Teknoloji, tavsiye, deneyimler ve ilgimi çeken diğer konular...

14 Nisan 2017

Akıllık telefon kullanıcılarının %37’si cihazlarını güncellemiyor

Türk akıllık telefon kullanıcılarının %37’si cihazlarını güncellemiyor
Araştırmaya göre mobil uygulama kullanımında dünya çapında kullanıcılar her ay genellikle 12 Android uygulaması yüklüyor fakat buna karşılık sadece 10 tane uygulama siliyor ve dolayısıyla cihazlarına her ay 2 uygulama daha ekliyor. Cihazlara yüklenen uygulama sayısı arttıkça, dijital dağınıklığı engellemek için uygulamaların yönetimine önem vermek gerekiyor. Ancak araştırmaya göre, Türkiye’deki kullanıcıların %37’si cihazlarının içeriğini güncellemek ve kullanılmayan doküman ve uygulamaları silmek konusunda geri kalıyor.

Bunlar Kaspersky Lab’ın derlediği “Dijital dağınıklık ve tehlikeleri” adlı yeni bir raporun bulguları. Araştırma, 17 ülkede yapılan bir çevrimiçi anketi, Kaspersky Security Network’ten (KSN) elde edilen istatistiksel analizleri ve Kaspersky Lab bünyesinde uygulamaların performansı üzerine yapılan bir deneyin sonuçlarını temel alıyor.

Cihazlarımızdaki dijital yığıntının birikerek büyümesi sebebiyle, uygulamaların silinmesi veya güncellenmesi, uygulamalardaki açıklardan faydalanan zararlı yazılımlarla mücadele konusunda şimdiye dek olmadığı kadar önem kazanmış durumda. Fakat yapılan ankete göre Türkiye’deki kullanıcıların dörtte birinden fazlası (%29) cihazlarındaki uygulamaları sadece zorunlu kaldıkları durumlarda güncellerken, %9’u ise mümkünse bunu hiç yapmamayı tercih ediyor.
Uygulamaların %83’ü hassas verilere erişiyor

Bunun beraberinde getirdiği en büyük tehlikelerden biri, uygulamaların günlük faaliyetleri sebebiyle kullanıcıların verileriyle birlikte cihazların da riske atılabilecek olması. Kaspersky Lab’ın teknik bulgularına göre, kullanıcıların yönetebileceği her 100 Android uygulamasından 83’ünün, kontaklar, mesajlar ve ilgili veriler gibi hassas kullanıcı verilerine erişimi bulunuyor ve hatta bazıları arama yapıp SMS bile atabiliyor.

KSN’den elde edilen ek bulgular, uygulamaların kullanıcıların izni olmadan nasıl işleyebildiğini gösteriyor. Kullanıcıların Android cihazlarında ortalamada 66 uygulama bulunuyor. En popüler 66 Android uygulamasının temsili bir örneklemi test edildiğinde, bunlardan 54’ünün kullanıcılardan habersiz olarak arka planda çalışmaya başladığı ve herhangi bir kullanıcı etkileşimi olmadan günde ortalama 22Mb veri aktardığı görüldü.

Kullanıcılar uygulama ayarları sayesinde uygulamaların cihaz içerisinde neye erişip erişemeyeceğini kontrol edebilse de, yapılan ankete göre Türkiye’deki kullanıcıların sadece %48’i cihazlarındaki her bir uygulamanın ayarlarını bilerek değiştiriyor. Dahası, sadece %40’ı lisans anlaşmasının içeriğinden hoşlanmadığı uygulamaları yüklemekten vazgeçiyor.

Kaspersky Lab Tüketici İşleri Başkanı Andrei Mochola konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Kullanıcılar, kullanmadıkları uygulamaları silmek, kullandıklarını güncellemek ve ayarlarını yapmak gibi basit ama olmazsa olmaz bazı adımları atmadıkları için cihazlarını ve kişisel bilgilerini tehditlerle yüz yüze bırakıyorlar. Cihazlarımızda dijital bir yığıntının birikmesi, uygulamaların bakımını ihmal ettiğimiz anlamına geliyor fakat bu noktada kendimizi riske atıyoruz. Çünkü bunun sonucunda cihaz hataları, pil ömrü sorunları veya zararlı yazılım bulaşması gibi çeşitli problemlere yol açabiliriz. Kullandığımız uygulamaların en hassas ve kişisel bazı verilerimize erişimi oluyor ve kullanıcılar genelde bu verilerin paylaşıldığından habersiz oluyor. Kullanıcılarımızı dijital ortamlarını derli toplu tutmaları konusunda teşvik ediyoruz. Temiz, toplu bir oda evimize ve hayatımıza nasıl ferah ve taze bir hava katıyorsa, aynı şekilde düzenli bir bilgisayar veya akıllı telefon da keyifli ve daha da önemlisi güvenli bir deneyim sunar.”

