinin de işaret ettiği gibi, kadınların en çok iş başvurusu yaptıkları sektörler ile kadınlar için en çok ilan yayınlayan sektörler tam olarak örtüşmüyor. Piyasanın ihtiyaçları ile adayların beklentileri farklı olunca, bu da istihdam rakamlarına yansıyor” diye konuştu.

Çoğunluk üniversite mezunu
KOBİ’ler özelinde mavi yakalı ve ara kademe çalışanlara odaklanan Eleman.net’in verilerine göre, halen iş arayan kadınların yüzde 31,8’i üniversite, yüzde 28,7’si lise mezunu. Yüzde 33’ü 26-30, yüzde 27’si 20-25 yaş aralığında olan kadınların en çok iş başvurusu yaptıkları sektörler eğitim, hizmet / işletme servisi, mağazacılık / perakendecilik, gıda ve inşaat olarak sıralanıyor. Muhasebe, eğitim, sekreterlik, satış ve çağrı merkezi en çok başvurulan bölümler olarak öne çıkıyor. Kadınlar için en fazla iş ilanı yayınlanan bölümler ise güvenlik, satış, muhasebe, temizlik ve gıda.

Eleman.net verilerine göre iş arayan kadınlar
Kadınların En Fazla Başvuru Yaptığı Sektörler
Eğitim 11,35%
Hizmet / İşletme Servisi 6,08%
Mağazacılık / Perakendecilik 5,95%
Gıda 5,13%
İnşaat 3,45%
Çağrı Merkezi 3,26%
Tekstil 3,25%
Danışmanlık 3,19%
Sağlık / Hastane 3,19%
Bilgisayar / BT / Internet 2,56%
Kadınlar İçin En Fazla İlan Yayınlanan Sektörler
Hizmet / İşletme Servisi 14,08%
Gıda 7,39%
Mağazacılık / Perakendecilik 6,52%
Eğitim 4,62%
Tekstil 3,99%
Restorancılık 3,65%
İnşaat 3,24%
Elektrik ve Elektronik 2,75%
Bilgisayar / BT / Internet 2,62%
İmalat 2,29%
Kadınların En Fazla Başvuru Yaptığı Bölümler
Muhasebe 8,31%
Eğitim 7,23%
Sekreterlik 6,68%
Satış 5,25%
Çağrı Merkezi 4,46%
Ön Muhasebe 2,96%
Halkla İlişkiler 2,54%
Aktif Satış 2,11%
Mağaza Satış 1,84%
Güvenlik 1,75%
Kadınlar İçin En Fazla İlan Yayınlanan Bölümler
Güvenlik 9,28%
Satış 5,85%
Muhasebe 5,46%
Temizlik 3,74%
Gıda 2,95%
Üretim 2,83%
Eğitim 2,81%
Çağrı Merkezi 2,33%
Sekreterlik 2,01%
Depo 1,98%
Kadın İş Arayanların Eğitim Durumları
Lisans (Üniversite) 31,82%
Lise 28,73%
Ön Lisans (Yüksekokul) 22,79%
İlköğretim 6,91%
Yüksek Lisans (Master) 2,49%
Doktora (PHD) 0,13%
Kadın İş Arayanların Yaş Dağılımı
26-30 32,99%
20-25 27,31%
31-35 16,58%
36-40 9,59%
41-45 5,14%
18-20 3,68%
46-50 2,50%
51 ve üzeri 1,92%

14 Temmuz 2016

Facebook IQ: Türkiye’de akıllı telefonlarında oyun oynayanların %44’ü kadın

Facebook IQ: Türkiye’de akıllı telefonlarında oyun oynayanların %44’ü kadın
Facebook IQ, mobil oyun trendleri ile ilgili yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçlarını duyurdu. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki on iki ülkeden 18 yaş üstü katılımcılarla gerçekleştirilen araştırmadan çıkan sonuçlar şu şekilde sıralanıyor:

Oyun severler her yerde, her zaman oyun oynuyor.

  • Araştırmaya katılan mobil oyun severlerin yüzde 45’i beklerken, yüzde 21’i ise iş yerlerinde oyun oynuyor.
  • Gelişmekte olan pazarlardaki oyun severler, gelişmiş pazarlardaki oyun severlere kıyasla akıllı telefonlarını 1,8 kat daha birincil oyun cihazları olarak tercih ediyor ve her bir oyun süresince akıllı telefonlarında fazladan 16 dakika geçiriyor.
  • Türkiye’deki oyun severlerin yüzde 73’ü, akıllı telefonlarını birincil oyun cihazı olarak kullanıyor. Akıllı telefonları yüzde 71 ile bilgisayarlar, yüzde 30 ile tabletler ve yüzde 16 ile konsollar takip ediyor. Türk oyun severlerin yüzde 45’i seyahat ederken, yüzde 44’ü beklerken ve yüzde 24’ü iş yerlerinde oyun oynuyor.

Oyun sever profili değişiyor.

  • Kadınlar da akıllı telefonlarında en az erkekler kadar çok oyun oynuyor. Araştırmanın gerçekleştirildiği on iki pazardaki akıllı telefonlarında oyun oynayanların ortalama yüzde 47’sini kadınlar, yüzde 53’ünü erkekler oluşturuyor.
  • Türkiye’de akıllı telefonlarında oyun oynayanların yüzde 44’ünü kadınlar, yüzde 56’sını erkekler oluşturuyor.

Aşkta ve oyunda her yol mubah!

  • Mobil oyun severler, mobilde oyun oynamayanlara göre 2,7 kat daha fazla “bir topluluğa ait olma duygusu” ile oyun oynuyorlar. Mobil oyun severler, arkadaşlarını yenmek için oyunlara para ödemeye 2,9 kat daha meyilliler.
  • Türkiye’deki mobil oyun severlerin yüzde 39’u sosyal ilişkiler için oyunlarda vakit geçiriyor. Türk mobil oyun severlerin yüzde 30’u ise topluluğun diğer üyeleri oynamayı bıraktığında oyunları terk ediyor.

Keşfet. Oyna. Paylaş

  • Araştırmanın gerçekleştirildiği on iki pazardaki oyun severlerin ortalama yüzde 68’i, yeni oyunları sosyal ağlarda keşfettiğini belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 78 civarında seyrediyor. Türkiye’de sosyal ağları sırasıyla yüzde 73 ile fotoğraf/video servisleri ve yüzde 68 ise sohbet uygulamaları takip ediyor.