Cihazlardaki dijital yığıntı ve dağınıklıkla baş edip kişisel verilerinizi korumak için şu önlemleri almanız tavsiye ediliyor:
  • Neyin nerede saklandığını bilin – Biraz zaman ayırın ve cihazlarınızı inceleyerek hangi verilerinizin hangi uygulamalar veya dosyalar içerisinde saklandığını anlayın.
  • Cihazınızın bahar temizliğini yapın – Dijital ortamınızı düzenlemek için cihazlarınızda sakladığınız ve özellikle de kullanmadığınız verileri belirli aralıklarla temizleyin.
  • Güncellemelere önem verin – Uygulama ve yazılımlarınızı düzenli olarak, yeni sürümleri çıkar çıkmaz güncelleyin.
  • Özel yazılımlardan destek alın – Örneğin Kaspersky Lab’ın güvenlik çözümleri içine entegre edilmiş olan gibi bir yazılım temizleyici, cihazınıza yüklenmiş olan tüm uygulamaları tarayarak potansiyel olarak risk teşkil edenleri veya nadiren kullanılanları tespit eder.
Türk akıllık telefon kullanıcılarının %37’si cihazlarını güncellemiyor

08 Ekim 2015

Google “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”

Google tarafından Haziran 2015’te gerçekleştirilen “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”nın sonuçlarına göre markalar için başarıya giden yol önemli “anı yakalamaktan” geçiyor.

Mobil teknolojinin hayatlarımızı radikal bir şekilde değiştirdiği günümüzde artık aralıklarla online olmaktan değil, sürekli bağlı olmaktan, milyarlarca önemli anı online olarak yaşamaktan söz ediyoruz. Bu durum kullanıcıların dilediği şeyi dilediği zamanda bulmasını, yapmasını, seyretmesini ya da satın almasını kolaylaştırırken, bir yandan da pazarlamacıların doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmaları için bugüne kadar hiç görülmemiş fırsatlar sunuyor.
Google’ın Haziran 2015’te gerçekleştirdiği “Önemli Anlar Türkiye Araştırması” da ortaya koyduğu sonuçlarla günümüz tüketicileri için anların önemine, pazarlamacılar ve iletişimciler içinse bu “doğru anları” yakalamanın yaşamsallığına dikkat çekiyor.

Milyarlarca önemli an online olarak yaşanıyor
Birden fazla ekran üzerinden medya tüketimi geçtiğimiz 3 yıl içerisinde internet kullanıcılarının %90'ının alışveriş, seyahat planı ya da herhangi bir içerik görüntülemek gibi nedenlerle cihaz değiştirmesine bağlı olarak %500 düzeyinde artış gösterdi1. Bu durumsa tüketicilerin ilham ya da bilgi arayışında olduğu, yeni şeyler keşfettiği ya da kararlar verdiği amaç ve tutku odaklı geçirdiği "önemli anları" beraberinde getirdi.
Araştırma kapsamında 'izlemek istiyorum', 'yapmak istiyorum', 'bulmam lazım' ve 'satın almam lazım' anları gibi farklı durumları işaret eden bu anlarla ilgili ilginç veriler ortaya konuyor:

İzlemek istiyorum anları
Akıllı telefon kullanıcılarının %60'ı, ilgili araştırmanın yapıldığı haftadan önce eğlenmek ya da ilham almak için YouTube'u açmış*.
Yapmak istiyorum anları
35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80'i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube'da bir video bulabileceğine inanıyor.
Bulmam lazım anları
İnternet kullanıcılarının %92'si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.
Satın almam lazım anları
Akıllı telefon kullanıcılarının %92'si belirli ürünler için alışveriş yaparken cihazlarını kullanmış.

Markalar için milyarlarca fırsat...
Araştırma sonuçları markalar açısından da söz konusu anları doğru değerlendirmenin sağladığı fırsatlara dikkat çekiyor:

Tercihleri şekillendirme
İnternet tüketicilerinin %71'i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.
Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63'ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.
Kararları etkileme
Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54'ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldığını belirtiyor.
Akıllı telefon kullanıcılarının %75'i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

Önemli Anlar Türkiye Araştırması’nda öne çıkan sonuçlardan bazıları ise şöyle sıralanıyor:
  1. Türkiye'de online tüketicilerin %88'i kendisine uygun gelen bir markadan gelen bir mesajı gördükten sonra harekete geçiyor.

  2. 35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80'i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube'da bir video bulabileceğine inanıyor.

  3. İnternet kullanıcılarının %92'si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.

  4. İnternet tüketicilerinin %71'i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.

  5. Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63'ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.

  6. Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54'ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldıklarını ifade ediyor.

  7. Akıllı telefon kullanıcılarının %75'i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.
(*) Bağlı Tüketici Anketi, 2014/2015
(2) Önemli Anlar Türkiye Araştırması, Haziran 2015
Google “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”





































İnfografik için: https://www.thinkwithgoogle.com/intl/tr-tr/infographic/onemli-anlari-kazanmak/

02 Ocak 2014

Erkekler kendi fotoğrafını kadınlardan daha çok çekiyor

Erkekler kendi fotoğrafını kadınlardan daha çok çekiyor
Samsung’un İngiltere’de gerçekleştirdiği araştırmaya göre; kullanıcıların üçte birinden fazlası “mükemmel fotoğraf karesi”ni yakalamak için hayatlarının çok önemli bir anını kaçırıyor.
Erkeklerin yüzde 45’i çektikleri fotoğrafı anında paylaşırken, kadınlarda ise bu oran yüzde 57. Kendi fotoğrafını çeken erkeklerin sayısı, kadınların neredeyse iki katı.

Samsung Electronics’in, İngiltere’de gerçekleştirdiği araştırma* sonuçları, kullanıcıların fotoğraf ve fotoğraf paylaşım trendlerine yönelik önemli ipuçları sunuyor. Araştırma, kullanıcıların cep telefonu tercihlerini belirlerken, fotoğraf çekme özelliğini en üst sıraya yerleştirdiğini ortaya koydu.

Araştırmaya katılanların yüzde 41’i havalı ve sosyal etkinliklere katıldıklarını arkadaşlarına ve ailelerine anlatmaktan hoşlandığını söylerken, yüzde 19’u da paylaştıkları içeriğin “beğenilmesi”, “paylaşılması” ya da “retweet edilmesi” gibi sosyal etki yaratması halinde bundan hoşlandıklarını kabul ediyor. ‘Selfie’ kelimesinin Oxford İngilizce Sözlüğü’nün* “yılın sözcüğü” uygulaması için oy aldığı göz önüne alındığında, ankete katılanların yüzde 13’ünün kendilerinin iyi göründüğünü düşündükleri fotoğrafları paylaşmaktan hoşlandıklarını söylemeleri şaşırtıcı değil. Erkeklerin yüzde 17’si bunu yaptığını kabul ederken, kadınlarda bu oran yüzde 10.

Kadınların yüzde 57’si çektikleri fotoğrafı anında paylaşıyor, erkeklerde bu oran yüzde 45
Araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 26’sı cihazlarını sadece arkadaş ve ailelerini aramak için kullandıklarını kabul ediyor. Katılımcıların yüzde 52’si arkadaş ve aileleriyle içerik paylaşmak için akıllı telefonlarından çektikleri fotoğrafları anında sosyal medya profillerine yüklediklerini ifade ediyor. Bu eğilim, kadınlarda daha yaygın. Kadınların yüzde 57’si çektikleri fotoğrafı anında paylaştıklarını söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 45.