Oyunlar en çok prime time’da oynanıyor.

  • Araştırmanın gerçekleştirildiği on pazardaki mobil oyun severlerin yüzde 43’ü ebeveynlerden oluşuyor ve mobil oyun oynayan ebeveynler, bunu en çok akşam saatlerinde (17:00 – 20:00 arası) yapıyor.
  • Mobil oyun oynayan ebeveynlerin yüzde 83’ü, oyun uygulamalarını çocukları için satın alıyor.
  • Türkiye’de ise mobil oyun severlerin yüzde 48’ini ebeveynler oluşturuyor ve bunların yüzde 68’i, en çok akşam saatlerinde (17:00 – 20:00 arası) oyun oynuyor. Buna ek olarak mobil oyun sever ebeveynlerin yüzde 90’ı mobil oyunları aile aktivitesi olarak oynadığını belirtirken yüzde 95’i, çocukları ile eğitici aktivite amaçlı mobil oyunlar oynadığını ifade ediyor. Söz konusu ebeveynlerin yüzde 85’i, oyun uygulamalarını çocukları için satın alıyor.

Facebook IQ’nun araştırma sonuçları ile ilgili daha fazla bilgi için https://insights.fb.com/2016/07/11/global-mobile-gaming-trends/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

18 Haziran 2016

"Kız çocukların babaya, erkek çocukların da anneye düşkün" kanısı yıkıldı

"Kız çocukların babaya, erkek çocukların da anneye düşkün" kanısı yıkıldı
İngiltere’de yapılan bir araştırma, “Kız çocukların babaya, erkek çocukların da anneye düşkün oldukları” kanısının pek de doğru olmadığını ortaya koydu

Kızların sadece yüzde 14’ü, babalarını annelerinden daha yakın görüyor. Erkeklerde ise bu oran yüzde 13’e kadar düşüyor.

Yıl boyunca babalar için özel günlerde yapılan harcamaların toplamı 454 TL iken, annelere ayrılan bütçe 835 TL’ye kadar çıkıyor

Araştırmanın sonuçları, Türkiye’deki resmi rakamlar ile de örtüşüyor. Nakit alımlar hariç geçen yıl  Anneler Günü’nde ise 5,8 milyar lira harcanırken, Babalar Günü harcamaları 4,5 milyar lirada kaldı

İngiltere’de yapılan bir araştırma, oldukça yaygın olan “Kız çocukların babaya, erkek çocukların da anneye düşkün oldukları” kanısının pek de doğru olmadığını ortaya koydu .
Para dağıtan site Avantajix.com’un kurucu ortaklarından Güçlü Kayral’ın “Babalar Günü” dolayısıyla gündeme taşıdığı araştırma, İngiltere’de hem anne hem de babası hayatta olan  2 bine yakın yetişkin üzerinde yapıldı.

Çocukların ebeveynlerinin özel günlerine verdikleri önem ile yaptıkları harcamaların incelendiği araştırmaya göre, annelerin özel günleri her zaman hatırlanırken, babalara ait özel günler kimi zaman akıldan çıkabiliyor.

Kızların yüzde 20’si babalarının doğum gününü unuttuklarını ya da babalar gününde hediye alamadıklarını itiraf ediyor.

Erkek çocuklar için ise bu durum daha yüz kızartıcı. Onların da yüzde 30’u babalarını özel günlerinde unutabildiklerini söylüyorlar.

Araştırmanın babaları en derinden yaralayan kısmı ise çocuklara ebeveynlerine yakınlıkları ile ilgili yöneltilen sorulara verilen yanıtlar. Kızların sadece yüzde14’ü, babalarını annelerinden daha yakın görüyor. Erkeklerde ise bu oran yüzde 13’e kadar düşüyor.
Annelerle, babalara nazaran daha kaliteli zaman geçirdiklerini söyleyen çocukların oranı da yüzde 53’ü buluyor.

-HARCAMALARDA  BABALAR HEP İKİNCİ SIRADA
Çocuklar için konu ebeveynlerine karşı hassasiyet olduğunda her konuda olduğu gibi harcamalarda da anneler sürekli ilk sırayı alıyor.

Anneleri mutlu etmek için bir yıl boyunca harcanan para 835 TL’ye kadar çıkarken, babalara ayrılan bütçe 454 TL’de kalıyor. Babalar, kız ve erkek çocuklarından yılbaşında 90-100 TL, doğum günlerinde 74-80 TL, babalar gününde de 56-60 liralık hediyeler alıyorlar. Kızlar babaları için aldıkları spontan hediyeler için 33 lira, baba-kız yemekleri için 70 lira; erkekler ise spontan hediyeler için 35 lira, baba-oğul yemekleri için 85 lira harcıyorlar.

-TÜRKİYE’DE DE FARKLI DEĞİL
Güçlü Kayral’a göre araştırma sonuçları ile hem Türkiye’deki resmi kuruluşlarca duyurulan rakamlar, hem de 300 tanınmış online alışveriş sitesini bir çatı altında toplayan cashback sitesi Avantajix’in datası örtüşüyor.

Nakit alımlar hariç geçen yıl  Babalar Günü’nde 4,5 milyar, Anneler Günü’nde ise 5,8 milyar lira harcandığının resmi kaynaklarca açıklandığının altını çizen Kayral, “Avantajix.com üzerinden Anneler Günü dolayısıyla alınan hediyelerin ortalaması 130 TL düzeyindeyken, Babalar Günü’nde alınan hediyelerin ortalaması 122 TL’ye düşüyor” dedi.

Kayral, araştırmanın yapıldığı İngiltere’de online alışverişlerin büyük çoğunluğunun cash-back siteleri üzerinden yapıldığını da vurgulayarak, “Her kim için alışveriş yapıyor olursanız olun para iadesi (ya da diğer deyişle cashback) sistemini kullanmayı unutmayın. Çünkü ister küçük bir demet çiçek alın ister en büyük ekran televiyon; para iadesi kazanmak sizin bütçenizi artıracak ve bir boy daha büyük bir hediye seçmenize olanak verecektir” dedi.

“Alışveriş Yapanlara Para Dağıtan Site” mottosuyla hareket eden Avantajix.com’un üye işyerlerinden alışveriş yapıldığında paranın bir bölümünü iade eden bir indirim mühendisliği projesi olduğunu kaydeden Kayral, “Site hiç bir şey satmaz, size kredi kartı sormaz. Sadece siz alışveriş yapınca size nakit para öder. Alışverişiniz benzersiz bir şekilde ucuza gelir” ifadelerini kullandı.