Kullanıcıların yüzde 35’i “mükemmel fotoğraf” için önemli bir anı kaçırıyor
Tüketicilerin akıllı telefonlarında görmekten hoşlandıkları özellikler arasında zoom özelliğine sahip objektif (yüzde 55) ve amacı ne olursa olsun mükemmel bir fotoğraf çekmelerine yardımcı olan farklı kamera modları (yüzde 33) yer alıyor. Katılımcıların üçte birinden fazlası (yüzde 35), mükemmel bir kare yakalama telaşıyla hayatlarındaki çok önemli bir anı kaçırdıklarını belirtirken, yüzde 25’lik bir bölümü konserdeyken, yüzde 24’ü düğündeyken, yüzde 32'si tatildeyken ve yüzde 15'i de bir spor karşılaşması izlerken telefonlarının kamerasının daha iyi olmadığı için hayıflandıklarını belirtti.
*Araştırma, 2.000 kişilik bir örneklem grubun katılımıyla Samsung Electronics adına OnePoll tarafından yapıldı.
**The Guardian, Kasım 2013

13 Kasım 2013

İstanbul'un Kalbi Trafikte Atıyor: IBM Trafik İnfografiği

Bugün dünya metropolleri arasına adını yazdıran İstanbul’da yaklaşık 14 milyon kişi yaşıyor.

Bu nüfus sürekli hareket halinde ve trafikteki hareket sayısı günde 40 milyona ulaşmış durumda.

Üstelik trafikteki yoğunluk bayram ve okul sezonu gibi dönemlerde daha da artıyor.

Ulaşımda karşılaşılan en büyük zorluk olarak %74 ile sıkışıklık ve % 66 ile de aşırı kalabalık olarak belirtiliyor.

İstanbul’lular günde yaklaşık 30 dakikalık yolculuk için yılda ortalama 118 saat kaybediyor

Düzenli okula ve işe gidenlerin yüzde 54’ü her gün 1 saatten fazla zamanı trafikte geçiriyor.

Sağlık ve eğitimden sonra beklenen en önemli 3. kamu hizmeti ulaşım

IBM şimdi ‘İstanbul Bilişim Zirvesi: Akıllı Şehirler Kongresi'nde!

Bu yıl 13-14 Kasım’da gerçekleşecek olan Akıllı Şehirler temalı ‘İstanbul Bilişim Zirvesi’nin farklı oturumlarında IBM yer alıyor.

03 Eylül 2013

Veri Yedekleme İle İlgili Doğru Bilinen 7 Yanlış

Double-Take, özellikle kurumlar açısından hayati önem taşıyan veri yedekleme ile ilgili doğru bilinen 7 yanlışa dikkat çekti. Double-Take’in Türkiye distribütörlüğünü yapan Stratus Bilişim Sistemleri’nden Teknik Müdürü Erkan Tuğral, bu konuda doğru bilinen yanlışların veri kaybına yol açabileceğini söyledi.

Sanal ortamlar için kullanılan çoğu felaketten kurtarma ve iş sürekliliği teknolojileri sadece tek bir ortam ve belirli problemler üzerine çözümler sunuyor. “Bütün kritik uygulamalarınızın ve verilerinizin erişilebilir olduğuna emin olmak için, yeteri kadar esnek ve güçlü olmayan tek boyutlu çözümleri kabul etmek zorunda değilsiniz” diyen Erkan Tuğral, Double-Take’in 7.0 sürümünün, ajanlı ve ajansız koruma seçenekleriyle bütün fiziksel, sanal ve bulut sunucuların korunmasını sağlayan ilk ve tek iş sürekliliği, felaketten kurtarma ve taşıma çözümü olarak öne çıktığını söyledi.