KIZ ÇOCUKLARIN BABALARI İÇİN BİR YIL İÇİNDE YAPTIĞI HARCAMALAR  
Doğum Günü  80,64
Yılbaşı 100,97
Yıldönümü  37,80
Babalar Günü  60,44
Dışarı Çıkma  35,74
Tatil Hediyesi  34,65
Spontan Hediye  33,56
Yemek- İçecek  70.35
TOPLAM
454,15


ERKEK ÇOCUKLARIN BABALARI İÇİN BİR YIL İÇİNDE YAPTIĞI HARCAMALAR
    
Doğum Günü 74,47
Yılbaşı 91,90
Yıldönümü 35,28
Babalar Günü 56,87
Dışarı Çıkma 39,98
Tatil Hediyesi 35,45
Spontan Hediye 35,70
Yemek-İçecek 84.76
TOPLAM
454,41

08 Haziran 2016

Medya Dijital Varlık Reytingi: Medya dijital varlıklarını nasıl kullanıyor?

Türkiye'de ve dünyada ilk kez uygulanan Dijital Varlık Reytingi bu kez medyanın dijital varlıklarını değerlendirdi. Toplamda 108 televizyon, radyo, gazete ve haber sitesinin değerlendiğildiği Medya Dijital Varlık Reytingi ile dijital varlıkların sahipliği, etkin ve etkili kullanımı incelendi.

Medyanın Dijital Varlık Reytingleri açıklandı

Geleneksel medyanın gitgide vatandaş gazeteciliği tarafından test edildiği günlerden geçiyoruz. Medya kurumlarının dijital varlıkları işte tam bu dönemde daha anlamlı hale geliyor.

Dijital diplomasi ve dijital varlık reytingi konusunda dünya çapında otoritelerden kabul edilen Diplomacy.Live, Marketing Türkiye işbirliği ile, Türkiye’de ulusal yayın yapan 30 televizyon, 30 radyo, 38 gazete ve 10 haber sitesini kapsayan Medya Dijital Varlık Reytingi’ni açıkladı.

Medya Dijital Varlık Reytingi’nin televizyon bölümü için 23 alanda 146 kategoride, radyolar için 25 alanda 138 kategoride, gazeteler için 30 alanda 143 kategoride, haber siteleri için 17 alanda 118 kategoride değerlendirmeler yapıldı.

Bu parametreler kapsamında dünyada ilk kez her yönüyle puanlanan dijital varlıklar 3 ana mecra olan internet sitesi, sosyal medya hesap ve sayfaları, mobil uygulamaları kapsıyor. Dijital Varlık Piramidi’ndeki tüm katmanların ağırlıklandırılarak sıralandığı Medya Dijital Varlık Reytingi için toplamda 108 medya kuruluşu değerlendirildi.

Medya Dijital Varlık Reytingi Websitesi: http://Medya.Diplomacy.Live

DİJİTAL VARLIKLARINI EN İYİ KULLANAN TELEVİZYON NTVSPOR


Medya Dijital Varlık Reytingi


Televizyon kategorisinde NTVSPOR 64,59 puan ile BB+ reyting alarak ilk sırada yer aldı. 62,21 puan alan CNNTÜRK BB- reytingiyle ikinci, 60,56 puan alan ATV ise BB-- reytingi ile üçüncü sırada yer aldı. Ayrıntılı bilgi http://medya.diplomacy.live/medya-dijital-varlik-atlasi/

DİJİTAL VARLIKLARINI EN İYİ KULLANAN RADYO RADYO 7
Medya Dijital Varlık Reytingi


Radyo kategorisinde Radyo7 55,09 puan ile B- reyting alarak ilk sırada. 51 puan alan Radyo Fenomen CCC++ reytingiyle ikinci, 50,12 puan alan Radyo Viva ise yine CCC++ reytingi ile üçüncü oldu. Ayrıntılı bilgi http://medya.diplomacy.live/radyo-dijital-varlik-atlasi/

DİJİTAL VARLIKLARINI EN İYİ KULLANAN GAZETE MİLLİYET
Medya Dijital Varlık Reytingi


Gazetelerde Milliyet 59,46 puan ve B++ reytingi ile dijital varlıklarını en iyi kullanan gazete oldu. Yeni Şafak 54,11 puan ve B- reytingi ile ikinci, Gazete Habertürk ise 51,69 puan ve CCC++ reytingi ile üçüncü sırada yer aldı. Ayrıntılı bilgi http://medya.diplomacy.live/gazete-varlik-atlasi-medyadvr/

DİJİTAL VARLIKLARINI EN İYİ KULLANAN HABER SİTESİ HABERLER.COM
Medya Dijital Varlık Reytingi


Haber siteleri kategorisinde Haberler.com, 58,7 puan ve B++ reytingi ile dijital varlıklarını en iyi kullanan haber sitesi oldu. Haber7.com, 55,62 puan ve B- reytingi ile ikinci sırada yer aldı. Diken.com.tr ise, 53,43 puan ve B-- reytingi ile üçüncü oldu. Ayrıntılı bilgi http://medya.diplomacy.live/haber-sitesi-dijital-varlik-atlasi/

“MEDYANIN GELİŞMESİ İÇİN BENZERSİZ BİR ÇALIŞMA”

Dijital Varlık Reytingi’nin, markaların, kamu, özel ve sivil toplum kurumlarının, önemli kişilerin, medya kuruluşlarının dijital çağ ile başlayıp, bir sonraki aşama olan Endüstri 4.0’a kadar uzanan devamlılıkta kurumsal hazırlıklarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için kılavuz niteliğinde olduğunu söyleyen Diplomacy.Live Direktörü Gökhan Yücel şöyle konuştu: “Medya Dijital Varlık Reytingi, rahatlıkla söyleyebilirim ki, Türk medyasının tam anlamıyla 360 derece dijital varlık tomografisini çekmektedir. Daha önce gerçekleştirdiğimiz ve hem Türkiye’de hem de dünyada ses getiren araştırmalarımızdan edindiğimiz tecrübeyi de fazlasıyla bu projemizde kullandık. Medya Dijital Varlık Reytingi’nin medya kuruluşlarımız için gerek dijital varlık sahipliği ve performans ölçümü, gerekse rakip analizi açısından paha biçilmez bir araç olacağına inanıyoruz.”