Yanılmak kolay
Erkan Tuğral, kritik sunucu, iş yükü ve verileri korumak söz konusu olduğunda yanılmanın çok kolay olabildiğine dikkat çekerek, “doğru bilinen yanlışlar veri kaybına yol açabilir” diye konuştu. Tuğral doğru bilinen yanlışları ve gerçek doğruları şöyle sıraladı:
  • Yanlış 
  • Ajansız koruma, sanal makineleri korumak için tek yöntemdir.
Doğru
  • Gelişmiş uygulama farkındalığı ve gerçek zamanlı işlem tutarlılığı olmadan, yalnız başına ajansız koruma, korumanın esnekliğini sınırlar. Sanal makineleri tam olarak koruyabilmek için ajan-tabanlı korumaya ihtiyaç duyarsınız.
  • Yanlış 
  • Erişilebilirlik için en iyi seçim Storage tabanlı replikasyondur.
Doğru 
  • Storage-tabanlı replikasyon yavaştır, üreticilerin aynı olması gerekir, saklı ücretlendirmeler içerir ve teknolojik gelişmeleri sınırlıdır. Sunucu tabanlı replikasyon ise en iyi performansı sağlar ve çapraz platformlar arası çalışabilir.
  • Yanlış 
  • Farklı hipervizörler arası koruma sağlanamaz.
Doğru
  • Ajansız teknolojiler platformlar arası koruma sağlayamaz. Fakat ajan tabanlı teknolojiler sağlar.
  • Yanlış 
  • Sanal felaket kurtarma için en iyi çözüm halen yedeklemedir.
 Doğru
  • Sanal tabanlı çözümlerin birçoğu periyodik yedekleme kullanıyor, bu yöntemin sonucu ise kötü RPO (Kurtarma Noktası Hedefi).
  • Yanlış
  • Sanallaştırma yalnızca tek yöne ilerler.
 Doğru
  • İş yüklerinin fiziksel, sanal ve bulut çözümler arası taşınabilir olması gerekirken bir çok taşıma ve koruma çözümü orijinal kaynağa geri dönüş sağlamaz.
  • Yanlış 
  • Ajansız replikasyon çözümleri bütün uygulamaları koruyabilir.
Doğru
  • Bütün uygulamalar aynı değildir. Bazıları daha çok veya daha iyi korunmaya ihtiyaç duyar.  Felaket kurtarma stratejiniz kritik uygulama ve iş yükleriniz için gerçek zamanlı replikasyon sağlamalıdır.
  • Yanlış 
  • Ajansız replikasyon çözümleri kendi seçebileceğim bir bulut hizmetine felaket kurtarma yapabilir.
 Doğru
  • Ajansız çözümler teknoloji tercihlerinizi ve bulut sağlayıcılar arası seçiminizi sınırlayabilir. Ajan tabanlı replikasyon ise platform bağımsız koruma ve uyumluluk sunar.
7  Yanlışın Sonu

Kurumlara seslenerek, 7 yanlışı değerlendiren Erkan Tuğral, şu tespiti yaptı: “Artık sanal sunucu korunması ve iş yükü taşınabilirliği hakkındaki yanlışları yıktığımıza göre tüm sanal makineleriniz için basit bir felaket kurtarma yöntemi kullanmanız için kandırılamayacaksınız. Veri merkezleri karmaşık ortamlardır ve Double-Take 7.0 gibi bir çözüm size birleşik koruma sağlayacaktır. Double-Take, kanıtlanmış felaket kurtarma ve fiziksel, sanal ve bulut ortamları arasında dönebilen erişilebilirlik teknolojileri sunar.”


13 Temmuz 2013

Programlama Dilleri Gelişimi ve Tarihi

Programlama Dilleri Gelişimi ve Tarihi
Bir programın oluşturulmasında kullanılan komutlar, tanımlar ve kuralların belirtildiği programlama araçları olarak tanımlanabilen "programlama dilleri"nin ne kadar eski olduğunu ve nasıl bir gelişim gösterdiğini hiç merak ettiniz mi? Peki ya ilk programlama dilinin 100 yıldan fazla zaman önce bir kadın tarafından yazıldığını biliyor musunuz?

13 Mayıs 2013

Siber suçlular paranızı çalmak için nasıl ustalaşıyor?

Siber suçlular paranızı çalmak için nasıl ustalaşıyor?
Trend Micro'nun yayınladığı infografik'te siber suçluların izlediği yollar ve kazançları yer alıyor

Siber suçlular paranızı çalmak için nasıl ustalaşıyor?

21 Nisan 2013

Türkiye'de internet'in 20 yılı nasıl geçti?

Türkiye'de internet'in 20 yılı nasıl geçti?
Bundan 20 yıl önce Türkiye, 64 Kbps kapasiteli kiralık hat ile ilk internet bağlantısını gerçekleştirdi. Geçen 20 yılda Türkiye hızın yanı sıra telekomünikasyon hizmetleri ve transit veri trafiğinin taşınmasında da önemli bir noktaya geldi.

20 yıl önce şu sorular popülerdi

"Telefonu kim açtı, yine internet düştü", "ICQ numaran kaç", "İnternetten çık, telefonla konuşacağım"… 20 yıl önce bu ve benzer soruları oldukça sık duyuyorduk. Türkiye'de internet 20. Yılına girdi. Turkcell Superonline geride kalan 20 yılda artan bağlantı hızıyla nelerin değiştiğini hazırladığı infografik ile gözler önüne seriyor.