12 Mayıs 2016

Türkiye’deki kullanıcılar 15 dakikada bir cep telefonuna bakıyor

Türkiye’deki kullanıcılar 15 dakikada bir cep telefonuna bakıyor
Deloitte’un raporuna göre Türkiye’deki kullanıcılar günde ortalama 70 kez, 
yani her 15 dakikada bir cep telefonu ekranına bakmaktan kendini alamıyor. Türkiye, sosyal medyada fotoğraf paylaşımında başı çekiyor; her iki kullanıcıdan biri sosyal medyada günlük fotoğraf paylaşımında bulunuyor. Bunun yanında her 5 kişiden biri de araba kullanırken ya da karşıdan karşıya geçerken telefonuna baktığını itiraf ediyor.

Deloitte tarafından 2011 yılından bu yana yapılan ‘Global Mobil Kullanıcı Araştırması’ yayınlandı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 30 ülkeden 49 bin katılımcıyla gerçekleştirilen araştırma, tüketicilere ve bu alanda hizmet veren şirketlere mobil cihaz kullanımının geldiği nokta hakkında önemli veriler sunuyor.

Deloitte Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Endüstrisi Lideri Tolga Yaveroğlu, konuya ilişkin “Mobilitenin sosyal dokumuza ne denli nüfuz etmiş olduğunu hepimiz biliyoruz; bunu rakamlarla da ortaya koymuş olduk. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından bir tanesi Türkiye’de tüketicilerin her gün toplam 4 milyar kez telefonlarını kontrol ediyor/kullanıyor olması. İçimizde her dört kişiden birinin uyanır uyanmaz yaptığı ilk şey telefonunu eline almak… Mobil teknolojilerin günlük yaşantımızda hızla artan yeri beraberinde birçok fırsat getirirken, sosyal etkileşimlerimizde de fark edilir değişikliklere neden oluyor” dedi.

Kullanıcılar 15 dakikada bir ekrana bakıyor

Türkiye’den 18-50 yaş arası 1000 kişinin katılımıyla ortaya çıkan sonuçlara göre Türkiye, dinamik ve genç nüfusu nedeniyle akıllı telefon bağımlılığının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Türkiye’deki kullanıcılar günde ortalama 70 kez cep telefonunu kontrol ediyor, bu da yaklaşık 15 dakikada bir ekran yüzü gördüğümüz anlamına geliyor. Bu oran; Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin neredeyse iki katına denk düşüyor.


Genç telefon bağımlıları uygulamalara ayda 7,5 TL harcıyor

Akıllı telefon bağımlısı olarak nitelendirilebilecek kesim, Türkiye’de mobil kullanıcıların %22’sini oluşturuyor. Yaklaşık 5 cihaza erişimi olan bu kullanıcılar, uygulamalar için ayda ortalama 7,5 TL’yi gözden çıkarıyor. Her on kişiden dokuzu, uyandıktan sonra 15 dakika içerisinde cep telefonunu mutlaka kontrol ediyor ve yarısının yaptığı ilk şey sosyal medya hesaplarını ve mesajlarını (anında mesaj ve SMS) kontrol etmek oluyor. Bu kesimin %77’si toplu taşıma araçlarında, %52’si de TV izlerken düzenli olarak telefonlarını kullanıyor.

Her 5 kişiden biri trafikte akıllı telefona bakıyor

Rapora göre telefonun günlük kullanımı, yaşam alanlarında çatışma yaratabiliyor. Örneğin kullanıcıların yaklaşık %20’si, karşıdan karşıya geçerken ve araç kullanırken akıllı telefonunu kullandığını belirtiyor; bunu sürekli ya da çok sık yaptığını söyleyenlerin oranı ise %7. Bir diğer sosyal risk faktörü ise, aile ile birlikte geçirilen zamanlarda, 18-25 arası yaş grubunun, 45-50 arası yaş grubuna oranla iki kat daha fazla telefon kullanması...

Fotoğraf çekip paylaşmada Türkiye ön sırada

Her iki kullanıcıdan biri, çektiği fotoğrafları günlük olarak sosyal medyada paylaşıyor. Bu oranla Türkiye, hem akıllı telefonunu fotoğraf çekmek için kullanma, hem de bu fotoğrafı sosyal medyada paylaşmada Brezilya, Çin, Rusya, İngiltere, Almanya gibi pek çok ülkeyi geride bırakıyor. 

Her 2 telefondan 1’i el değiştiriyor

Raporun bir diğer çıktısı da, Türkiye’deki kullanıcıların, akıllı telefon değiştirme hızı yüksek olan bir kullanıcı profiline sahip olması… Buna göre kullanıcıların %80’i, 3 yaşın altındaki telefonları kullanıyor. İkinci el telefon kullananların oranı sadece %14. Kullanıcıların %60’ı, telefonunu mağazadan; %16’sı ise internetten alıyor. Diğer taraftan her 2 telefondan 1’i, el değiştiriyor. Bu telefonların %70’i akrabalar ve arkadaşlar arasında el değiştiriyor, gerisi internet üzerinden satılıyor ya da yenisi alınırken takas yapılıyor. Yedek olarak saklanıp kullanılmayan telefonların oranı %37…

Wi-Fi’a oranla mobil ağ kullanımı artıyor

Türkiye’deki akıllı telefon kullanıcılarının %82’si internete kendi Wi-Fi’ı (evinde ya da işyerinde) ile bağlanmayı tercih ederken, halka açık yerlerde Wi-Fi ile kullanım oranı %37’ye düşüyor. Akıllı telefonları ile mobil ağ üzerinden internete bağlanan kullanıcıların oranı ise %65 -bu oran tablet kullanıcıları arasında yaklaşık üçte birine düşüyor.
Tercih edilen bağlanma metodu sorulduğunda, kullanıcıların %59 ile en sık Wi-Fi bağlantısını tercih ettikleri görülüyor. 2013 yılında %73 olan bu oran, Türkiye’de kullanıcıların mobil ağları giderek daha fazla kullanmaya başladıklarına işaret ediyor.

Video öncesi izlenen reklamlar en etkili

Akıllı telefon sahipliğinin artışına paralel olarak, mobil reklam, mobil ticaret ve mobil ödemenin de Türkiye’de giderek yaygınlaştığı görülüyor. Buna göre tüketicilerin en çok hatırladıkları ve tepki verdikleri video reklamlar, bir video izlemeden önce yayınlanan reklamlar oluyor.

Güvenlik algısı, mobil ödemeye engel

Kullanıcıların %85’i alışveriş sitelerine telefon üzerinden erişirken; tüm kullanıcıların sadece %17’si mobil ödeme yöntemlerini kullanıyor. Özellikle mağaza içi mobil ödeme yapmayanların en büyük çekincesi güvenlik endişesi olarak öne çıkıyor. Daha önce para transferi yapmayan kesimde, her iki kişiden biri ise henüz kullanmadığı bu özelliği denemek istediğini söylüyor. Ulaşım ve perakende sektörlerinin mobil ödeme ile entegre olması halinde kullanıcıların %45’i, toplu taşıma ile yolculuk yaparken, alışveriş yaparken ve taksi ücreti öderken mobil ödemeyi kullanmak istediğini iletiyor.


11 Mayıs 2016

Intel, Türkiye’nin Hayal Haritası ve Girişimcilik DNA’sını Çıkardı

Intel, Türkiye’nin Hayal Haritası ve Girişimcilik DNA’sını Çıkardı
Intel; Türkiye’de inovasyon ve girişimcilik kültürünü geliştirmek, hayaller ile girişimcilik arasındaki bağlantıyı ortaya koymak amacıyla ülke çapında kapsamlı bir Hayal Haritası ve Girişimcilik DNA’sı araştırması gerçekleştirdi. Türkiye’nin ne tür hayaller kurduğunu, hayallerin yok olma ya da girişimcilik fikrine dönüşme noktasında geçirdiği dönüşümü ortaya koymayı amaçlayan araştırmada, 10 şehirden 8-55 yaş arası yaklaşık 2 bin kişi ile görüşüldü.

Türkiye’de ilk kez yapılan ve Future Bright ile gerçekleştirilen araştırmaya göre, hayallerimiz meslek odaklı. Girişimcilik fikirlerine dönüşebilecek “üretken” hayal kurabilenlerimizin oranı yalnız yüzde 15.

Üniversite öğrencileri özelinde gerçekleştirilen “girişimcilik” kapsamındaki araştırma sonuçları ise umut vaat ediyor.Toplumun genelinin aksine üniversite öğrencilerinin yüzde 78’i girişimci olma fikrine sıcak bakıyor ve en çok teknoloji destekli sektörlerde girişimci olmak istiyor. Üniversite öğrencilerinin yüzde 60’ı ‘Türkiye’den milyar dolarlık şirket çıkar mı?’ sorusuna evet yanıtını veriyor.

Ülkemizde inovasyon kültürünün yaygınlaşması, girişimcilik ve yaratıcılığın kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olması için hayallerimize odaklanan Intel, kapsamlı bir çalışma yürüterek Türkiye’nin Hayal Haritası’nı çıkardı. Araştırma sonuçlarını Future Bright Şirket Kurucu Ortağı Akan Abdula ile birlikte açıklayan Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, Hayal kurmaktan neyi anlıyoruz? Hayal kurmaya ne zaman başlayıp, ne zaman bırakıyoruz? Hayallerimiz geleceği kucaklayacak kadar kapsamlı mı yoksa günlük hayatın zorluklarında gerçekleşmeden kaybolup gidiyorlar mı? Girişimcilik dünyamızda hayallerin etkisi ne kadar? gibi pek çok hayati sorunun yanıtını bu projeyle bulmaya çalıştıklarını anlattı.

Ekonomimizin yaratıcı teknolojilere dayalı olarak gelişmesi ve teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir toplum haline gelmemiz için büyük hayaller kurup bunların peşinden koşmak gerektiğini belirten Aydın, “Çocukluğumuzda bile yeterince hayal kurmuyoruz. Oysa yaratıcılığın yolu, yeni fikirler geliştirmekten, girişimciliğin yolu ise hayal kurmaktan geçiyor. Intel Türkiye olarak vizyonumuzu ‘Türkiye’den milyar dolarlık teknoloji girişimleri çıkarmak!’ şeklinde belirledik. Ülke olarak genlerimize işlemiş olan ‘başımıza icat çıkarma!’ kültürü çocukluktan itibaren hayal kurmamaktan ya da kurduğumuz hayallerin peşinden koşmamamızdan kaynaklanıyor.Toplumumuzda hayal kurma alışkanlığını geliştirmemiz, çocuklarımızın hayallerine eğitimle destek vermemiz ve hayal ettiklerini geliştirebilecekleri ortamlar sunmamız önemli. Ekonomimize derinlik kazandıracak girişimler yaratabilmek için kamu, özel sektör ve üniversite işbirliğini maksimum düzeye çıkarmamız, potansiyel girişimcilerin teknolojik gelişmeleri yakından takip edebilecekleri, deneyimleyebilecekleri ortamlar oluşturmamız, üniversite öğrencilerine ihtiyaç duydukları danışmanlığı sağlamamız gerekiyor” dedi.

Nüfusumuz genç, hayallerimiz yaşlı

8-55 yaş arasında kadın ve erkeklerle gerçekleştirilen Türkiye Hayal Araştırması’na göre insanların yüzde49’u çocukken hayal kurmaya başlıyor. Hayal kurma, yaş ilerledikçe dramatik şekilde azalıyor. Yetişkinlerin sadece yüzde14’ü hayal kurduğunu belirtiyor. Hayal kurma sıklığına bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Çocukluk ve ergenlikte sürekli hayal kurduğunu belirten (yüzde32) katılımcılar, yetişkin yaşlara doğru hayal kurmaktan neredeyse vazgeçiyor.

Hayal denince aklımıza meslek ve para geliyor

Her 10 katılımcıdan 5’i en büyük hayalinin “sadece bir meslek sahibi olmak” olduğunu söylüyor. Katılımcıların hayale meslek ve maddiyat odaklı yaklaşmalarının temel nedeni ise, “geleceği güvence altına alma kaygısı.” Hayalini meslek olarak tanımlayanların en fazla (yüzde16) tercih ettiği meslek öğretmenlik ve (yüzde16) doktorluk olurken, bunları futbolcu/sporcu/antrenör (yüzde9), sanatçı, pilot ve polis olmak (yüzde7) izliyor. Hayali maddiyat odaklı düşünenlerin en fazla kurduğu hayal ise kendi işinin sahibi (yüzde9) olmak. Katılımcılar para kazanmanın yolunun kendi işini kurmaktan geçtiğine inanıyor. Yine her 2 kişiden biri; hayal kurmak için kişinin “geçim derdinin olmaması” gerektiğini düşünüyor.