Turkcell Superonline Genel Müdürü Murat Erkan, İnternet Haftası kapsamında “Türkiye’de İnternet’in 20. Yılı” ile ilgili yaptığı açıklamada; “Bundan 20 yıl önce Türkiye, 64 Kbps kapasiteli kiralık hat ile ilk internet bağlantısını gerçekleştirdi. O günden, Turkcell Superonline’ın dünya ile aynı anda fiber internet yatırımına başladığı 2008 yılına geldiğimizde, DSL teknolojileriyle ancak 8 Mbps’ye kadar internet servisi verilebiliyor, Türkiye’de internet kullanıcılarının yüzde 94’ü sadece 1 Mbps ile bağlanıyordu. Turkcell Superonline olarak 5 yıl önce fiber teknolojisiyle 10 Mbps ile başlattığımız hız devrimini, Mayıs 2011’de minimum internet hızımızı 10 Mbps’den 20 Mbps’e çıkararak sürdürdük. Bugün ise beşinci yılımız şerefine fiber internette hız çıtasını minimum 25 Mbps’ye yükselttik. En yüksek internet hızında ise halen Türkiye’de evlere kadar 1000 Mbps hızını verebilen tek operatörüz. Türkiye’yi dünyada evlere kadar bu hızı sunabilen ilk 5 ülke arasına soktuk” dedi.

Geçen 20 yılda Türkiye’nin hızın yanı sıra telekomünikasyon hizmetleri ve transit veri trafiğinin taşınmasında da önemli bir noktaya geldiğini vurgulayan Erkan, “Fiber yatırımına başladığımız ilk günden bu yana İstanbul’u internet üssü yapma vizyonuyla, 1,8 milyar TL yatırım yaparak 31 bin kilometrenin üzerinde uluslar arası standartlarda güçlü bir fiber optik altyapısı kurduk. Türkiye’ye 75 ilimize değen ve komşu ülkelerin sınırlarına kadar genişleyen bir fiber internet altyapısı kazandırmış durumdayız. Sınır bağlantılarımız üzerinden Avrupa, Kafkasya, Asya ve Ortadoğu arasındaki telekomünikasyon hizmetleri ve transit veri trafiğinin taşınmasında önemli rol oynuyoruz. Üstlendiğimiz bu önemli rol ile başta İstanbul olmak üzere, Türkiye’nin küresel telekomünikasyon şebekesinin çekim ve kesişim merkezi olmasını sağlıyoruz” dedi.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye daha ileri teknolojiler sunmak ve Türkiye’nin 2023 hedeflerini gerçekleştirmek için yeni nesil fiber altyapı yatırımlarını sürdüreceklerini belirten Erkan, “Yatırımlarımızla 20 yılda dünya internet sektöründe üst sıralara taşıdığımız Türkiye’yi, bundan sonraki yıllarda da daha ileri götürmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Türkiye’nin 2023 hedefi olan 14 milyon haneye 1000 Mbps fiber internet altyapısını götürme projesinde taşın altına elimizi koyduk” dedi.

07 Nisan 2013

Dünden bugüne Microsoft Office - Infografik

Microsoft'un en çok kullanılan ürünlerinden biri olan Microsoft Office pazarda hala en çok kullanılan ofis yazılımı durumunda. Peki Microsoft Office ilk ne zaman piyasaya sunuldu? Hangi sürümleri ne zaman yayınlandı? Sürümlerin özellikleri neler? gibi sorulara cevap veren microsofttraining.net'in hazırladığı infografik şöyle

23 Ocak 2013

İçerik Pazarlamanın Anatomisi

İçerik Pazarlamanın Anatomisi
Contentplus tarafından hazırlanan infografik markalar için içerik pazarlaması konusunda önemli veriler içeriyor. İnfografik, başarılı içerik pazarlamasının küçük işletmelerin online büyümelerinde nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor. İnfografiğin Türkçeleştirilmiş halini aşağıda bulabilirsiniz.

20 Ocak 2013

Dünden bugüne Microsoft

Dünden bugüne Microsoft
1974 yılından başlayarak Microsoft’un 38 yıllık teknoloji tarihindeki satır başlarına yer verilen infografik. İkinci info grafik ise işletim sistemleri ile ilgili.