Kadınlar erkeklere, taşra metropole göre hayal kurmayı daha çok seviyor

Intel Türkiye Hayal Araştırması sonuçları, kadınların hayal kurmayı erkeklere göre daha çok sevdiğini de ortaya koydu. Hayal kurmayı çok sevdiğini söyleyenlerin yüzde 58’i kadınken, erkeklerde bu oran yüzde 42. Düşünülenin aksine metropollerde hayal kurma oranı yüzde 42 iken, küçük illerde yaşayanlarda bu oran yüzde 52’lere ulaşıyor. Toplum geneline yönelik gerçekleştirilen araştırmada, üniversite mezunlarında hayal kurma oranı yüzde 78’lere ulaşırken, bu oran ilkokul mezunlarında yüzde 56’lara düşüyor.

Bağımsızlık, evlilik ve hayaller üçgeninde sıkışıp kalıyoruz

Geleneksel yapıdaki ailelerde yaşayan çoğunluk için aile baskısı, bireyselleşememek, sürekli müdahale; kişisel bağımsızlığın önünde engel olarak öne çıkıyor. Gençler, evliliğe aile evinden çıkış ve bir nevi özgürlük bileti gözüyle bakıyor. Buna karşılık bekârlar evlilere, çocuksuzlar çocuklulara göre hayal kurmayı daha çok seviyor. Bekarların yüzde 76’sı sürekli ve sık sık hayal kurduğunu söylerken evlilerde bu oran yüzde 65 seviyesinde kalıyor. Bekarların yüzde 25’ı hayal kurmayı çok sevdiğini belirtirken, evlilerin sadece yüzde 20’si “hayal kurmayı çok seviyorum” diyor.

Girişimciliği hayal bile etmiyoruz, fikrimiz varsa uzman desteği almıyoruz

Intel Türkiye Hayal Haritası’nın en önemli bulgularından bir diğeri ise girişimciliğin bir alternatif olarak aklımıza dahi gelmemesi. Araştırmaya katılanların yüzde 78’i girişimciliği aklından bile geçirmemiş.Girişimciliği düşünen katılımcıların ise yaklaşık 3’te 1’i fikrini kimse ile paylaşmıyor.

Fikri olanların yüzde 21’i arkadaşıyla, yüzde 19’u babasıyla, yüzde 14’ü eşi/sevgilisi, yüzde 7’si ise annesiyle paylaştığını söylüyor.

Girişimcilik ‘parası olanın işi!’

Girişim fikri olup hayata geçiremeyen her 4 kişiden 3’ü temel neden olarak maddi sıkıntılar/sermaye yoksunluğunu gösteriyor. Girişimcilik fikri olanların yani 22’lik dilimin içinden de sadece yüzde 27’si hayalini gerçekleştirebildiğini belirtiyor. “Eğitim seviyesi yükseldikçe girişimcilik seviyesi de yükselir” diyenlerin oranı yüzde 26 olurken “girişimci olabilmek için çeşitli kurum ve kuruluşlardan destek almak önemlidir” diyenlerin oranı ise yüzde 34.

Üniversiteler “girişimci ruhu” besliyor

Intel Türkiye’nin 15 ayrı üniversitede 500 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirdiği girişim odaklı araştırmaya göre ise toplumun genelinin aksine üniversite öğrencilerinin yüzde 78’i girişimci olma fikrine olumlu bakıyor. Erkek öğrencilerde bu oran yüzde 84’e kadar yükseliyor. Gençlerinana motivasyonları ise yenilikçi olmak ve kendi işini kurmak. Girişimci olmak istemeyenlerin ise yüzde 39’u girişimcilik ruhuna sahip olmadıklarını, yüzde 33’ü risk almak istemediklerini belirtiyor.

Gençler girişimciliğe dijital ekonomi üzerinden bakıyor

Araştırma, üniversite öğrencileri arasında ilk girişimcilik fikrinin yüzde 36 ile ergenlik döneminde ortaya çıktığını, bu oranın yaş ilerledikçe yüzde 30’lar seviyesine düştüğünü ortaya koyuyor. Girişimcilik konuları değerlendirildiğinde yüzde 29 oranıyla en çok teknoloji desteğiyle ve teknoloji sektöründe girişimci olmak ön plana çıkıyor. Bunu yüzde 23 ile iş kurmak/ticaret yapmak izliyor.

Üniversite öğrencilerinin girişimcilik rol modeli Nevzat Aydın

Üniversite eğitiminin girişimcilik üzerinden olumlu etkisi olduğunu düşünen öğrencilerin oranı yüzde 56. Üniversite öğrencilerinin yüzde 75’i Türkiye’deki iş ortamının girişimcilerin önünü açmadığına, aksine zorlaştırdığına inanıyor. Bu yüzden 10 öğrenciden 6’sı girişimlerini yurt dışında yapmayı planlıyor.

Diğer yandan üniversite öğrencilerinin yüzde 60’ı Türkiye’den milyar dolarlık şirketler çıkacağına inanıyor. Üniversite öğrencileri arasında girişimcilik konusunda rol model olarak görülen kişiler, sırasıyla Nevzat Aydın, Steve Jobs ve Mark Zuckerberg. Yüzde 29’unun ise rol modeli yok.

27 Nisan 2016

Mesleklere Güven Endeksi 2015

Mesleklere Güven Endeksi 2015
Araştırma şirketi BAREM, 2014 yılından bu yana Türkiye’de mesleklere duyulan güveni araştırıyor. 10 meslek grubunu inceleyen araştırmanın 2015 yılı sonuçları belli oldu. Sonuçlar bir önceki yılla paralellik gösterse de belirli meslek gruplarına duyulan güvende önemli düşüşler var. 2015 sonuçlarına göre en ciddi güven erozyonu yaşayanlar, bir önceki yıla göre 12 puan düşen öğretmenler ile 7.9 puan düşen sağlık çalışanları...

BAREM, geçen yıl yayınladığı Mesleklere Güven Araştırması’nı bu yıl da tekrarladı. Araştırma Ekim-Kasım aylarında ülke genelini temsil eden 1000 kişi ile CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle gerçekleşti. Görüşülen kişilereYargıçlar, Gazeteciler, Politikacılar, İşadamları, Askerler, Sağlık çalışanları, Polisler, Öğretmenler, Bankacılar ve Dini liderlere güven duyup duymadıkları soruldu.