02 Ocak 2013

Online İnfografik Hazırlayabileceğiniz Servisler

Online İnfografik Hazırlayabileceğiniz Servisler
Özellikle son 2 yıldır hemen hemen her araştırma, rapor, istatistik v.s. paylaşımlarında kullanılan infografikleri hazırlamak kolay değildir. Ancak online bazı servisler yardımınıza koşuyor ve hiçbir bilgi sahibi olmadan çok kolay infografik hazırlamanıza olanak sunuluyor. İnfografikler sayesinde veri paylaşımları daha anlaşılır ve eğlenceli hal alıyor.

Önce infografik nedir kısaca ona bakalım. Wikipedia'daki açıklamaya göre, Bilgilendirme grafikleri ya da infografikler; bilgi, veri ve bilgi birikimlerini görsel olarak sergileyen grafiklerdir. Bu grafikler çok karışık konuları işaretler, haritalar ve teknik yazarlık ile çok kolay ve açıklayıcı bir şekilde sergiler. Bilgilendirme grafikleri ile bilgisayar, matematik ve istatistik bilimciler tek bir sembol ile süreç bilgilendirmesini yapabilirler ve geliştirebilirler.

Ücretsiz online infografik hazırlayabileceğiniz servisler

http://piktochart.com
http://infogr.am
http://www.easel.ly
http://venngage.com
http://visual.ly
https://creately.com

Visual.ly ile hazırlanmış örnek infografik http://visual.ly/12-eyl%C3%BCl-infografik

Son olarak benim uzun süredir farklı grafikler hazırlamama yardımcı olan Canva'nın da infograkik hazırlama servisi olduğunu öğrendim. https://www.canva.com/tr_tr/yapma/infografiken/ adresinden ulaşabileceğiniz servisin yanında hemen hemen tüm grafik ihtiyaçlarınızı Canva üzerinden giderebilirsiniz

15 Aralık 2012

Türkiye’deki ve Dünya’daki Alan Adı Piyasasına Dair İstatistikler

TC uzantılı alan adlarının satışını gerçekleştiren TCNET Internet Şirketi tarafından yayınlanan infografikte, Türkiye’den ve dünyadan alan adı kullanımı ile ilgili dikkat çekici bilgilere yer verilmiş.

17 Temmuz 2012

Windows Azure Infografik

Windows Azure Infografik
Microsoft’un açık ve esnek bulut platformu Windows Azure uygulama geliştiriciler ve kurumlara bulutun gücünden sonuna kadar yararlanabilme imkanı sunuyor. Microsoft veri merkezlerinden sağlanan Windows Azure hakkındaki infografik

01 Nisan 2012

QR Kod'un tarihçesi



QR son zamanlarda özellikle mobil cihazların yaygınlaşması ile adını çok duyduğumuz ve popüler olan bir barkod türüdür. Daha önce QR Kod ile ilgili bilgileri Gelecekonline'da vermiştik. Şimdi de Berna Ekim'in blogunda paylaştığı QR Kod'un tarihçesine bakalım.

1890 Popülasyon sayımına göre baskı kalıbı için kullanılan kartlar geliştirilmeye başlanıyor.

1930-1940 30’ların ortasında yatay barkod sistemi geliştirilmiş..

1948 Joseph Woodland ve Bernard Silver tarafından bu barkod konsepti daha da gelişmeye başlamış.

1949 Bu konsept ile birlikte patent kavramı da ortaya çıktı.

1952 Woodland ve Silver ilk barkod ürününün patentini çıkarttı. Bu barkod ilk olarak Philco tarafından satın alındı.

1966 Ulusal Besin Zinciri Birliği ilk barkod teknolojisinden faydalanan kuruluş.

1974 Code 39 sembolojide ilk alfasayısal barkod.

1984 Borkod teknolojisi hem üretici hem de dağıtıcı bir  şirket olan Scan Tech tarafından bütün Avrupa’ya ulaştırılıyor.

1999 QR kodları Japonya Endüstri Standartları listesinde yerini alıyor.

2008 Mobil teknolojisi aracılığı ile barkod sistemi elektronik uçuş kartlarında da kullanılmaya başlanıyor.

Son Yorumlar