En çok öğretmenlere ve sağlık çalışanlarına güveniyoruz ama geçen yıla göre daha az!
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da en güvenilen meslek grupları öğretmenler ve sağlık çalışanları.  Ancak bu yıl bir önceki yıla kıyasla her iki meslek grubuna duyulan güvende önemli oranda düşüş görünüyor. Öğretmenlere güvenenlerin oranı bir önceki yıl %86,2 iken, 2015’te bu oran %74,2 seviyesinde gerçekleşti. Güvenmiyorum diyenlerin oranı ise %23. Sağlık çalışanları da güven erozyonundan nasibini almış durumda. Bir önceki yıl güveniyorum diyenlerin oranı %81 iken, 2015 sonuçlarına göre güvenenlerin oranı %73.1 olarak gerçekleşti. Güvenmeyenler ise %24 seviyesinde.

Askere ve polise güven de yüzde 50’nin üzerinde, ancak...
Araştırmada askere güvenenler %68 güvenmeyenler %29 olarak tespit edildi. Polis için ise cevaplarda bir kutuplaşma söz konusu; güvenenlerin oranı %53 iken, güvenmeyenler %42.

Toplumun yarıdan fazlası diğer 6 meslek mensubuna güvenmiyor!
Araştırmaya katılanların %52’si yargıçlara, %53’ü dini liderlere, %58’i gazetecilere, %59’u bankacılara,  %60’ı işadamlarına ve %74’ü politikacılara güvenmiyor.

08 Ekim 2015

Google “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”

Google tarafından Haziran 2015’te gerçekleştirilen “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”nın sonuçlarına göre markalar için başarıya giden yol önemli “anı yakalamaktan” geçiyor.

Mobil teknolojinin hayatlarımızı radikal bir şekilde değiştirdiği günümüzde artık aralıklarla online olmaktan değil, sürekli bağlı olmaktan, milyarlarca önemli anı online olarak yaşamaktan söz ediyoruz. Bu durum kullanıcıların dilediği şeyi dilediği zamanda bulmasını, yapmasını, seyretmesini ya da satın almasını kolaylaştırırken, bir yandan da pazarlamacıların doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmaları için bugüne kadar hiç görülmemiş fırsatlar sunuyor.
Google’ın Haziran 2015’te gerçekleştirdiği “Önemli Anlar Türkiye Araştırması” da ortaya koyduğu sonuçlarla günümüz tüketicileri için anların önemine, pazarlamacılar ve iletişimciler içinse bu “doğru anları” yakalamanın yaşamsallığına dikkat çekiyor.

Milyarlarca önemli an online olarak yaşanıyor
Birden fazla ekran üzerinden medya tüketimi geçtiğimiz 3 yıl içerisinde internet kullanıcılarının %90'ının alışveriş, seyahat planı ya da herhangi bir içerik görüntülemek gibi nedenlerle cihaz değiştirmesine bağlı olarak %500 düzeyinde artış gösterdi1. Bu durumsa tüketicilerin ilham ya da bilgi arayışında olduğu, yeni şeyler keşfettiği ya da kararlar verdiği amaç ve tutku odaklı geçirdiği "önemli anları" beraberinde getirdi.
Araştırma kapsamında 'izlemek istiyorum', 'yapmak istiyorum', 'bulmam lazım' ve 'satın almam lazım' anları gibi farklı durumları işaret eden bu anlarla ilgili ilginç veriler ortaya konuyor:

İzlemek istiyorum anları
Akıllı telefon kullanıcılarının %60'ı, ilgili araştırmanın yapıldığı haftadan önce eğlenmek ya da ilham almak için YouTube'u açmış*.
Yapmak istiyorum anları
35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80'i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube'da bir video bulabileceğine inanıyor.
Bulmam lazım anları
İnternet kullanıcılarının %92'si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.
Satın almam lazım anları
Akıllı telefon kullanıcılarının %92'si belirli ürünler için alışveriş yaparken cihazlarını kullanmış.

Markalar için milyarlarca fırsat...
Araştırma sonuçları markalar açısından da söz konusu anları doğru değerlendirmenin sağladığı fırsatlara dikkat çekiyor:

Tercihleri şekillendirme
İnternet tüketicilerinin %71'i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.
Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63'ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.
Kararları etkileme
Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54'ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldığını belirtiyor.
Akıllı telefon kullanıcılarının %75'i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

Önemli Anlar Türkiye Araştırması’nda öne çıkan sonuçlardan bazıları ise şöyle sıralanıyor:
  1. Türkiye'de online tüketicilerin %88'i kendisine uygun gelen bir markadan gelen bir mesajı gördükten sonra harekete geçiyor.

  2. 35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80'i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube'da bir video bulabileceğine inanıyor.

  3. İnternet kullanıcılarının %92'si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.

  4. İnternet tüketicilerinin %71'i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.

  5. Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63'ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.

  6. Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54'ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldıklarını ifade ediyor.

  7. Akıllı telefon kullanıcılarının %75'i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.
(*) Bağlı Tüketici Anketi, 2014/2015
(2) Önemli Anlar Türkiye Araştırması, Haziran 2015
Google “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”





































İnfografik için: https://www.thinkwithgoogle.com/intl/tr-tr/infographic/onemli-anlari-kazanmak/

08 Ağustos 2013

Yetersiz liderlik, mobbinge yol açıyor

Yetersiz liderlik, mobbinge yol açıyor
Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Bilgi Yönetimi Platformu ve Towers Watson, şirketlerdeki mobbing uygulamaları ile ilgili bir anket yaptı. “İş Dünyasında Mobbing anketine göre, çalışanların yalnızca yüzde 15’i “psikolojik şiddet ve baskı” anlamına gelen mobbing hakkında farkındalığa sahip. Mobbing vakalarına yol açan iş yeri koşulları değerlendirildiğinde görülen en önemli neden ise yüzde 45’lik bir oranla yetersiz liderlik.

En genel tanımıyla mobbing çalışanın yöneticiler veya işverenler tarafından yıldırma hedefiyle baskı altına alınması anlamına geliyor ve çalışan psikolojisini önemli ölçüde olumsuz etkiliyor. Mobbing işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen yasalar gereğince suç sayılıyor.

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Bilgi Yönetimi Platformu ve Towers Watson, mobbinge ilişkin genel algıyı ölçmek amacıyla geçtiğimiz Haziran’da “İş Dünyasında Mobbing” başlıklı anketi gerçekleştirdi. Ankete farklı sektörlerden PERYÖN üyesi 143 farklı şirketin temsilcileri katıldı. Sonuçlar çalışanların mobbing hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıklarını ortaya koydu.

Çalışanlar mobbingden haberdar değil

Anket, çalışanların mobbing konusundaki farkındalıklarının düşük olduğunu gösterdi. “Çalışanlarınızın mobbing karşısında farkındalığı olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna şirketlerin  yüzde 60’ı “kısmen”, yüzde 25’i “hayır” ve yalnızca yüzde 15’i “evet” yanıtını verdi. Katılımcı şirketlerin yalnızca yüzde 15’inde çalışanlara mobbing hakkında eğitim veriliyor.

Şirketlerin yüzde 85’inde mobbingi raporlamaya yönelik bir prosedür yok, yaklaşık yüzde 80’inde de mobbing şikayetlerinin ele alındığı bir komite bulunmuyor. Bu sonuçlar, şirketlerin, çalışanlarını mobbing konusunda bilinçlendirmede ve olası sonuçlarına karşı onları korumada yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu durum, şirketlerin mobbing konusunda aldığı önlemlerin kısıtlı oluşu, çalışanların maruz kaldıkları baskıyı paylaşamaması ve bu konuda destek talep edememesini de beraberinde getiriyor.

Mobbingle ilgili ilk kaynak medya

Anket katılımcılarının yaklaşık yüzde 60’ı mobbing ile ilgili mevzuatı ve güncel gelişmeleri internet, yazılı ve görsel basın aracılığıyla takip ettiğini belirtiyor. Bu bağlamda, dernekler, meslek odaları, panel ve seminerler gibi alternatif kaynakların anlamlı bir büyüklük oluşturmaması ise mobbing ile mücadele açısından önemli bir gelişme alanına işaret ediyor.

Aslında mobbing yok!

Araştırmaya göre katılımcı şirketlerin yaklaşık yüzde 65’inde yıllık raporlanan mobbing vaka sayısı sıfır (0), yani hiç vaka olmamış. Bu oranı takip eden en yakın sonuçsa yaklaşık yüzde 20 ile 1-5 arası vaka.

Amaç işten yıldırma, yükselmeyi engelleme

Rapor edilen sınırlı sayıdaki mobbing vakasının başlıca şikayet nedenlerinin yüzde 25’i “iş ile ilgili sert tepkilere maruz kalınması”, yüzde 18’i “aşırı yoğunlukta iş talep edilmesi”, yüzde 18’i “çalışanların yeteneklerini gösterme olanaklarının engellenmesi” olarak öne çıkıyor. Sonuçlar mobbingin, önemli oranda işten yıldırma ve yükselmenin engellenmesi hedefiyle yapıldığını gösteriyor. En önemli mobbing uygulama nedeninin yüzde 47’lik bir oranla “statü ve itibar koruma endişesi” olması da bu görüşü destekliyor. “Bireysel iletişim yetersizlikleri” ve “kişisel sorunlar” da diğer önemli nedenler arasında yer alıyor.

Yetersiz liderlik mobbinge yol açıyor

Mobbing vakalarına yol açan iş yeri koşulları değerlendirildiğinde görülen en önemli neden yüzde 45’lik bir oranla yetersiz liderlik. Mobbing vakalarında genellikle yetersiz liderlik profiliyle karşılaşılıyor. Yetersiz liderler, iş yükünü yönetemeyen, delege edemeyen, özel ve iş hayat dengesini ayıramayan, otokratik liderler, ana baba iletişim benliğini baskın kullanan liderler olarak tarif ediliyor. Üst yönetimin mobbing ile mücadelede üstlenmesi gereken rolün, hem çalışanların bilinçlendirilmesi hem şirket içi mekanizmaların güçlendirilmesi, hem de mobbing karşısında çalışanlara verilecek destek olduğu anket sonuçlarında görülüyor.

Yetersiz liderliği takip eden en önemli iş yeri koşulları yetersiz şirket içi iletişim (yüzde 16) ve çözüm mekanizmalarının yetersizliği (yüzde 15) olarak görülüyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 37’si, çalışanlarına yasal mevzuat dışında bir destek sağlanmadığını da ifade ediyor.

Yiğit Oğuz Duman: “Mobbingi önlemede en önemli görev üst yönetime düşüyor”

PERYÖN Başkanı Yiğit Oğuz Duman mobbing konusunda şirketler tarafından uygulanan düzenlemelerin henüz çalışan memnuniyetini sağlayacak düzeyde olmadığını söylüyor: “Şirket verimliliği ve imajının güçlendirilebilmesi ile çalışan bağlılığının artırılabilmesi için mobbinge yol açan şirket içi koşullar, mobbing uygulayanların bu şekilde hareket etmelerinin nedenleri ve mobbinge uğrayanların bu durumla nasıl başa çıkmaları gerektiğinin dikkatle ele alınması gerekiyor. Aynı şekilde çalışanlara gereken destek, yasal mevzuatın ötesinde eğitim, psikolojik yardım ve şirket içi mekanizmaları içerecek bir çerçeveye oturtulmalı. Bu noktada mobbinge karşı en önemli görev, üst yönetimin liderliğine düşüyor.”
Yetersiz liderlik, mobbinge yol açıyor


01 Ekim 2012

Türkiye'deki İnternet Kullanıcıları Araştırması

Yandex, Türkiye'deki İnternet kullanıcılarının Yandex.Metrica kullanan websitelerine yaptığı ziyaretleri analiz ederek, kullanıcı aktivitelerinin ana hatlarını ve kullandıkları cihazların ana özelliklerini ortaya çıkardı.

Araştırma'da öne çıkan bazı veriler şöyle:
  • Geniş bant internet ile mobil internet kullanım oranları arasındaki farkın her geçen gün daha da kapanıyor
  • Hafta içinde internet kullanımı, Çarşamba günleri en yüksek orana ulaşıyor ve hafta sonuna kadar yoğun kullanım devam ediyor
  • Web sitelerine her 3 ziyaretten 1'i arama motorları üzerinden geliyor
  • İnternet kullanıcılarının hafta sonunda masaüstü ya da dizüstü bilgisayarlardan internet kullanımı azalsa da, mobil cihazlardan internete erişim oranı düşmüyor
* Rapor, 10 Ağustos 2012 - 09 Eylül 2012 tarihleri arasında, Yandex.Metrica kullanan 60 binden fazla web sitesindeki (Türkiye'den ziyaret eden kullanıcılara ait) 4.5 milyar sayfa gösterimi yorumlanarak oluşturulmuştur.

Araştırmanın tamamını burada görebilirsiniz:
http://company.yandex.com.tr/press_center/infographics/ya_metrica.xml

Son Yorumlar